Bu hayatta kimseye hiçbir şeyi tam olarak anlatamayacağını anlamıştı. Biri için ölüm kalım meselesi olan, diğerinin gözünde toz kadardı. İsa çevresindeki mezarlara baktı ve iyi ki ölüyorlar, dedi içinden. İnsanoğlunun, hak ettiği için öldüğüne o gün inandı. Ölene kadar da başka bir şeye inanmadı.
Sanki ölmeyecekmiş gibi yaşıyoruz bu hayatı, sanki ölüm sadece başkalarının başına gelir ve bize de uzun zaman uğramayacağı kesindir, diye düşünüyoruz, o yüzden de üzerinde düşünmeye zahmet etmiyoruz.
Eğer Tanrı'nın her şeye gücü yetiyorsa kendisinin bile çözemeyeceği bir şifre yaratabilir mi? İşte çelişki de burada yatıyor zaten. Eğer Tanrı şifreyi çözemez ise her şeye gücü yeten değildir. Eğer çözerse yine değildir; çünkü kendisinin çözemeyeceği bir şifre yaratmayı başaramamıştır" "Sonuç: Her şeye gücü yeten bir Tanrı yok. Bu anlamadığı şeyleri çözmek için bir yol ve sığınacak bir yer arayan insanın uydurduğu bir hayaldir."
Milyonlarca yıldızı bulunan orta boy bir galaksinin çevresindeki bir yıldızının üçüncü gezegeninde yaşayan milyonlarca türden yalnızca biriyiz, bu galaksi ise evrende var olan milyarlarca galaksiden sadece biri. Böyle akıl almaz boyutlarda bir yapı içerisinde bir tanrının her birimizle tek tek ilgileneceğine nasıl inanabilirim?