Bununla beraber, çok daha az sayıda insan tımarhanelerin, bakım evlerinin ve çocuk esirgeme kurumlarının aynı şeyi yaptığını anlamış gözüküyor. Bu kurumlar, müşterilerine, ruh hastalarının, yaşlı ya da kimsesizlerin düşkünlük psikolojisini aşılamakta ve hapishane müdürleri için gelir sağlayan hapishaneler gibi bütün mesleklerin varoluşu için mantıksal bir neden ortaya koymaya çalışmaktadır.
Ama, ben niçin buradayım ey Tanrım? Doymaz bir tutkunun taze çekirdeği, ne doğuyu ne de batıyı soran azgın bir fırtına, yanıp dağılan bir gezegenin yolunu şaşırmış bir parçası olan ben, neden burada olmalıyım?
Niçin buradayım? Ey yitik ruhların Tanrısı, tanrılar arasında yitik olan Tanrı, sana soruyorum!
Yenilgi, yenilgim, yalnızlığım ve kimsesizliğim.
Binlerce yengiden de bana değerli olan sen!
Dünyadaki tüm parlak başarılardan
sensin yüreğime yakın olanı!
Yenilgi, yenilgim, başkaldırım
ve de benim kendimle tanışmam.
Sayendedir ki, hala ben ayağı yere basan
ve solmuş defneler peşinde koşmayan
biri olduğumun bilincindeyim;
ve sende, yalnızlığımı buldum
ve de herkesten uzak,
ve de gururlu olmayı.
Yenilgi, yenilgim, benim parlak kılıcım
ve de kalkanım.
Gözlerinde okudum tahtı arayanın
kendi kendisinin kuluna dönüştüğünü.
Ve, bir kimsenin derinliklerindeki
esasını anlayabilmemiz için
onun gücünü söndürmemiz gerektiğini.
Ve ancak böylesine olgunlaştıktan sonradır ki,
bir meyvenin tadına varılabildiğini.
Yenilgi, yenilgim,
benim sözünü sakınmaz yol arkadaşım
şarkımı, bağrışmalarımı, sessizliklerimi hep duyacaksın.
Ve senden başka hiç kimse bana söz etmeyecek
kanat çırpınmalarından ve deniz kabarmalarından
ve de geceleri yanan dağlardan.