“Düşündüğümüz, söylemek istediğimiz, söylediğimizi sandığımız, söylediğimiz; karşımızdakinin duymak istediği, duyduğu, anlamak istediği, anladığını sandığı ve anladığı arasında farklar vardır. Dolayısıyla insanların birbirini yanlış anlaması için en az dokuz ihtimal var.”
İlyada ve Odysseia destanlarındaki bazı kelimeler ve şiveler arasında yüz yıllık farklar vardır. Bu da destanların tek bir kişinin kaleminden değil, nesilden nesile aktarılarak büyüyen ortak bir halk kültürünün ürünü olduğunu gösterir.
Edebiyat
Reklam
Dinleyin zekası düşük XX ve XY kromozomları!
Bir kadın ve erkeğin arasındaki 10 yaşın daha da üstündeki yaş farkı kadın 25-30 ve hatta 35 bile olsa kapanmaz. Hatta o 10 yaş bile kapatmaz. Kadınların erken yaşta olgunlaştığını kesin olarak iddia etmek yanlış olur. Yapılan son araştırmalara göre olgunluğun herkeste kesin ve değişmez bir sabit yaş aralığında olmadığı görüldü. Kadınlarda beyin gelişimi 30 yaşa kadar belki artık sürüyor. En erken belki 25. Ama erkekler sandığınız gibi 35-40 veya onunda üzerinde olduğunda sabit olarak olgun olmuyor. Olgunluk kişilik, beyin gelişimi farkına göre değişir. Ama yine de insan ilişkilerinde bazı sınırlar olması gerekir. 10 yaşın daha üstü olan çiftler arası farklar kişilik uyumu olsa bile hep bir taraf diğeri için daha genç davranmaya ya da diğer taraf yaşlı davranmaya çalışacaktır. Yani kendi yaşlarını zamanlarında yaşayamayacaklar. Birbirlerine dönemsel olarak uymayabilirler veya uymasalar bile fikir ayrılıkları daha da ilerleyen yaşlarda olabilir. Öte yandan yaş farkı arttıkça çiftler arası manipülasyon ve sömürülme tehlikesi normal ilişkilere göre daha tehlikelidir.
1000Kitap
Çocuklar Neden Yapay Zekâya Dert Anlatıyor?
🙍‍♂️Çocuklar yapay zekâ sohbet robotlarını arkadaş olarak görüyor, onlara duygusal yakınlık geliştiriyor, kendine zarar verme gibi tehlikeli davranışları normalleştiren sohbet veya terapi botlarıyla saatler geçiriyorlar. Çocukların çatışma çözme, psikolojik dayanıklılık, empati gibi becerileri kazandığı gelişimsel dönemlerinde, yapay zekâ dünyası giderek gerçek insan etkileşiminin yerini alıyor. Bazı köşe yazılarını bir kez okur geçerim. Gazeteleri kâğıttan okuduğumuz, dijital dönüşüm öncesinde klasik habercilik reflekslerinin son güçlü dönemi olan o güzel yıllarda, Radikal ve Referans’taki bazı köşe yazılarını ise kesip dosyaladığım olmuştur. Dönüp dönüp yeniden okuyayım diye… Geçen gün Financial Times’tan Simon Kuper’in Gazete Oksijen’de Türkçe çevirisiyle yayımlanan bir köşe yazısı (“Ebeveynlik bu muymuş?”), bende tam da o nostaljik hissi yeniden doğurdu: “Bugünkü ebeveynler telefonlara hazırlıklı. Bizim kobay jenerasyonla yaptığımız hatalardan ders aldılar. Dünya genelinde sosyal medyayı çocuklara yasaklamaya ve okullara telefon sokmamaya yönelik önlemler var. Bugünkü ebeveynleri gafil avlayan ise yapay zekâ,” diyor Kuper bu yazıda. Altını kalın kalın çizip duvara asmayı hak eden bir tespit, değil mi? Evet, yetişkinler olarak gafil avlandık. Herkes birbirine bu konuda akıl veriyor; kendi deneyimini paylaşıyor. Kimisi “modern ebeveynlik” kisvesi altında, kimisi umursamaz, kimisi aşırı korumacı, kimisi sonsuz endişeli... Çocuklar ve yapay zekâ kullanımı tartışması, çok katmanlı ve tek bir doğru cevabı olmayan bir alan. Tabletler, akıllı telefonlar ve yapay zekâ sohbet botları artık çocukların gündelik yaşantısının bir parçası. İçlerinden YouTuber’lar çıkıyor, kod yazabiliyorlar, çünkü dijital dönüşümün içine doğdular. __Bir yandan
Makale|Yazı
Necip Fazıl Kısakürek !
"Necip Fazıl’ı gerçekten anlayabilmek ve onun hakkında doğru bir karara varabilmek için bütün eserlerini okumak gerekir. O, nihayetinde bir peygamber, alim veya evliya değildi; her insan gibi elbette onun da hataları vardı. Zaten hatasız olduğunu düşünmek, insan tabiatına aykırıdır. Ancak o, düşüncelerini hiçbir şeyden çekinmeden, eğip bükmeden dile getiren; hayattaki ölçüsünü Kur’an ve Sünnet olarak belirleyip bu çizgiye uymaya çalışan bir fikir işçisiydi. Bize düşen, onun tüm eserlerini inceleyerek doğrularından istifade etmek, yanlışlarını ise birer insani yanılgı olarak görüp ayırabilmektir." "Müjdecim, Kurtarıcım, Efendim, Peygamberim; Sana uymayan ölçü, hayat olsa teperim!" ​Necip Fazıl’ın bu dizelerde haykırdığı mutlak teslimiyeti ve dürüstlüğü hayatına tatbik edebilen bir siyasetçinin olduğuna inanmıyorum. Kimi paraya, kimi makama, kimi itibara, kimi de şan ve şöhrete tamah ederek hakikati, ahlakı ve adaleti ayaklar altına aldılar. Başkalarını da manen hasta edip toplumu zehirlerken, aslında kendileri çamura ve pisliğe battırdılar; nihayetinde de bu dünyadan göçüp gittiler veya gidiyorlar" ​"Necip Fazıl, yaşadığı dönemde siyasetçilerin hatalarını hiç çekinmeden yüzlerine vurur, yanlışlara anında müdahale ederek doğruyu ve eğriyi tek tek analiz ederdi. Kimseden korkmaz, hiçbir siyasetçiye boyun eğmezdi; çünkü onun tek derdi gerçeklerin peşinden gitmek ve hakkın sesi olabilmekti. Bugün onun eserlerini okuduğumuzda, geçmiş ile günümüz siyasetçileri arasında aslında çok büyük farklar olmadığını çok rahat görebiliyoruz. Keşke onu daha önce okuyup bu derin birikiminden daha fazla istifade edebilseydik."
Eşler Arasında Zekâ Benzerliği: Araştırmalar Ne Diyor? Evli çiftlerde erkek ve kadın eşlerin ortalama IQ'ları birbirine yakın mı, yoksa bariz farklar mı var sorusu, davranış genetiği ve psikoloji literatüründe onlarca yıldır inceleniyor. Varılan sonuç nettir: Eşlerin zekâ düzeyleri arasında sistematik bir benzerlik vardır, bariz fark eğilimi yoktur. Bu olgu literatürde "assortative mating" (eş seçiminde benzerlik) olarak adlandırılır. Temel bulgu: Yapılan meta-analizler ve büyük ölçekli çalışmalar, eşler arasındaki genel bilişsel yetenek korelasyonunu yaklaşık 0.35-0.40 aralığında rapor eder. Bu, tesadüfle açıklanmayacak kadar yüksek, anlamlı bir pozitif ilişkidir. İnsanlar farkında olmadan kendi zekâ seviyelerine yakın kişilerle eşleşmektedir. Eğitim düzeyi üzerinden yapılan ölçümlerde bu korelasyon daha da yükselir (0.50-0.60 civarı). Zekâ ile eğitim başarısı arasındaki bilinen ilişki düşünüldüğünde, bu da aynı örüntüyü destekleyen dolaylı ama güçlü bir kanıttır. Ortalama farkı yok: Araştırmaların hiçbirinde, "evli çiftlerde erkek eşlerin IQ'su kadınlardan sistematik olarak yüksektir" ya da tam tersi yönünde bir bulguya rastlanmaz. Ortalama IQ puanları kadın ve erkek eşler arasında istatistiksel olarak denktir. Yani ne kadınlar ne de erkekler kendilerinden belirgin şekilde daha zeki ya da daha az zeki bir eş seçme eğilimi göstermez; seçim, benzer bilişsel düzeye yöneliktir. Nedensel mekanizma: Bu benzerliğin arkasında yatan temel sebep, sosyal ve çevresel sınıflandırmadır. Benzer zekâ düzeyine sahip insanlar eğitim hayatı, meslek grupları ve sosyal çevreler içinde aynı ortamları paylaşır. Bu ortak alanlar, benzer bilişsel seviyedeki bireylerin karşılaşma ve uzun süreli ilişki kurma olasılığını artırır. Doğrudan bir "IQ testi yapıp eş seçme" davranışı söz konusu
Psikoloji
Reklam
Reklam