Trajediye ne kadar tahammül edebilirsin? (Spoiler yok)
Puan vermedi·128 syf.··
2026 11. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 16:49
Hüzün ve elem beklentisiyle kapısını çaldığınız Modern Japon Edebiyatı, sizi ilk Dazai ile karşıladığı gibi bu beklentiye de doyuruyor. Zengin bir ailede doğmasına rağmen ilerleyen yıllarda çeşitli bağımlılıklarla savaşan ve defalarca intihara kalkışan Osamu DazaiOsamu Dazai kaleminden de acı ve umutsuzluk dökülüyor. Bir ara kendime "Adeta Dostoyevski'nin karamsarlığını okuyorum." demiştim, ki örnek aldığı yazarlardan birisinin F.M. Dostoyevski olduğunu öğrendim:) Kitabın içeriğine gelirsek, kitaba yeni başladığımda 1K'da neden bu kadar düşük puanlandığını anlamamıştım. Çünkü yazar kesinlikle kendini okutmasını biliyor. O kadar zekice gözlemler tespit ediyordum ki, başta hayran kaldım. Korkunç bir dünyada var olma çabası, depresyonun insanda yarattığı Oblomov'suluğu çok güzel aktarmıştı. Üstüne toplumda bir yer edinmek için davranışlarındaki "palyaçoluk" metaforları ile kalbimi kazandı. Ancak ilerledikçe melankolinin ve çaresizliğin ucunun kaçıp gittiği korkunç bir hikayeye dönüştü kitap. Her ne kadar akıcı da olsa o iç sıkıntısıyla son sayfaları okudum. Yozo'yu benimsemiş ve sonrasında derin bir acıma hissetmiştim ve ağladım. Kitap gerçekten sizde bir iz bırakıyor. Benim gibi hassas kalplilerin okumadan öne iki kere düşünmesi gereken yine de inanılmaz hızla akacak olan bir kitap. Arkadaşım reading slump'tan bu kitap ile çıktığını söylemişti, övüldüğü kadar da var yani. Keyifli okumalar!
1000Kitap
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,1bin okunma
8/10
·303 syf.··
2026 107. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 18:09
Yeni bir incelemeden daha herkese merhaba! Kısaca konusu: June Hayward başarılı bir yazar olan arkadaşı Athena Liu’ya büyük bir kıskançlık beslemektedir. Athena’nın Netflix ile yaptığı anlaşmayı kutladıkları gece Athena, arkadaşının gözlerinin önünde ölür. Athena’nın ölümünden sonra June, o gece gördüğü Athena’nın kitabını kendi kitabıymış gibi tanıtır. June işlerin normal işleyeceğini düşünür ancak durum hiç de öyle olmaz... • Kitapta yazarların yaşadığı zorluklara değinilmesi güzeldi •Çoğu sayfada küfür okumak biraz rahatsız ediciydi. •Kitapta June’un Athena’yı kıskanmasını anlayabiliyorum ancak Athena ile çok yakın olmamalarına rağmen Athena'yı kullanarak ünlenmesi onu haksız yaptı. Önerim: okursanız büyük bir ihtimalle seversiniz.
Duygu ve Düşünce
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·560 syf.·
2026 12. kitabı
Haşhaş Savaşı Üçlemesi Üzerine Bir İnceleme R. F. Kuang'ın Haşhaş Savaşı, Ejderha Cumhuriyeti ve Yanan Tanrı kitaplarından oluşan üçlemesi, okuduğum en sarsıcı fantastik serilerden biri oldu. İlk bakışta büyü, savaş ve siyasi entrikalarla örülü bir fantastik kurgu gibi görünse de aslında insan doğasının en karanlık yönlerini, gücün yozlaştırıcı etkisini ve savaşın yıkıcılığını anlatan derin bir hikâye sunuyor. Serinin başkahramanı Rin, yoksulluktan kurtulmaya çalışan sıradan bir kız olarak başladığı yolculukta büyük bir gücün sahibi oluyor. Ancak onu diğer fantastik roman kahramanlarından ayıran şey, kusursuz olmaması. Rin hata yapıyor, öfkeleniyor, intikam duygusuna kapılıyor ve zaman zaman okuyucunun onu anlamakta zorlanacağı kararlar veriyor. Bu yönüyle oldukça gerçek hissettiriyor. İlk kitap olan Haşhaş Savaşı, okuyucuyu yavaş yavaş sertleşen bir dünyanın içine çekiyor. Başlangıçta bir akademi hikâyesi gibi ilerleyen olaylar, ilerleyen bölümlerde savaşın dehşetiyle yüzleşmemizi sağlıyor. Özellikle savaş sahneleri yalnızca fiziksel yıkımı değil, insanların ruhlarında açılan yaraları da gözler önüne seriyor. İkinci kitap Ejderha Cumhuriyeti, karakterlerin iç çatışmalarını ve siyasi mücadeleleri daha da derinleştiriyor. Bu kitapta Rin'in yalnızlığı ve kendisiyle savaşı beni en çok etkileyen unsurlardan biri oldu. Güç kazandıkça özgürleşmek yerine daha da ağır yüklerin altında ezilmesi oldukça trajik bir tablo çiziyor. Serinin final kitabı Yanan Tanrı ise baştan sona duygusal bir yıkım niteliğinde. Karakterlerin verdiği mücadeleler, kayıplar ve kaçınılmaz sonlar insanın içini burkuyor. Özellikle final sayfalarında, hikâyenin kahramanlık anlatılarından çok fedakârlık, acı ve bedel ödemek üzerine kurulu olduğunu hissediyorsunuz. Bu üçlemeyi okurken en çok
Yanan TanrıR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 2022781 okunma
Puan vermedi·664 syf.··
2026 7. kitabı
“Traduttore, traditore: Bir çeviri eylemi, her daim bir ihanet eylemidir.” Genç yazar R.F. Kuang’ın eserleri zamanla fantastik edebiyattan alternatif tarihe kayarken, 2022 yılında yayınladığı Babil çoğu açıdan titizlikle işlenmiş, dolu dolu bir deneyim sunuyor okura. Karşımıza bir anda çevirmenler devriminin görkemli hikâyesini anlatan, hareketli ve kapsamlı bir eser çıkıyor. 19. yüzyıl Oxford’unda, dünyanın dört bir yanından yalnızca bir iş için yetiştirilip İngiltere’ye getirilen “Gevezeler”: Gümüş işçiliği ve çevirinin ustaları, geleceğin şekillendiricileri. Aldıkları eğitim, zorlayıcı sınavlar, yerine getirmeleri beklenen görevler ve hizmet ettikleri amaç… Peki, görünürde kusursuz işleyen bu sistemin çöküşü neye bağlı olabilir? Bu soruyu ve daha fazlasını irdelemekten çekinmeyen Babil, ırkçılıktan sömürgeciliğe, ulusların yükselişinden emperyalizme dek pek çok temayı ustalıkla işliyor. 664 sayfa uzunluğuna rağmen Kuang ne gereksiz anlatımlara sapıyor ne de anlatımın ritmini kaybediyor. Örneğin Oxford’un ihtişamı ve gümüş işleme sistemi, kitapta zekice kurgulanmış bir sihir mekanizması olarak karşımıza çıkıyor. Herhangi bir abartıya kaçılmadan vurgulanan çeviri ve dilin önemi ise, kitabın dil bilime cesurca göz kırpmasından ibaret. Etimolojiye değinilen sahneler ise bu büyülü çerçeveyi daha da zenginleştirmekte. Kuang’ın zarif dili ve akıcı anlatımı, Babil’in eleştirel temasıyla ustalıkla birleşiyor ve sonuçta ortaya, tüm bu görkeminin altında, iğne ipliğine bağlı dengelerle örülmüş bir sistem çıkıyor: Babil. Şunu da belirtmek gerekiyor ki yer yer eklenen dip notlar okuma deneyimini desteklerken, zamanla okuru tam olarak tatmin etmiyor. Babil’i okumak meraklı zihinlerde pek çok soru işareti yaratmak için biçilmiş kaftan. Ayrıca, gittikçe artan ivmesi ve çarpıcı sonu
1000Kitap
BabilR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 20241,920 okunma
10/10
·545 syf.··
2026 4. kitabı
·
44 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 22:53
spoiler içerir; uzun zaman önce başlayıp, anca şimdi bitirebildiğim bir kitap. ilk başlarda insanı sıkıyor, ve bazı yerlerde fazla uzuyor gibime geldi ama öyle bir şey oluyor ki, insan kitabı bırakamıyor. karakterlerin hepsine ayrı bir bağım oldu, bundan dolayı da çok üzüldüğüm yerler oldu, ve sonu da hiç istediğim gibi bitmedi. ama bir yandan da öyle bitmesi gerekiyormuş gibi. ramy’e a yazık oldu diye düşünüyorum, sonu daha iyi bitebilirdi, çünkü aralarından en akıllısı oydu, çok aniden hayatına son verilmesi sinir bozucu. ama yine de çok beğendiğim bir kitap, kesinlikle 10 yıldızı hakediyor.
BabelR. F. Kuang · Harper Voyager · 20221,920 okunma
Bunların gerçekte var olması daha korkunç
10/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 19:45
Haşhaş SavaşıHaşhaş Savaşı R. F. KuangR. F. Kuang 10/10 "Hiç onların da," dedi yavaşça, "bizim hakkımızda aynı şeyi söylediğini düşündün mü?" Arkadaşlar bu kitap beni çok yaraladı. Savaşı, verilen kayıpları okumak beni yıktı. İçim kan ağladı yani. Kitap zaten başlar başlamaz evleneceğini öğreniyoruz Rin'in. O sahnelerini okumak o kadar rahatsız ediciydi ki anlatamamm. O üvey teyze olacak kadın var yaa. Yatacak yeri yok. Kız daha reşit olmamış, anlayabiliyor musun kız daha reşit olmamış ve gerd*k gecesinde nasıl davranması gerektiğinden bahsediyor. Ya sende kadınsın ya. Git kıza adet döngünün anlat. Her ay olunan kadına özgü şeyi anlatmak yerine gecenin nasıl geçeceğinden bahsediyor. Bu noktada Rin'i aşırı tebrik ettim. Kız az daha zorlasa atomu parçalayacaktı. Bu kızın azmi ve başarısı beni aşırı mutlu etmişti. O evlilikten kurtulduğu için ve kitap boyunca bir daha bu olaya takılmadan yoluna baktığı içinde Rin'i çok sevdim. Sinegard'a kabul aldığında sanki kendim kabul almışım gibi mutlu oldum. Ama kendini bir halt sanan kişiler yüzünden onuda zehir ettiler (Nezha mesela hdksjshsj) Biz binbir zorluk çekip oraya gelmişiz birde buraya ait olmadığımızı söylüyorlar. O Jun hoca var yaa. Kanka seninde yatacak yerin yok. Götün sağlam tabii boş boş triplere giriyon. Savaş başladığında diyorum ki herhalde bu adam ciddileşir ve bizim üstümüze gitmez diyorum. Salak herif hala bize laf sokma derdinde. Neyse Sinagard'a geçen zamanları okumak çok eğlenceliydi (kitapta tek eğlenebilidiğim kısımlar onlar oldu zaten) Hele sene sonu bunlar sınavlara girdiklerindeeee. Nezha'yı nasıl alt ettik lan. O kısım çok iyiydi. Zaten anlmıştım bu kızım speerlı olduğunu. Ama şunu merak ediyorum, Rin'in gerçek ailesi kim? Rin nasıl kurtulabildi? Nasıl bir savaş yetimi olarak anıldı? Ve bunlar diğer kitaplarda bahsedecek mi
Duygu ve Düşünce
Haşhaş SavaşıR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 20232,071 okunma