“İşin, vakit doldurmak. Okuduklarının hayatına bir faydası yoksa o zaman okuduklarını anlamamışsındır. Yazılanlar yaşanmak için var. Onları yaşayamazsan, sadece hayatından kaçıyorsun demektir”
"Beyefendi, sizce sakıncası yoksa, kafanıza silah dayayabilir miyim?"
[...]
"Yanlış anlamayın" dedi, "sadece kameralara poz vermek için. Bizim iş defileden pek de farklı değil."
Amma , ne yapayım ki, radyo münasebetsiz bir icattır. Hiç olmazsa çalar saat bütün gün alabildiğine şarkı söylemez, cin yutmuş gibi dans havaları tepinmez, felâket yağmuru havadisleriyle üzerinize çullanmaz ve sizinki susturulduğu zaman behemehâl komşularınki başlamaz.
Tarihin en keskin yasalarından biri de şudur: Lüksler zamanla ihtiyaç haline gelir ve yeni zorunluluklar ortaya çıkarır. İnsanlar belli bir lükse alıştıklarında bir süre sonra onu kanıksarlar. Onu yaşamlarında hep bulundururlar ve bir süre sonra onsuz yaşayamaz hâle gelirler.