Bazı insanların pek garip bir hürriyet anlayışı var. "Hudutsuz hürriyet yoktur,her hürriyet başkasının hürriyetiyle hudutludur",hükmünü işlerine geldiği gibi tafsir ediyor ve kendilerine biraz fazla hürriyet "bahşederek",hoşlarına gitmeyen her hareketi hatta her temayülü zincire vurmayı tavsiye ediyor,bunu haklı gösterebilmek için de en basit hürriyet tezahürlerine "anarşi" damgası vurmaktan çekinmiyorlar.
Evet,hürriyet başkasının hürriyetiyle hudutludur. Fakat cemiyet hayatında bu "başkası"nın hürriyetinin hudutları nedir? İktidarı kendi ellerinde tutanlar,bunu sarsabilecek her şeyi kendi hürriyetlerine tecavüz saymakta haklı mıdırlar? O zaman her müstebit idarenin,bir bakımdan,hürriyet prensiplerine pek sadık olduğu neticesine varmak lazım gelirdi.
Geniş kitle, sadece devletin emrettiğini yahut devletin işine geleni yapmakta hür olursa buna hürriyet demek biraz güçtür.
İlk önceleri Raoden kütüphaneden uzak durdu,çünkü orası ona onu hatırlatıyordu. Sonra,kendisini kütüphaneye çekilirken buldu,çünkü orası ona onu hatırlatıyordu.
Umut. Umut çok güçlü olabilir. Belki gerçek sihir diye bir şey yoktur ama en çok neyi istiyorsan ve umudunu içinde bir ışık gibi tutabiliyorsan,neredeyse sihir kullanmış gibi,dileklerinin gerçekleşmesini sağlayabilirsin.