"Necip Fazıl’ı gerçekten anlayabilmek ve onun hakkında doğru bir karara varabilmek için bütün eserlerini okumak gerekir. O, nihayetinde bir peygamber, alim veya evliya değildi; her insan gibi elbette onun da hataları vardı. Zaten hatasız olduğunu düşünmek, insan tabiatına aykırıdır. Ancak o, düşüncelerini hiçbir şeyden çekinmeden, eğip bükmeden dile getiren; hayattaki ölçüsünü Kur’an ve Sünnet olarak belirleyip bu çizgiye uymaya çalışan bir fikir işçisiydi. Bize düşen, onun tüm eserlerini inceleyerek doğrularından istifade etmek, yanlışlarını ise birer insani yanılgı olarak görüp ayırabilmektir."
"Müjdecim, Kurtarıcım, Efendim, Peygamberim;
Sana uymayan ölçü, hayat olsa teperim!"
Necip Fazıl’ın bu dizelerde haykırdığı mutlak teslimiyeti ve dürüstlüğü hayatına tatbik edebilen bir siyasetçinin olduğuna inanmıyorum. Kimi paraya, kimi makama, kimi itibara, kimi de şan ve şöhrete tamah ederek hakikati, ahlakı ve adaleti ayaklar altına aldılar. Başkalarını da manen hasta edip toplumu zehirlerken, aslında kendileri çamura ve pisliğe battırdılar; nihayetinde de bu dünyadan göçüp gittiler veya gidiyorlar"
"Necip Fazıl, yaşadığı dönemde siyasetçilerin hatalarını hiç çekinmeden yüzlerine vurur, yanlışlara anında müdahale ederek doğruyu ve eğriyi tek tek analiz ederdi. Kimseden korkmaz, hiçbir siyasetçiye boyun eğmezdi; çünkü onun tek derdi gerçeklerin peşinden gitmek ve hakkın sesi olabilmekti. Bugün onun eserlerini okuduğumuzda, geçmiş ile günümüz siyasetçileri arasında aslında çok büyük farklar olmadığını çok rahat görebiliyoruz. Keşke onu daha önce okuyup bu derin birikiminden daha fazla istifade edebilseydik."