Kitap aslında konu olarak çok güzel bir potansiyele sahip. Düşük puan verilmesine rağmen yine de bir şans vermek istedim ama neden düşük puan aldığını şu an daha iyi anlıyorum. Yazım tarzı asla bana hitap etmiyor karaketlerin üslupları çok kötüydü bana samimiyetsizce ve saygısızca geldi. Ben diyaloglarda küfür karşıtı bir insan değilim yeri geldiğinde sahnenin o atmosferi ile edilen küfürleri okuyorum normal bir şey ama bu kitapta o kadar fazlaydı ki bir yerden sonra rahatsız etmeye başladı.
Kısaca konusundan bahsedecek olursam. Yıllar önce Deli Kral’ın bir iblisle yaptığı anlaşma tüm krallığın kaderini değiştiriyor. Kral ölüyor, insanlar ölümcül bir hastalığın pençesine düşüyor ve doğaüstü varlıklar iblislerin kontrolü altında yaşamaya mahkum kalıyor. Bu lanetin tamamen gerçekleşmesini engelleyen tek kişi ise son veliaht olan Ejderha Prens. Eğer o da düşerse krallığın son umudu yok olacak.
Finley ise krallığın en uzak ve yoksul köylerinden birinde yaşayan genç bir kız. İnsanların ölümlerini geciktirebilmek için iksirler ve panzehirler hazırlıyor, köylülere yardım ediyor. Savaşçı, avcı aynı zamanda cesur bir karakter. Ancak bir gün yasak ormana girip bitki toplarken Ejderha Prens tarafından yakalanıyor. Prens kızın topraklarına izinsiz girdiği ve bitkilerin izinsiz aldığı için Finley'i cezalandırmak istiyor. Bu yüzden kızı kaçırıp kuleye hapsediyor ve böylece hikaye başlıyor.
Ben Finley’in büyük bir maceraya atılacağını, laneti çözmeye çalışacağını, krallığın sırlarını keşfedeceğini ve Ejderha Prens’le birlikte mücadele vereceğini düşünüyordum. Fakat hikaye beklediğim gibi ilerlemedi. Bunun yerine sayfaların büyük kısmında Finley’in kulede geçirdiği zamanı, prensle olan çekişmesini ve aralarındaki çekimi okuyoruz.
Aslında romantizm olması beni rahatsız etmezdi.