Geleceğe Yazılmış En Zor Mektup
Puan vermedi·128 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 00:27
Geleceğe Yazılmış Bir Ses: Doğmamış Çocuğa Mektup "Doğmamış Çocuğa Mektup", İtalyan yazar Oriana Fallaci tarafından kaleme alınmış, annelik, kadınlık, yaşam ve varoluş üzerine düşündüren etkileyici bir romandır. Eser, hamile olduğunu öğrenen bir kadının henüz dünyaya gelmemiş çocuğuna yazdığı içten ve sarsıcı bir mektup biçiminde ilerler. Kitap boyunca anlatıcı, doğacak çocuğuyla konuşurken aslında kendi korkularını, umutlarını, yalnızlığını ve hayatla hesaplaşmasını da okuyucuya açar. Anneliğin romantik ve kusursuz bir deneyim olarak sunulmadığı eser, kadının bireysel özgürlüğü ile annelik sorumluluğu arasındaki çatışmayı cesur bir şekilde ele alır. Bu yönüyle yayımlandığı dönemde büyük tartışmalar yaratmış, günümüzde de güncelliğini korumayı başarmıştır. Yazarın samimi ve sorgulayıcı dili, okuyucunun anlatıcının duygularına ortak olmasını sağlar. Kitap yalnızca anne olmayı düşünen kadınlara değil; yaşamın anlamı, seçimlerin sonuçları ve insanın kendi varoluşuyla mücadelesi üzerine düşünmek isteyen herkese hitap eder. Benim için kitabın en güçlü yanı, okuyucuya kesin cevaplar vermek yerine sorular sordurması oldu. Annelik, özgürlük, sevgi ve sorumluluk kavramları üzerine farklı bakış açıları sunarken insanı kendi yaşamını da sorgulamaya yöneltiyor. Kısa olmasına rağmen duygusal yoğunluğu yüksek olan eser, okunduktan sonra uzun süre etkisini sürdüren kitaplardan biri. Sonuç olarak "Doğmamış Çocuğa Mektup", yalnızca bir annenin çocuğuna yazdığı mektup değil; insanın kendisine, hayata ve geleceğe yazdığı derin bir sorgulama metni olarak değerlendirilebilir. Doğmamış Bir Çocuğa Mektup Oriana Fallaci
Edebiyat
Doğmamış Bir Çocuğa MektupOriana Fallaci · Can Yayınları · 19992,409 okunma
9/10
·640 syf.··
2026 16. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 22:43
Bir İnsan şimdiye kadar okuduğum en iyi politik metin. Yunan devrimci Alekos Panagulis'in 37 yıllık kısa ama çok çarpıcı hayatını sevdiği kadın İtalyan yazar Oriana Fallaci anlatmış. Panagulis'in yaşamı bir ibret tablosu. Tokat gibi bir kitap . Mutlaka okuyun.
Bir İnsanOriana Fallaci · Akılçelen Kitaplar · 201776 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Hiç doğmamış olmaktansa doğup acı çekmek daha mı iyidir?
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 11 Mart 2026 03:24
Teknik adı ' istenmeyen hamilelik' fakat duygusal yönden bambaşka. 3 ana başlıkta derlediği masal aldı altında aslında 3 travma. Karnındaki bebeğe ve bizlere anlatmak istediği o kadar geniş konular ki: Kadın- erkek ayrımları, kadından beklentiler kadar erkekten de beklentilerin olduğu ve bundan memnun olmadığı, iş hayatındaki zorluklar, aileden gelen travmalar, varoluş ile alakalı sorgulamalar, savaş, adaletsizler, ihanetler, içi boşaltmış kalpler.. Ve böyle bir ortama yeni bir can getirip getirmemekte yaşadığı kararsızlıkları, samimi ve akıcı bir dille anlatmış. Çok acı çekmiş bir çocuğun, ebeveyn olma yaşına gelince duyacağı kaygılar.. Öyle ki (sayfa 47 de) şöyle anlatıyor kırılganlığını " Aile kavramına inanamıyorum ben. Aile, kişileri daha iyi denetlemek, onların kurallara, efsane bağlılıklarını daha iyi sömürmek için, bu dünyayı kim örgütlenmişse onun tarafından uydurulmuş bir yalan. " Sadece ailede değil, hayatın her alanında acı çektiği için şöyle de bir tespiti var: Yalnızca çok ağlamış olanlar yaşamı tüm güzelliği içinde algılayabilir, keyifle gelebilir. Paranın gücüne de sitem ediyor ve savaşta bile iyi yetişmiş bir insan olmanızdan ziyade, nüfuzlu biri olmanız veyahut ırkınız önemlidir vurgusu yapıyor. İncinmiş, ötekileşmiş bir kadının doğmamış çocuğa dünyayı bildiği tarafından mektuplar.
Doğmamış Çocuğa MektupOriana Fallaci · Can Yayınları · 20222,409 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 2. kitabı
Evlilik dışı hamile kalan bir kadının, hamile olduğunu öğrendiği ilk andan itibaren içsel konuşmalarını ve çevresindeki insanların bakış açılarını okuyoruz. Oldukça etkileyici ve akıcı bir kitaptı. Bir anne olarak, karakterin bazı düşüncelerinde kendi hamileliğimde yaşadığım duyguları buldum. İtalyan yazarın feminist düşünce yapısı ve savaş muhabirliği geçmişi, kitaptaki karakterin sorgulamalarına ve bakış açısına da belirgin biçimde yansımış. Kitap boyunca çok iyi alıntılar var.
Doğmamış Çocuğa MektupOriana Fallaci · Can Yayınları · 20182,409 okunma
8/10
·128 syf.··
2025 48. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 19 Aralık 2025 00:00
bitti kadının toplumdaki yeri, anneliğin toplum üzerindeki etkileri, kadınların çalışma hayatı gibi birçok konuya parmak basan bir kitaptı. anneliğin sorgulanışı ana konusuydu ve aslında bilinç dışı etkiler üzerine de gerçekten sorguladım. çok kalp kırıcıydı bir de. hem anneliği o duygularla okumak hem kadınların yaşamda kendilerine ait bir yer bulamayışını derinden veren bir kitap oldu benim için. özellikle mahkeme kısımları… derin bir nefes alıp kapattığım, anne olursam tekrar okuyacağım ve altını çizdiklerime de ara ara bakacağım bir kitap oldu
Doğmamış Çocuğa MektupOriana Fallaci · Can Yayınları · 20222,409 okunma
Puan vermedi·128 syf.·
2025 44. kitabı
"Dünyadasın. Bunun tedavisi yoktur." diyor Samuel Beckett. Oriana Fallaci de doğmak üzere olan çocuğun doğmasının mı yoksa doğmamasının mı iyi olacağını sorguluyor. Merhamet; acı da çekeceğini bildiğin 'şey'e neden olmak, hayat vermek midir yoksa bunu reddetmek midir? Başkası yerine karar vermek bu kadar kolay olmamalı diye düşünüyorum. Konu “çocuk beni dünyaya getirin de demiyor getirmeyin de” değil. Konu, çocuk kabul etse de etmese de ‘soramıyor oluşumuz.’ Fikrini almamamıza rağmen tercih çok çok büyük oranda hayat verme/ mevcudiyet kazandırma/ dünayay getirme/ varlık yönünde oluyor; ‘yokluk’ yönünde tercih yapan sayısı çok çok az. (Bunu da genelde Avrupa-Amerika bölgesinde görüyoruz.) “Kimse, kimselerin fikrini sormamış bu konuda, onlar da doğmuş, yaşamışlar, gene doğup doğmamak konusunda seçme hakkı tanınmayan birini dünyaya getirdikten sonra ölmüşler. O doğan da aynı şeyi yapmış, milyonlarca yıl, sıra bize gelene dek sürüp gitmiş bu.” diyerek Fallaci, doğumun bir nevi ‘gelenek, tabu’ halini aldığını belirtiyor. Belki bu geleneğin altında yatan nedenler şunlardır: Kimse “sağlık sorunu var” demesin; mahalle, arkadaş, iş, aile ortamına girildiğinde rencide olmamak/küçük düşmemek; mahalle baskısı; büyüklerden gelen ‘kural’ın sorgusuz sualsiz kabulü (herkes nasıl biz de öyle anlayışı); cinsel yönden tatmin ( çocuk yapmadan da tatmin olunabilir); “keyfim/ canım öyle istiyor” bencilliği- menfaati; başkasına göre iş yapma (başkaları anne/baba oluyor, bu duyguyu tadıyor ben neden mahrum olayım); anne/baba diyen biri olsun (kendini yüceltme); can sıkıntısını giderme; eşlerin anne/babalarının “torunumuz var” demelerini sağlama; soyun devamı; çevreye kalabalık görünme; işlerin/servetin başına geçme; kan davası; yaşlılıkta bakım; toplumda ‘var olmak, kabul görmek’ (beni de
Doğmamış Çocuğa MektupOriana Fallaci · Can Yayınları · 20222,409 okunma