phobs

phobs
@fakeplastictrees
değeri bilinmeyen simyacı
18 Ekim
59 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
7/10
·208 syf.··
2023 22. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2023 21:02
Hakancığım kitap çıkarmış da ben almaz mıyım diyerek kitapçıya gidip kitabın fiyatını gördükten sonra arkamı dönüp kaçtığım için uzunca bir süre sadece raftan bakıştık Derz ile. Aldığımdaysa çoktan spoiler yemiş olduğum için kitabın içeriğini biliyordum(yazdığı öykülerin derlemesi ekstra bir şey yok) çok da bir şey beklememem gerektiğini de biliyordum. O yüzden kitabı sevdim. Beklentilerimi yüksek tutsaydım eminim sevmezdim. Öykülerle dolu olmasından da kaynaklanıyor olabilir şahsen her kitabında hissettiğim Hakan Günday kalemini bunda hissedemedim açıkçası. Tam havaya girecekken hop başka bir öyküye geçiyor inanılmaz kısa öyküleri. Kinyas ve kayranın özel baskısına 'özel' olan öyküsü galiba kitabın satmasının en büyük nedenlerinden birisi. Güzel öykü fakat o da günün sonunda Kinyas ve Kayra havası vermiyor. Demem o ki Hakan Günday külliyatını benim gibi bitirdiyseniz sizi pek tatmin etmeyebilir. Kötü kitap mı kesinlikle değil sadece Hakan Günday gibi değil.
Edebiyat
DerzHakan Günday · Doğan Kitap · 02,223 okunma
Reklam
Bir gencin gözünden dinozor.
8/10
·353 syf.··
2023 5. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2023 18:46
Çok güzel bir kitap. Kitabı keşfedişim fikirlerine çok güvendiğim bir booktuber (Saime Özdemir) tarafından övüldüğünü görmemle oldu. Okumaya başlarken Mina Urgan kim, ne yapmış gibisinden hiçbir fikrim yoktu. Merak da etmiyordum aslında fakat bu bir 'inceleme' olduğu için kendisini tanımayanlar adına biraz bahsetmek gerekirse kendisi Türk İngiliz edebiyatı profesörü komünist ve ateist bir kişilik kendi tabiriyle dinozor. Kitapta sosyalizm ideolojisine atıfta bulunan tonlarca yer var. Belli bir ideolojiye körü körüne bağlıysanız okumaktan hoşlanacağınız bir otobiyografi olduğunu sanmıyorum. Kitabı okumak için ilk ve en önemli neden yakın dönem geçmiş Türkiye ve Dünya tarihini yaşayan bir kişi tarafından yazılması bence. Milli mücadele yıllarını yaşamış, 2. Dünya Savaşı'nı görmüş, üç tane darbe geçirmiş bir kadından bahsediyoruz. Hangi görüşten olursa olsun bu özellikleri onu okunmaya değer kılar. Arkadaşlarım diye bahsettiği insanlar Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Ahmet Haşim gibi Türk edebiyatında önemli yerlere sahip üstadlar aslında. Üvey babasının Falit Rıfkı Atay olduğunu da unutmamak gerek. Ben buraya aklımda kalan birkaç ismi yazdım ama kadının Türk edebiyatına damgasını vuran nerdeyse herkesle anısı var ve bunları okumak gerçekten çok keyifliydi. Böyle bir çevrede gelişmenin ona çok katkısı olmuş daha on beş yaşındayken Fransız şiirlerini ezbere biliyormuş. Ben on beş yaşımda beş nitelikli kitap okumamışımdır. Kitapta Atatürk ile ilgili dans anısına da değinmiş. Annesinin ve çevresinden duyduklarıyla birlikte birkaç tane daha Atatürk anısı okuyabiliyoruz. Anılar çok şirin olsa da bazı yerlerde Atatürk'ü övmek yerine farkında olmadan gömmüş gibime geldi. Fakat bu konulara Atatürk düşmanları havalanmasın diye değinmeyeceğim. Edebiyat dersinde gördüğümüz sadece
Edebiyat
Bir Dinozorun AnılarıMina Urgan · Yapı Kredi Yayınları · 202214,3bin okunma
Çöküşün romanı.
7/10
·256 syf.··
2022 54. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Aralık 2022 23:44
Geçen haftalarda artık müdavimi olduğum sahafta arkadaşımla çay içerken yan tarafımızdan birisi bize daha önce hiç Sylvia Plath okudunuz mu, diye sordu. Okumayı geçtim hayatımda ilk kez Sylvia Plath'in ismini o an duymuştum. Kendimi aşırı derecede bilgisiz hissettim birkaç gün sonra da dayanamayıp kitabı aldım. Keşke almasaydım ama buraya sonra geleceğiz. Başta kitap -anlatımı da dahil- Wattpad kitabı gibiydi "Ya bunun neresi bu kadar abartılmış saçma sapan bir şeyden farkı yok." diye düşünüp dursam da okumaktan vazgeçmedim. Sonra kitap bir anda açıldı. Nasıl oldu beni kendine nasıl bağladı bilmiyorum. İlk yetmiş sayfayı dört günde okuyup geri kalan tüm sayfaları bir günde bitirdim. Bitirdim bitirmesine ama kitap beni ciddi anlamda çok yordu. Ana karakterimiz Esther'ın çağın düşüncesinden farklı düşüncelerinin olması, çevresinde onu anlayacak kimsenin olmaması ve gün geçtikçe kendi kabuğuna çekilip hayata karşı olan umudunu yitirdiğini an be an okuyoruz. Bu düşünclerin çoğunu kadın erkek eşitsizliği, kadınların toplumdaki -olmayan- yeri ve erkek egemeni olan bir sistemde kadının rolü olarak genelleyebiliriz bence. Beni asıl yoran da Esther'ı anlatmaya çalışırken kurgunun gittiği yolu sindirmeye çalışmak oldu. Kitapta çok fazla tetikleyici unsur vardı benim açımdan. Mesela bir yerde Esther'a Buddy "Hiç erkek gördün mü?" diye soruyor. Esther hayır deyince Buddy Esther'ın önünde soyunup şimdi de sen soyun gibisinden bir şeyler söylüyor. Ya da Esther Irwin'e acıyor dediğinde Irwın ilk seferde hep acır gibisinden bir cümle kuruyor. Beni ciddi anlamda tetikledi böyle şeylerden etkilenen birisi varsa kitabı okumayı bir kez daha düşünsün bence. Bir de belli bir sayfadan sonra sürekli ölüm kavramı üzerinde duruluyor. Jilet paragrafı hâlâ aklımda ve unutabileceğimi de
Edebiyat
Sırça FanusSylvia Plath · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201917,1bin okunma
Tanrı'nın içindeki şeytan.
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2022 51. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2022 16:36
Kitabı nasıl açıklayacağımı bilmiyorum. Okurken hiç bitsin istemedim bunca zamandır okuduğum açık ara en iyi kitaptı. Bitirdiğimde duygulanmadan edemedim çünkü son paragrafı, Demian'ın son sözleri gerçekten içime dokundu. Hesse'nin kitaplarının hepsini okudum diyemem Boncuk Oyunu'ndan sonra okuduğum ikinci kitabı oldu bu. İki kitapta gördüğüm kadarıyla Hesse genel olarak felsefi anlatımlarla kitabı devam ettiren bir yazar. Her cümlesinde başkarakterin kendini sorgulamasını iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Hatta hissetmekle de kalmıyorsunuz anlatımı o kadar iyi ki başkarakter olan Sinclair gidiyor sanki paragrafları siz yazıyorsunuz. Yine de derin cümleleri, mecazlı anlatımları sevmiyorsanız kitabı okumak sizin için uygun olmayabilir demekte fayda var. Boncuk Oyunu'nda da olduğu gibi karakterimizin küçüklüğünden başlayarak okuyoruz. Olay hikayesini anlatmak istemiyorum çünkü her şey birbiriyle çok bağlantılı ve spoiler kullanmadan nasıl yazılır bilmiyorum. Alıntı paylaşmamamın sebebi de bu tüm kitap anca bir alıntı olabilir. Bir paragraf seçince çok mantıksız fakat önceki sayfalarla birlikte o paragraftan o kadar derin anlamlı cümlelere çıkıyor ki... Genel olarak Hesse dinlerdeki eksikliği, Tanrı'nın içindeki kötülüğü, bir insanın çevre baskısından dolayı farklı düşündüğü konularda konuşmadığı için hissettiği çıkmazı anlatmış. Aslında hepimizin aklında bir kez de olsa gelmiş şeyleri anlatmış diyebiliriz. Belki de kitabı bu yüzden çok sevdim. Benim aynı Sinclair gibi ağzımı açmaya pek gücüm yok ama Hesse'nin varmış anlaşılan. Kitabı okuduğum her dakika edebi haz yaşadım. Burda çevirmenin hakkını yemek olmaz sanki Hesse Türkmüş de ben Türkçe yazılmış bir başyapıt okuyor gibi hissettim. Alman edebiyatına az da olsa meraklıysanız kendinize bir iyilik yapın ve bu
Edebiyat
DemianHermann Hesse · Can Yayınları · 20216,5bin okunma
Biz ve hayallerimiz karşısındaki biz.
9/10
·180 syf.··
2022 47. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2022 22:38
Hakan Günday'a Ziyan ile veda ettikten sonra yaşadığım yerde imza günü olacağını öğrenince almadan edemedim ayrıca gidip imzalı özel baskı aldım imzanın imzasını attıracağım büyük ihtimal. Neyse boş muhabbeti geçelim. Fazla çizgi roman geçmişim yok açıkçası. Küçükken annemden istediğimde "Onlara para mı verilir?" diyerek zorla kendi istediği türden kitapları aldırırdı bana şimdi de alışkanlığım olmadığı için okumuyorum. Bu kitabı başka birisi yazsaydı yine almazdım. Bu yüzden yazacaklarım hiçbiri tamamen eleştiri babında olmayacak. Eleştirecek kadar bilgim yok maalesef. İlk başta pek bir anlayamadım sanki giriş bölümünü atlamış da gelişmeyle kitabı yazmaya karar vermiş gibi geldi yazar. Fakat sayfalar ilerledikçe hikaye o kadar değerlendi ki. Kendime son günlerde sorduğum tüm sorular bir anda sayfalarda belirdi. Her sayfada kendimi ve kararlarımı tekrar sorgularken buldum. Günday'ın böyle bir özelliği var. Dümdüz bir elmayı anlatıyor diyelim. O elmadan bile bir metafor bulup sonra bu metaforu çok farklı bir yere getiriyor. Bir bakmışsınız ki kendinizi ve hayatınızı sorguluyorsunuz. Kana Diz Kana'da daha çok hayallerimiz üzerinden bize ulaşmaya çalışmış. Her hayalin bir gün son bulacağını her bölümde farklı bir hayalle anlatıyor. İşte tam bu sebeple çekti beni. Okudukça hayatımın ne kadar boş olduğunu yapmak istediğim hiçbir şeyi yapmadığımı -ve büyük ihitmal hiçbir zaman yapmayacağımı- kantıladı bana kitap. Yapamayacağımdan mı? Kesinlikle değil. Fakat Günday'ın da dediği gibi her hayal er geç ölüyor. Ben o hayali gerçekleştirene kadar bir ton hayal daha kuruyorum ve o hayal sadece arkadaşlar arasında konuşurken "Eskiden şunu yapmak istiyordum"a dönüşüyor. Çizgi roman harici konuşursam aynı şey hedeflerimiz için de geçerli bence. Kolay yaşam koşulları altında
Edebiyat
Kana Diz KanaHakan Günday · Flaneur Yayınevi · 20201,164 okunma
Reklam