Feyza Akçay

Feyza Akçay
Tarih - Edebiyat - Çizgi Roman - Sosyoloji - Mitoloji - Felsefe - Dil - yine Tarih

Feyza Akçay

, bir kitap okudu
7/10
·250 syf.·
9 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2021 00:13
·
2021 23. kitabı
#Tarih Dergisi
8.8/10 · 17 okunma
Reklam
Keşke bu kadar popüler olmasaydı
5/10
·664 syf.··
2021 20. kitabı
·
54 günde okudu
·
Okunma: 26 Temmuz 2021 00:30
Ne desem bilemiyorum. Öncelikle çalışmanın derinliğine saygım sonsuz. Coğrafya, biyocoğrafya, evrimsel biyoloji, tarih ve daha birçok disiplin kapsamında yoğun araştırmalar neticesinde ortaya çıkmış bir eser. Neden böyle oldu sorusuna tartışarak cevap aradığı için de zihni çalıştırıyor. Benim “ama”m popülaritesine. Her şeyden önce ortalama tarih okuyucusuna, özelliklede uygarlık/insanlık tarihi okumaları yapanlara verdiği yeni bilgi 600 küsür sayfada ancak 60 sayfa kadardır. Herkes tabi ki daha öncesinde bu tarz okumalar yapmış olmak zorunda değil ama esas can sıkıcı nokta burada ortaya çıkıyor. Alanında ortalama düzeyde sayılan bir kitabın böyle popüler olması tarih okuma alışkanlıklarında çok gerilerde olduğumuzun da bir göstergesi bana göre. Halbuki özellikle belli bir yaşa gelmiş kesimin coğrafya kaderdir sonucuna çok önceden ulaşmış olması, dolayısıyla da bu kitaptaki bazı yeni bilgileri zevkle hazmetmekten başka bir coşkuya kapılmamış olmasını dilerdim. Başta da dediğim gibi çalışmaya saygım sonsuz, kitabı bu alana ilgi duyan herkese öneririm. Ama 600 sayfanın ciddi tarih okuyucularında tatminsizlik yaratacağına eminim. Gereksiz popülerliği ise bu tatminsizliği hızlı bir şekilde düşkırıklığına çevirecektir.
Tarih
Tüfek, Mikrop ve ÇelikJared Diamond · Pegasus Yayınları · 20189,5bin okunma
Otto mu punk?
3/10
·224 syf.··
2021 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2021 18:12
Normal şartlarda birkaç kez yarım bırakacağım kitabı türe ve gayrete saygımdan sonuna dek okudum. Amacım olmamış deyip geçmek değil, yapıcı olduğunu düşündüğüm birkaç eleştiride bulunmak. Bu türlerin Türkiye’de daha çok ve daha yüksek kalitede üretilmesi için acımadan gömmek taraftarı değilim. Kitabın en büyük problemi tasvirler. Şahsen öykünün nasıl bir dünyada geçtiğini tasavvur edemedim. Ne mekanları, ne taşıtları, ne silahları ne de karakterleri gözümde canlandırabildim. Böyle olunca doğal olarak öykünün içine de giremedim. Daha çok bir işle uğraşırken açık tvden yarım yamalak takip ettiğim bir filme benzedi benim için. E, post-apokaliptik bir dünya yaratıyorsanız her şeyden önce o dünyayı okuyucunun beynine kazımanız gerekir. Aynı şekilde karakter tahlilleri de çok çok zayıftı. Önemli roller yüklenen birçok karakter figuran gibi geldi geçti. Ne ölene üzüldük, ne dirilene sarsıldık. Karakterler oluşturulmamışlar, öylece oraya konmuşlar. Kurgudan da çok bir şey anlamadım. Amaç neydi, ne neden oldu belli değil. Olaylar çok hızlı geçilmiş. Kendinizi birden bambaşka bir yerde buluyorsunuz. Daha önceki yorumlardan bir steam-punk okuyacağım izlenimine kapılmıştım. Sadece dönem viktoryen avrupa yerine hamidyen osmanlı (!) olacak gibiydi. Hatta yazar Ottopunk adını verdiği bir alt tür oluşturuyormuş. Ama öykü ne otto ne de punk olmuş. Her ikisine ait unsurları da büyüteçle arıyorsunuz. Birçok şey havada kalmış, bazı şeylerin hikayeye neden konduğu belli değil (Aroldo ve onun ölümü, Ernust’un ailesi vb). Ancak latince/arapça kırması tamlamaları sevdim. Gerekli- gereksiz her yere dipnot konmuş olmasını da kitabın olası yabancı dil çevirilerinde bu sözcüklerin çevrilmesini engelleme amacına bağlıyorum. Güzel bir fikir ilginç bir dünya ama yazımda yetersizlik. Kitabın
Edebiyat
OttomaniaErim Şişman · İthaki Yayınları · 068 okunma