Yine der ki bütün dilsel topluluklar, "Kendi dilleri ve kültürleriyle eğitim-öğretim hakkına sahiptirler" ve "kendi dillerinin aktarımını sağlamak için ihtiyaç duyulan önlemleri alma hakkına sahiptirler."
UNESCO'nun Evrensel Dil Hakları Bildirgesi'ne göre, "Bütün diller kolektif bir kimliğin ve gerçeği farklı bir şekilde öğrenme ve tanımlamanın ifadesi olduğundan, bütün yönleriyle gelişimlerini sağlamak için gerekli bütün koşullardan faydalanmalıdırlar." ve "Hukuk karşısında tüm dilsel topluluklar eşittir." ve "Bu eşitliğin gerçek ve etkin olması için tüm önlemler alınmalıdır."
Kitap 1970-1980 arasında Irak'ta yaşayan bir Kürt çocuğunun gözünden yaşananları anlatıyor. Ama bu cümleme bakıp sürekli acıların anlatıldığını sanmayın. Esasında anlatılanlar güzel şeyler değil fakat bir çocuğun gözünden okuyunca biraz yumuşuyor sanki. Henüz ne olup bittiğini tam olarak anlayamayan bir çocuktan dinliyoruz aslında yaşanılanları bu yüzden sürgünlerin, acıların yanında hep bir yaşama sevinci, hep bir umut da var. Yer yer göz doldurdu, yer yer gülümsetti, yer yer ürpertti. Bu kitabın yeri bende ayrı olacak. Daha fazla anlatmak istemiyorum direkt sizlere öneriyorum. Buyrun siz de okuyun :)
Fatma
İlk gün
Öğretmen bir ağaç resmi çizdi
Beyaz elmaları olan
Pencerenin yanına.
Her birimizin bir elması vardı.
Türkçe öğrenmek zorundaydın,
Türk olmak.
Bazen bizi dövüyordu.
Bazen şeker getiriyordu bize.
Yılın sonunda bütün elmalar
Kırmızıydı.
Benimkisi hariç.
Ben Kürdüm.