Puan vermedi·208 syf.··
2026 4130. kitabı
Oldukça ilginç bir fikirle başlayan ama okudukça daha çok karakterin hikâyesine odaklanan bir roman. Kitap, bir havaalanında karşılaşan iki eski tanıdığın sohbetiyle başlıyor ve anlatılan hikâye giderek derinleşiyor. Bir adamın yıllar önce denizde yaşadığı garip bir olay ve bu olayın hayatında bıraktığı izler üzerinden ilerleyen bir anlatı var. En sevdiğim tarafı, hikâyenin merak uyandıran yapısı oldu. Başta anlatılan olay gerçekten ilginç ve insanın aklında “sonra ne olacak?” sorusunu sürekli diri tutuyor. Anlatım da oldukça akıcı, bu yüzden kitap kısa sürede okunuyor. Fakat bazı yerlerde hikâyenin daha da derinleşmesini beklerken biraz yüzeyde kaldığını hissettim. Yine de farklı bir kurgu okumak isteyenler için ilgi çekici bir kitap. Özellikle tesadüfler, ikinci şanslar ve insanların hayatını değiştiren küçük anlar üzerine düşündüren bir hikâyesi var. Benim için merakla okunan ama bittikten sonra “biraz daha güçlü olabilirdi” duygusu bırakan bir roman oldu.
Ağızdan AğızaAntoine Wilson · Tersine Kitap · 2025119 okunma
Kate-Anthony karakter incelemesi
Puan vermedi
Kate karakter olarak sevsemde, kardeşini her şeye layık görüp kendini hiçbir şeye layık görmemesi bunun için çabalamaması hiç hoşuma gitmedi. Çaba illa kendinden vazgeçmek anlamına gelmez bazen kendin olup da yoluna bakabilirsin. Kate'in üvey annesi ve kardeşi gerçekten çok iyi insanlar. Kendisinden daha az güzel ablasının daha iyi evlilik yapmasını kıskanmaması hatta güzelliği ve karakteri sayesinde tam istediği birini bulması hoşuma gitti. Dış güzelliğimiz de aslında bizi biz yapan unsurlardandır. Aynı yaşlarda kızı olmasına rağmen kate her daim destek çıkan üvey annesi de harika biri. İyi evlilik para anlamına gelmese de kitap için para ve unvan anlamına geliyor onu kastediyorum. Anthony karakter olarak en sevdiğim karakterlerden. Başlarda o dediğim dedik karakterin seri boyunca olgunlaşma sürecini görmek hoşuma gitti. Ayrıca en baştan babası öldüğü için daha doğmamamış kardeşine babalık abilik karışımı dahilde olmak üzere 9 kişilik (1 anne + 8 kardeş) bir aile ve vikontluk gibi bir çok sorumluluğu omzunda taşıyan. Çok sevdiği ve değer verdiği babasının küçük bir arının devirmiş olmasının korkusu güzel işlenmişti. Sürekli kate baştan çıkarıp kardeşini evliliğe ikna edicem tavrı da hiç hoş değil. Edwina'ya hiç umut vermemiş olabilir fakat Kate'e karşı bunu silah olarak kullanması kötü fakat burada ikisi de suçlu annesi olan Edwinanın sürekli ondan izin istemesi de tuhaf. Fikir almak önemsemek başka bir şey izin almak bambaşka. Ayrıca kendisi de aynı şartlarda ablası da kendisi de iyi bir evlilik yapmalı ikisi de çok gençken bu abladan izin almak tuhaftı. Karakter gelişim süreçlerini de çok beğendim olgunlaşma süreçleri çok güzeldi. Genel romantik kitaplara göre dili de konusu da basitti. Kitap bir çırpı da okuyabiliyordu. Bazı yerlerde gereksiz uzatmalar bulunsa
En Çok Beni SevJulia Quinn · Epsilon Yayınları · 20191,925 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·320 syf.·
2026 119. kitabı
Selamun aleykum. Hayırlısı ile 1000Kitap'taki ilk inceleme yazımı kaleme alıyorum. :) ​Kitabı platformda arattığımda sadece iki kişinin okuduğunu ya da kaydettiğini gördüm ve doğrusu buna biraz üzüldüm. Günümüz şartlarına, modern hayatın getirdiği problemlere hadisler ve kıssalarla bu kadar güncel ve canlı bir vizyonla yaklaşan bir eserin bu kadar az okunması üzüntü verici. ​Bu kıymetli kitapla katıldığım bir ders vesilesiyle tanışma nasip oldu. Kitap, bugün dünya gündeminden düşürülmek istenen Filistin’in mücahitlerinin, Hamas birliklerinin bazı fotoğraflarında kadraja girmişti. Yazarın da aslen Filistinli () olduğunu düşünürsek bu durum aslında çok şaşırtıcı değil; fakat bizim için büyük bir merak kaynağı olmuştu ve bu vesileyle okuma listemize girdi. ​Kitap hakkında söylenecek o kadar çok söz, ibret alınacak o kadar çok ders var ki... İnsan hangisinden başlayacağını bilemiyor. Okurken "Biz bu detayları daha önce nasıl kaçırdık, nasıl fark edemedik?" dediğim pek çok yer oldu. Edhem Şarkâvi Kısa kısa alıntılarla bu hissi paylaşmak istedim ama inanılmaz derinlikli olduğu için alıntılara sığdırmak bile zor oldu. ​Yazar, Efendimiz aleyhissalatu vesselamın bize ulaşan sahih hadislerinden ve kıssalarından günümüze dair harika dersler çıkarıyor. Her hadis ve kıssadan ortalama 6 ders süzülmüş; bazılarında bu sayı daha fazla, bazılarında ise biraz daha az. ​Bu kitabın en güzel yönlerinden biri de çok işlevsel olması. İçindeki kıssaları ve hadisleri; evlerinizde, dost ve arkadaş meclislerinizde, taziyelerde ya da bulunduğunuz herhangi bir toplulukta anlatarak harika, şuurlu ve feyizli konuşmalar yapabilirsiniz. ​İlk incelemem ve ilk kitap tavsiyem olarak burada dursun. Kısmet olur da okursanız, ne hissettiğimi çok daha iyi anlayacaksınız inşallah. ​Keyifli ve ufuk açıcı okumalar
1000Kitap
Resul'ün İzindeEdhem Şarkâvi · Nida Yayıncılık · 20253 okunma
8/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 02:23
Sizlere, daha önce pek görülmemiş bir kurguya sahip olduğunu düşündüğüm bu kitapla geldim. Hikâye, 1868 yılında İstanbul'un kalbinde; siyasi ve toplumsal olayların gölgesinde geçiyor. Bu dönemin atmosferini başarılı bir şekilde yansıtırken tarih, aşk, kavga ve ideolojiyi de bir araya getiriyor. Açıkçası kitabı elime aldığımda beni böyle bir hikâyenin beklediğini düşünmüyordum. Fakat sayfalar ilerledikçe kurgu beni içine çekti; o atmosferi ve dönemi adeta yaşattı. Yer yer ince ironiler de vardı. Özellikle bazı sahneler gözümde canlandı ve yüzümde tebessüm bıraktı. Sonuç olarak, okumaktan gerçekten keyif aldığım, farklı kurgusuyla aklımda yer eden bir kitap oldu. Eğer siz de tarihin satır aralarında dolaşırken İstanbul'u alışılmışın dışında bir anlatıcının gözünden keşfetmek isterseniz, bu kitaba mutlaka bir şans vermelisiniz.
1868 Sofya ve Cihangir'in KitabıHalil İbrahim İzgi · Timaş Yayınları · 202689 okunma
Göğe Kadar Sen Kitap Yorumum
9/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2026 62. kitabı
“Beklemekten yorulur mu insan sence?” dedi usulca. ‎ ‎“Yorulur.” dedi Menekşe. “Ama seviyorsa vazgeçmez.” ‎ ‎“İşte ben yorulmam.” dedim kararlılıkla. Gözlerim Menekşe'ninkilerle buluştuğunda sesim neredeyse bir fısıltıya dönüşmüştü. “Ben beklemeyi de severim. Sonunda o varsa, o yola da tamamım…” ‎ ‎Merhabalar canlarım. 🩷 ‎ ‎Ben geldim ve bugün sizlere daha önce platform üzerinden büyük bir keyifle okuduğum, basıldıktan sonra da elime alıp aynı heyecanla yeniden okuduğum o kitapla geldim. ‎ ‎Gizem Toprak'tan Göğe Kadar Sen ile sizlerleyim. ‎ ‎Dağhan İdris Tüfekçi, yıllar önce kalbinde paramparça bir aşk ve cebinde, daha doğmadan sevdiği kadın tarafından aldırıldığına inandığı bir bebeğin ultrason fotoğrafıyla çok sevdiği şehri Artvin'i terk eder. Çocukluk hayali olan askerlik mesleğini yapmak için Iğdır'a gider ve tam yedi yıl boyunca Artvin'e geri dönmez. Üstelik bir daha dönmemeye de kararlıdır. ‎ ‎Ta ki çok sevdiği amcasının ölüm haberini alana kadar… ‎ ‎Bu haber hem onu derinden sarsar hem de geçmişinin hâlâ çok sıcak olduğu o şehre geri dönmek zorunda bırakır. ‎ ‎Ancak Dağhan'ı sadece bir cenaze değil, yıllar önce geride bıraktığı bir kadın ve inandığı bütün gerçekleri altüst edecek bir geçmiş bekliyordur. ‎ ‎Zülal ise tam yedi yıl boyunca sevdiği adamı beklemiştir. Onu sadece bir kez görebilmek için cenaze evine gider ama karşısına çıkan kişi, yedi yıl önce bıraktığı Dağhan değildir. ‎ ‎Artık gözlerinde ve kalbinde büyük bir kırgınlık ve soğukluk taşıyan bir adam vardır. ‎ ‎Her hareketi Zülal'i yaralasa da ona her şeyi anlatmak ister. Bu yüzden Dağhan'ı yıllar önce ayrıldıkları ve buluşma noktaları olan Taşköprü'ye çağırır. Fakat Dağhan gitmez. Çünkü Zülal ile konuşacak hiçbir şeyinin kalmadığını düşünmektedir. ‎ ‎Zülal saatlerce bekler ve sonunda geri döner.
Göğe Kadar SenGizem Topak · Dokuz Yayınları · 202661 okunma
Bir de Bayıl İstersen Victor
8/10
·251 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
102 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 14:20
Eveeeeet, sonunda o gün geldi, bitmesin diye çok çabaladım (yatarak) ama bitti... Kitapta size spoi vermek hiç istemiyorum, hepinizin okumasını çok istiyorum çünkü, o yüzden spoi vermeden (bu beni ağlatacak) yapmayı arzuladığımız (arzulamak mıı hayırdır ula) kitap vızırdamamıza geçiyoruz. Kitap, bilim kurgu kitabı, ilk baskı 1818 yılına ait (19.yy.da bilim kurgu yazmak nasıl aklına gelebilir kral ya), çevirmen sunuşu+yazar sunuşu+önsöz dahil toplam 251 sayfa (bu söylediklerimi de kesinlikle okumalısınız, ben spoi yememek ve daha iyi değerlendirmek için bunları mutlaka kitaba başlarken değil kitabı bitirince okurum). Bahsedeceğim çok fazla şey var ama nasıl toparlayacağım konusunda zorlanıyorum şu an (her duygunu yaz ama Elif tamam mı canımın içi), öncelikle 19.yy.da bir insanın gerçekten de oturup bilim-kurgu yazabilmesi bana inanılmaz geliyor şu anki yaşantılarımızda yok uzay, yok yapay zeka, yok robotlar derken bir sürü gelişmeye şahit olabilmişken bilim-kurgu yazabilmek bana olağan geliyor çünkü yaşadıklarımızın büyüklüğünden, yaşayacaklarımızın potansiyelini ufacık görmemizle bile bilim-kurguya ulaşabiliyoruz. Ama 1800'lerde böyle bir şeyin hayale gelmesi ve oturup buna bir tasvir biçilebilmesi, üzerine bir olay yazılabilmesi bana inanılmaz geliyor. Hele ki dönem şartlarında kadınların kitap yazma konusunda bırakın teşvik edilmeyi sosyal olarak engellenmiş olmasına rağmen bir kadının kalkıp da bu eseri yazabilmiş olması da bence çok büyük bir şey. Okuduğunuzda anlayacaksınız, o kadar kaliteli bir kitap ki benim aslında kitabı bu kadar geciktirme sebeplerimden biri de bu denli kaliteli olmasıydı, kitabın ilk 80 sayfasında gerçekten çok etkilendim, bu etkiyle hem kitabı çabucak okumak hem de bitirmemek istedim, çok sevdiğim şeylerin bitme ihtimali işin içine
Frankenstein ya da Modern PrometheusMary Shelley · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202021,8bin okunma