"Seni iyi tanıyorum, yorgun adam. Gözüm senin üzerindeydi hep, çocukluk özlemine mavi dağlardan ve çocuk dindarlığına tanrılardan söz açtım. Sezgilerinin karşısına güzelliğin imge mesellerini çıkardım bazen. Sana tapınmayı öğrettim tapınakları yıkıp yok eden, sana kapısını araladığım sevgi bahçelerini kirleten sen değil miydin? Sen değil miydin sana öğrettiğin ezgileri sokak şarkılarına çeviren, sana sunduğum sevinç kadehlerini sarhoşluk uğruna istismar eden?"