Şiddetli bir mikrofon uğultusundan sonra nikah memuru şahitlerin masaya gelmelerini rica etti. Bu sırada ağabeyim birden ayağa kalktı, önce masanın arkasındaki kapıya doğru bir iki adım attı. Sonra davetlilerin yanından koşar adım geçerek salondan çıktı.
Bunun ağabeyimin şakalarından biri olduğunu düşündüm. Salondakiler şaşkın şaşkın kapıya doğru bakıyordu.
Bir süre bekledikten sonra kardeşimle ağabeyime bakmaya gittik. Dış kapının eşiğinde, rengarenk ışıkların altında duruyordu. Başını eğmiş, başparmağı ve işaretparmağıyla burnunu tutmuştu.
Ağlıyordu.
“Babamı gördünüz mü,” dedi “takım elbisenin içinde küçülmüş gibiydi, küçücüktü.”