fatimə

fatimə
Yaşamaq yanmaqdır, yanasan gərək. -B. Vahabzadə
İnformation technologies
Baku Engineering University
55 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
İnsan sevilmekten çok anlaşılmayı istiyordu belki de.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Küçük kurallara uyarsan, büyük kuralları çiğneyebilirdin.
“Benimle tanıştığında upuzundu saçları. Sonra kısacık kestirdi. Bir daha hiç uzun görmedim… Sigara içmeyi beceremezdi hiç ama kabul de etmezdi bunu. Hızlı yürüyemez, bir adım gerimde kalırdı. Küçük adımlarla, aramızdaki binlerce kilometrelik mesafeyi kapatmaya çalışırdı. Ne güzeldi o anlarda… Ne ben yavaşlardım, ne o koşardı… Sık sık uykumdan uyanıp onu izlerdim. Bilmediğim acılarını da o sıralarda dinlerdim zaten. Uyurken sayıklayan tiplerdendi. Ama ne zaman avuç içlerim yanağına değse, dünyadaki en güzel gülümsemeyi yüzüne yerleştirip, uykusuna rahatça devam ederdi. Sık sık içini çekerek beni izlerdi. Ama bilmezdi ki, içine beni çektiğini…Bilmezdi, o her iç çekişinde benim ona biraz daha çekildiğimi. Bilmezdi hiç, omuzları düştüğünde bile zihnimdeki yansımasının can çekiştiğini… Ağlamayı yasaklasam da, sürekli ağlardı. Ama her ağlayışı, bir sonraki gülümseyişini biraz daha parlatırdı sanki. Ya da günden güne bana öyle gelirdi… Dudaklarınım kenarında güneş ışığ vardı sanki. Yana kıvrılınca, elmacıkkemiklerinde en güzel gün doğumu yaşanırdı. Sakardı. İnatçıydı. Kırılgandı. Bazen küçük bir çocuk gibiydi, bazen yüz yaşında ruhsuz bir kadındı. Bazen sessizdi, bazen avaz avaz bağırırdı. Güçlüydü. Cesurdu. Benim için yaşamayı göze alacak kadar… Acıları pul pul dökülürdü yüzüne, parlardı. Yalanlarıma sürekli inanırdı. Balıktı çünkü o. Ne dersem diyeyim, inanması gereken aptal bir balıktı. Gitsem bile, geri geldiğimde bana olan öfkesini otuz saniyede unutması gereken, turuncu bir balık… Her otuz saniyede bir bana tekrar tekrar âşık olmasl gereken, küçük balık… Ama atladığı bir şey vardı. O balıksa bile, ben okyanustum.” -Özgür.
Özgür.·Kitabı okudu
“Anlamıyorsun Özgür. Beni hiç anlamıyorsun… Gidiyorsun, geliyorsun… Bir canımı yakıp, bir seviyorsun… Bir yaşatmak istiyorsun beni, bir öldürüyorsun. Ben, sen ne dersen yapıyorum. Yaşa Yosun diyorsun, yaşıyorum. Öl diyorsun, ölüyorum. Git diyorsun, gidiyorum. Gel diyorsun, geliyorum… Özgür, bir kere… Bir kere de sen benim dediğimi yap. Özgür ne olur, aklından ne geçiyorsa bırak bir kenara… Yaşa Özgür. Ne olur, benim için…”
Bana hep tutmayacağı sözler verirdi. Ne söz verirse versin o, gerçek olup olmamasını umursamadan koşulsuz şartsız inanırdım. İmkânsızlıklardan yaptığı gemileri, keşke’lerimin akıntısına bırakan adam… Söz, bütün yalanlarına inanıp verdiğin tutulması güç sözlerine güveneceğim. Yalanlarına inanmayı, verdiğin tutulması güç sözlerine kanmayı bile sevecek kadar âşığım sana çünkü.
Sayfa 404·Kitabı okudu