Beyza Karakuş

Beyza Karakuş
@fabeyza

Beyza Karakuş

, bir kitabı okumaya başladı
Hüseyin Rahmi Gürpınar
8.1/10 · 860 okunma
Beyza Karakuş tekrar paylaştı.
"Dünya, kitap raflarında saklıdır..."
Oscar Wilde
Oscar Wilde
Adnan topala dalarak düşündü: Sakallı Vasfi’nin yardımını kabul etmeli miydi? Bu eski hafiyenin? Bu İttihat ve Terakki’den kovulanın? Bu yakalanmış kadar maruf hırsızın? Hepsinden fenası: Bu Hürriyet ve İtilafçı’nın? Düşündü; Victor Hugo’nun sözünü hatırladı: “Faziletle fezahat arasında kalın bir duvar varsa bu duvarda da bir insan geçecek kadar büyük bir delik var”dı. En fena adam bu delikten fazilete, en iyi adam da yine bu delikten fezahate geçebilirdi.
Sayfa 572·Kitabı okudu
Edebiyat
İş olacağına varır.
Frenkler Türklere fatalist adını verirler. Bu kelimenin manası her şeyi kader ve kısmete yükleyip çalışıp çabalamadan tam bir tevekkül içinde yaşamaktır. O kadar gözümüz ve sağgörümüz kapanmıştır ve onları öyle kapalı bulundurmaktan o derece hoşlanırız ki kader ve kısmet kelimeleri hakkında birkaç doğru söz söylemek bile buna kalkışanı en şiddetli eleştiri belasına uğratır. “İş olacağına varır” sözü her işte felsefi ilkemizdir. Frenkler bizim için şöyle söylerler: Türk baba abani sarığıyla dükkanında uyuşuk bir halde oturur. Müşteri çekip ikna etmek için Avrupalılara has olan ticari külfet ve fırsatlardan hiçbirine teşebbüs etmez. Çünkü niçin boşuna zahmete girsin? Kısmetse müşteri kendi ayağına gelip onu bulur. Kısmetten fazla hiçbir şey olmaz. #şıpsevdi #hüseyinrahmigürpınar
Sayfa 243·Kitabı okudu
Edebiyat
Nefis bir sevgili tasviri…
Bu onun talebesi Belkıs’tı. Nebatî bir güzellik. Yemek yemeden iyodu, azotu alan kesafetsiz, berrak, nebatî bir güzellik!… Altından gözbebekleri, hem etli, hem etsiz vücudu, uzun ellerinin ve parmaklarının katî çizgileri, üstü biraz kabarık olan ve küçük olmayan ayaklarıyla mermere son şeklini, beyaza en mahrem rengini veren Belkıs, kanepenin ucuna üst üste kilitlendiği bacaklarında iki tek çizgiyle oturdu. Elinin maddileşen beyazlığı büyün vücudunun çıplak olduğu hissini veriyordu. Biraz kısa eteğinin gergin şekillerle sardığı bacaklarının ince topuk kemiklerinde çorabını geren, ustura keskinliğinde narin, ince kemik çizgi vardı. Çorabından görünen hafif damarlar mermerin canlı olduğunu hatırlatıyordu.
Sayfa 132·Kitabı okudu
Edebiyat