Fark ettiğim kadarıyla, genelde feministler maden ocaklarında, inşaatlarda ve benzeri ölümcül risk taşıyan işlerde çalışanların neredeyse tamamının erkek olmasından daha az bahsediyor. Daha çok kadın cinayetleri, eğitim hakları ve spor gibi alanlardaki eşitsizlikleri gündeme getiriyorlar. Yani kadın merkezli eşit arayışı. Bu bana tam eşitlik gibi gelmiyor. Erkeklerin duygularını bastırmasından, duygularını yaşayamamalarından arada sırada söz ediyorlar ama işin diğer boyutlarına hiç girmiyorlar.
Mesela erkekler zorunlu askerlik yapıyor, kadınlarda böyle bir yükümlülük yok. Madenlerde, inşaatlarda ağır ve tehlikeli işler neredeyse tamamen erkeklere kalıyor. Kadınların bu tip ağır ve riskli işleri yapması yasal olarak yasak veya kısıtlı, ama aynı maden ocaklarında ve inşaatlarda başka işlerde çalışabiliyorlar. İşte burada sistematik bir erkek köleliği var ve bundan neredeyse hiç bahsedilmiyor. Erkekler bundan çok şikayetçi. Öte yandan da ataerkil düzenin kurulmasında erkeklerin payı varsa da kadınlar da bunu yüzyıllarca destekledi. Bence ataerkil toplumun tek suçlusu kesinlikle erkekler değil. İki cinsiyetin de farklı düzeyde de olsa payı var. Bu yüzden "femimaskülanizm" isimli kurduğum bu kavram daha mantıklı geliyor. İki cinsiyetin de haklarından eşit bahseden, birlikte bu düzeni yıkacak olan daha adil bir düzen. Kadınların ayaklanıp erkeklerin de hem kadın hem erkek hakları konusunda desteğiyle doğup eşitliği kavramsal, hak olarak aynı dilde getiren yeni bir düzen. Yarışmak değil, sorunların çözüme kavuşturulmaya çalışıldığı, düşmanlık dili gibi konuşulmayan yeni bir şey. Kabul ediyorum. Erkekler tarih boyunca çok kadın hakkı yedi ve çok kadın öldürüp şiddet uyguladı. Öte yandan erkekleri yüceltmeye çalışan, kurdukları düzene uyum sağlayıp yüzyıllarca susan ve erkek