İkiyüzlülüğü karşısında afalladığımı hatırlıyorum. Kendince beni sahiplenmişti ve işte bu yüzden kendinde bu şekilde konuşabilme hakkı buluyordu. Birini sevdiğine karar vermek, ona hükmedebilme hakkını da getiriyordu beraberinde.
Aslında hayat elimde tuttuğum şey değildi de, ben gerçek hayata dokunmaya hazırlanıyor ve sadece bekliyorum gibi gelirdi. Eksikliklerimi isimlendiremiyordum. Ne beklediğimi ya da ne aradığımı bilmeyişimin sebebi buydu.
Ona neden bu kadar acımasız davrandığımı soruyordum kendime. Beni seven birine, beni en çok sevene neden bu kadar acımasız davrandığımı… Ellerimi serbest bıraktım, ama içimdeki acı yükselmeye devam etti. Babaannemden özür dilemek, ayaklarına kapanmak istiyordum ama hiçbirini yapamadım. Gözlerimden yaşlar boşanıyordu. Hissettiğim tek şey içimde yükselen sonsuz acıydı. O sabah o acıyı iliklerime kadar hissederek gözyaşları içinde uyandım.