En kötüsü bir haftadır çalışamamaktı. Her gün öğleye doğru atölyesine gidip sehpaya bakıyor, çalışma gücü yitik, kendini sedire atıyordu. Kulakları kapı ötesinin bütün tıkırtılarına açık, yalnız kanının damarlarındaki koşusunu duyardı. Son haftaya değin kendi etinin gürültüsünü bu kadar açık hiç işitmemişti.
-Ben başkayım.
-Ben de başkayım. (Fatma'ydı bu.)
-Doğru, hep başkayız. Ayak bastığımız her yer dünyanın merkezi oluyor. Her şey bizim çevremizde dönüyor...