Fadik

4.799 takipçim var gönderiye gelen destek yedi kişi. Bu değerli arkadaşların Üçü takipçim bile değil. Emek edip kalem oynatıyoruz bir şeyler üretmeye çalışıyoruz. Bir tarafımızı açmadan kıymet göremiyor muyuz bu ülkede ?

Bir Yudum İmge

@Cnrskr
·
Huzur, 1930’lu yılların Cumhuriyet’in adım adım yürümeye başladığı günlerinin romanıdır. Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biri olarak, bireysel ve toplumsal huzursuzlukları, bireyin iç dünyasıyla tarihin çalkantılarını iç içe işler. İkinci Cihan Harbi’nin yaklaştığı, toplumsal korkuların giderek arttığı, Cumhuriyet çocuğunun düşe kalka büyümeye çalıştığı bir dönemin panoramasını çizer. Roman dört ana bölümden oluşur: İhsan, Nuran, Suat ve Mümtaz. Bu bölümlerin her biri, hem karakterlerin iç dünyalarını hem de Mümtaz’ın hayatındaki yankılarını simgeler. Yazar, olayları karakterlerin perspektifinden aktararak okura çok yönlü bir izlek sunar. Dört ana karakterin psikolojik tahlilleriyle zenginleşen roman, aynı zamanda güçlü bir şiirsel imgelemle örülmüştür. Özellikle İstanbul tasvirleri, okura benzersiz bir estetik haz armağan eder. Romanın merkezinde, genç aydın Mümtaz’ın aşkı, düşünce ve sanatla kurduğu ilişkisi, toplumsal meseleler karşısındaki kaygıları vardır. Bireysel bir aşk hikâyesi, toplumun savaş öncesi huzursuz atmosferiyle harmanlanır. Hem birey hem toplum, derin bir huzur arayışı içindedir. Mümtaz ve Nuran’ın aşkı romantik olduğu kadar trajiktir de. Bu aşk, onlara bekledikleri huzuru vermez; aksine huzursuzluğun ana damarı hâline gelir. Mümtaz, bu arayış içinde kendini, toplumu, aşkı, dünyayı ve hatta Tanrı’yı sorgular. Kişisel mutluluk arayışı, yaklaşan savaşın gölgesinde sürekli kesintiye uğrar ve bu da tükenmeyen bir içsel çatışmayı beraberinde getirir. Huzur, bireysel aşkın ötesinde, Türkiye’nin modernleşme sancılarını, Batı-Doğu çatışmasını ve aydınların iç hesaplaşmalarını sergiler. Tanpınar, kahramanların iç monologlarına büyük yer verir; lirizmi yüksek betimlemelerle onların duygu dünyalarını okura açar. İstanbul’un şiirsel tabloları,
Edebiyat
Fadik
Emeğinize sağlık hocam.😊Mesele bir tarafı açarak kıymet görmekten ziyade hızlı tüketime alışmamızla alakalı gibi geliyor bana. Hemen okuyup geçmek yerine biraz daha fazla zaman alacak bir şeyi okumak istemiyor insanlar. Bu, yaptığınızın şeyin kötü olması demek değil. Sadece dijital dünya bizi hıza o kadar alıştırdı ki artık birkaç dakika bile bize uzun geliyor. Bu, aynı zamanda bir özeleştiri de.🥲 Şairin dediği gibi:"Ah, kimselerin vakti yok/Durup ince şeyleri anlamaya"
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Avukatlar Günümüz kutlu olsun...
"Görevimizi yaparken kimseye, ne müvekkile, ne hakime hele ne iktidara tabiyiz. Bizim aşağımızda kişilerin varlığı iddiasında değiliz. Fakat hiçbir hiyerarşik üst de tanımıyoruz. En kıdemsizin, en kıdemliden veya isim yapmış olandan farkı yoktur. Avukatlar esir kullanmadılar, fakat efendileri de olmadı."
Hukuk
Hatice isimli okura yanıt verildi
Fadik
Çok teşekkür ederim. Çok naziksiniz.☺🌷
"...Kitaplarda yazıyor; lâkin hayat kitaplarda yazana pek benzemiyor..."
Sayfa 119·Kitabı okudu
Edebiyat
Öcü Radley isimli okura yanıt verildi
Fadik
🥲
Gözlerimi kapatıyorum
Puan vermedi·264 syf.··
Beğendi
·
2024 16. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 02 Kasım 2024 10:32
İnson, belgeselci. Gözlemci yani. Dışını izler gibi yaşarken kamerasını kendi içine ve ailesine çevirdiğinde, Uzakdoğu edebiyatının soft cümleleri ile ruhunuzu kıl testereyle ikiye bölerken hiç acı duymadığınız bu roman çıkmış ortaya. Jeju Adası'nda, ahşap işleriyle ilgilendiği bir atölyesi var. Orada çalıştığı sırada elektrikli ağaç testeresine iki parmağını kaptırdığında başlıyor ikinci bölüm olan İP. ilk otuz sayfayı okuduktan sonra yemek vaktinin yaklaşması üzerine kaldığım sayfanın ucunu kıvırıp kitabı kapattım ve mutfağa geçtim. Yemeğin yanına patates püresi hazırlamak için kullandığım bıçaklı alet, aynı İnson'un başına geldiği gibi tamamen kendi dikkatsizliğim sonucu baş parmağımın elimle birleştiği, avucumun üst kısmındaki yumuşak alanın derisini parçalayıverdi. Elektrikli testereyle kıyaslanamasa da keskin kavisli bıçak, dönüş hızından sebep olsa gerek, kaşla göz arası nasıl da o kadar derine saplanabildi anlayamadım. Kaza dedikleri işte bu. Anlık... Bıçağı oradan çıkarır çıkarmaz o derin yarıktan avucumun içine kan dolmaya başladı. Oradan minik bir parça kopmuştu ve iki yaka birbiriyle birleşmiyordu. Bir anda gözlerim karardı - kan tutması bu olsa gerek - ama bayılmadım. Hemen elimi soğuk suyun altına tuttum ve kanı durdurmayı başardım. Sonrası bilindik birtakım müdahaleler. Yeniden kitabın başına döndüğümde İnson kadar olmasa da benim de birazcık canım yanıyordu. Sonraki sayfaları ve İnson'un hastanede çektiği acıyı iç gıcıklayıcı bir hisle okudum. Elim hâlâ iyileşmiş değil ama kitap bitti. İnson da hastaneye çağırdığı arkadaşına olayı aynı benim size anlattığım gibi anlattı. Elini uzatarak yerine dikilen işaret ve orta parmağını gösterirken çok soğukkanlıydı. Başta sadece derin bir kesik olduğunu sanmış ama iş eldivenini çıkardığında parmaklarının
1000Kitap
Veda EtmiyorumHan Kang · April Yayıncılık · 20242,202 okunma
Fadik isimli okura yanıt verildi
Fadik
Özlem teşekkür ederim.😊