Beyza Karakuş

Gençken ve güzelken vücudu soymak iyidir, fakat hiçbir yaşta ruhu soymaya gelmez, ve herkes önünde, hattâ kendi önümüzde bile daima giyimli durmalıdır.
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Nuri Çevik alaycı, sordu: “Ya kötülükleri?” “Onlar ölçülmez, onlar sınırsız… Açlık günle, sevgi saygı kurban olmakla…”
Edebiyat
.. bir Türk idi.
Gene o gece ilk defa türküler söylediğini işittim. Mustafa Kemal, vals oynatanların ve bir ataşemiliterlikte musikili salon toplantılarında bulunanların alışabileceği kadar Frenk musikisine bağlı, alaturkan musikide ise makamları ayırabilecek kadar bilgili idi. Sesi mat, yavaş, tatlı ve cazibeli idi. Bilhassa Rumeli türküleri söylerken, derin ve onulmaz bir gurbet ve sıla acısı gözlerinde yaşardı. O vatanı unutmaz, kaybettiğimiz Rumeli ve Makedonya topraklarının kır kokularını alır gibi, su ve çıngırak seslerini duyar gibi, bakışları uzaklaşa uzaklaşa sislenir, bizim içinde olmadığımız hatıralar içine karışır giderdi. İyi vals ettiğini sonraları gördüm. O akşam zeybek oynadı. Oyunu oynadı efekâri ve kibardı. Bazı jestleri hiç yapmazdı. O bir alafranga değil, bir Batılı, bir alaturkan değil, bir Türk idi.
Sayfa 337·Kitabı okudu
Atatürk
Yalnız gece ilerledikçe bende “Bir sabah olsa,” temennisi kuvvetleştiğini hatırlıyorum. Sabah olsa… Gece yarısı zindanında uyanan mahpus, yatağında terleyen ümitsiz hasta, bir zillet tufanında kendisini her an boğulmuş sanan biçare, velhasıl her cinsten muzdarip, sabah güneşini bir şifa gibi bekler. Ve o gelir gelmez bütün sefalet ve ızdıraplarının hiç olmazsa hafifleyeceğini zanneder. Bu da gösteriyor ki insan kafası için sarahat en tabii ihtiyaçtır. Hakikatte bütün bu zavallılar için güneşten beklenebilecek ne vardır? Hangimiz arkamızda bu zalim gözün aynı çiğ parıltı ile aydınlattığı günlerin birbirine benzeyen sıkıcı yükünü hatırlamayız?
Sayfa 91·Kitabı okudu
Edebiyat