Su

Bu Kitap Gerçekten Bir "Ağaç İsrafı"
1/10
·122 syf.··
2026 22. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 02:22
Kitabı elime aldığımda beklentim bambaşkaydı ama karşılaştığım şey tam bir hayal kırıklığı oldu. Okurken hissettiğim o "zihinsel yorgunluğu" ve neden "en iyisi kusacağım" (bir sayfada tam 11 kez en iyisi” kelimesi kullanılmıştı) noktasına geldiğimi şu üç başlıkta özetleyebilirim: 1. İçerik: "İki Yaşındaki Çocuk" Olmak Özgürlük mü? Yazar, hayatın tüm karmaşasını dört tane basit cümleye indirgemeye çalışıyor. Sürekli bir "ehlileştirme" ve "cehennem rüyası" kavramından bahsedip duruyor. Güya özgürleşmek için iki yaşındaki bir çocuğun hiçbir şeyi umursamayan haline dönmemiz gerekiyormuş. Bir eğitimci olarak söylüyorum; bilinçsizliği ve sorumsuzluğu "özgürlük" diye pazarlamak, insanın gelişimine resmen hakaret. "Kişisel algılama" diyerek bizi dünyadan koparıp narsistik bir kabuğa hapsetmek istiyor gibi. 2. Dil ve Üslup: İlkokul Fişi Okuyor Gibiyim Beni en çok yoran şey ise o "Ali topu at" kıvamındaki cümle yapısı oldu. • Kelime Kısırlığı: Bir sayfada tam 16 kez "zihin" kelimesini okumak, diğer sayfada 12 kez "varsayım" kelimesine çarpmak gerçek bir sabır testi. Türkçede dimağ, şuur, zan gibi onlarca kelime varken metin bir "tekrar hapishanesine" dönmüş. •“Yaratmak" Takıntısı: Yazar her duygu için "zehir yaratırız", "drama yaratırız" gibi ifadeler kullanıyor. Türkçede "yol açmak", "sebep olmak", "meydana getirmek" gibi onlarca seçenek varken her şeyi "yaratmak" kelimesine bağlaması hem çeviri tembelliği hem de metne sığ bir spiritüel hava katma çabası. • Mekaniklik: Metin Türkçe değil de, kötü bir dublaj filmi gibi konuşuyor. "Oh usta peki..." gibi ifadeler ve "aksiyonu" gibi doğrudan kopyalanmış kelimelerle metnin ruhu tamamen uçup gitmiş. • Aynı Şeyin Tekrarı: Cümle yapısını bile değiştirmeden aynı şeyleri sayfa sayfa tekrar etmesi, okuyucuyu düşündürmeyi değil, adeta
Dört AnlaşmaDon Miguel Ruiz · Ötesi Yayıncılık · 202316,3bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·390 syf.··
2026 21. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 05:29
İskender Pala’nın gerçekle kurguyu harmanlamasını seviyorum. Bu kitap da en sevdiklerim arasında yerini aldı. Yeni kitaplarına göre dili biraz daha ağır geldi bana sadece. Tarihi gerçeklik okumak istesem düzinelerce başka kitap tercih edebilirim o yüzden kitapta tarihi olarak yanlış olan yerleri bulup çıkarmayı doğru bulmadım. Kitap kurgusal olarak Şah (Şah İsmail) Sultan (Yavuz Sultan Selim) döneminde geçiyor. İkilinin arasındaki yazışmalar, Çaldıran Savaşı ve diğer yaşanan olaylar bende karmaşık duygulara yol açtı. Savaşın hiç anlatılmayan yüzünü idrak ettim. Yazar bana göre taraf tutmadan her iki tarafla empati kurmama, eleştirmeme, haklı veya haksız bulmama sebep oldu. Çok üzüldüm, yer yer ağlayasım geldi. Gerçekten yaşanmış olması veya kurgu olması gerekmiyor aslında; olayların hissettirmek istediği duygular gerçekti. Diğer yandan Kanber Can’ın hikayesi de yüreğimi burktu. Gerçek sevgiyi arayış serüvenine tanık olmak tarifsiz bir duyguydu.
Şah ve Sultanİskender Pala · Kapı Yayınları · 202537,9bin okunma

Su

, bir kitap okudu
10/10
·390 syf.··
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 05:29
·
2026 21. kitabı
İskender Pala
8.6/10 · 37,9bin okunma
1/10
·318 syf.··
2026 18. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 23:56
Amin Maalouf’un Semerkant romanı, her ne kadar "Doğu klasikleri" arasında göğe çıkarılsa da, dikkatli ve milli değerlerine bağlı bir okur için hayal kırıklığıyla dolu bir "oryantalist güzelleme"den öteye geçemiyor. Kitap, edebi sürükleyiciliğini bir maske gibi kullanarak Türk tarihinin kurucu figürlerine karşı sistematik bir aşağılama dili geliştirmiş durumda. Selçuklu Devleti’nin temellerini atan liderlerden "çapulcu", "dinsiz" ve "barbar" olarak bahsedilmesi; Sultan Alparslan gibi bir kahramanın "karı kılıklı" gibi galiz ifadelerle karikatürize edilmesi, yazarın kurgu özgürlüğünü aşan kasıtlı bir aşağılama girişimidir. Maalouf, Türkleri sadece "yıkıcı ve kaba bir güç" olarak konumlandırırken; estetiği, bilimi ve zarafeti sadece Fars ve Arap unsurlara yükleyerek Doğu tarihini taraflı bir süzgeçten geçiriyor. Ömer Hayyam gibi bir dünya dehasının sadece uçkuruna ve kadehine düşkün bir "ayyaş" portresine indirgenmesi, onun matematikçi ve astronom kimliğinin üzerini örterek Batılı okuyucunun duymak istediği "egzotik Doğulu" imajını besliyor. Nizam ve adaleti temsil eden Selçuklu otoritesi yerilirken, tarihin en karanlık suikast şebekesi olan Hasan Sabbah ve Haşhaşilerin neredeyse birer "karizmatik kahraman" gibi sunulması, eserin ahlaki ve tarihsel pusulasının ne kadar sapmış olduğunu gösteriyor. Sonuç: Semerkant, okuru Nişapur sokaklarında büyüleyici bir yolculuğa çıkardığını iddia etse de, aslında Türk okuru için vaktinden ve milli onurundan çalan, tahammül edilmesi güç bir dezenformasyon metnidir. Tarihi roman adı altında sunulan bu "aşağılık kurgu", edebi başarısının arkasına gizlediği Türk düşmanlığıyla hafızalarda kötü bir iz bırakıyor.
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202374,7bin okunma