Dönüyoruz dilimize ya, çok kimseler anlamıyor bunun gerekli olduğunu. Yalnız karşı koyanları, dayatanları söylemek istemiyorum. Öz Türkçe'ye gidenler arasında da anlamayanlar çok. Bir ilkeye, usul bir ilkeye bağlanarak gitmiyorlar Türkçe'ye. Duyguyu ileri sürüyorlar, "Biz Türküz, onun için Türkçe tilcikleri kullanacağız." diyorlar. Dilimize Arapça, Farsça tilcikleri doldurmuş olan dedelerimizi kınıyorlar. Biz, yalnız Türk olduğumuz için gitmiyoruz öz Türkçe'ye, Doğu uygarlığından ayrıldığımız için, eski dili büğünkü düşüncelerimizi bildirmeye yeterli bulmadığımız için gidiyoruz.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Behram Şah 36 sene ülkesini yönetti. Bilim ve fenni severdi. İlim adamlannı daima korudu. Pipai adı altında tanıdığımız Hintçe bir eseri, Farsça'ya tercüme ettiren odur. Yerine oğlu Nizamettin Hüsrevşah çıktı.
Türkıstanda Tanrı dağlarının güney batısındaki Talas ırmağı kenarında Milâdi 751de vuku bulmuş çarpışmanın ardından Türkler, kitleler hâlinde Müslümanlığı benimsemişlerdir. Bahse konu vuruşmada Türkler, Müslüman Arab ordusuna iltihâk edip Çinlilere karşı çarpışmışlardır. Başka bir deyişle, “Türkler, Arap kılıncının zoruyla Müslüman kılınmışlardır” iddiası, tarihe ilişkin bir vakanın çarpıtılmasından özge bir şey değildir. Sayıca da heyecân itibârıyla da Türkler, Müslümanlığı öylesine hızlı ve kalabalık biçimde benimsemişler ki —rıvâyete göre, bir ayda iki yüz bin Türk ihtidâ edince—, onlara hayranlık nıdası şeklinde tezâhür eden “Türk imân!” denmiş. Deyim birleştirilip kısaltılınca, zamanla, öncelikle de Farsca telâffuzla “Turkoman” o da, Türkcede “Türkmen” diye söylenir olmuştur. Haddızâtında “Türkmen” diye bir boy yok. Oğuzların ihtidâ etmişlerine “Türkmen denmiştir.
''Büyük Selçuklu devrinde medrese eğitiminin yanı sıra tıp alanında pek çok yenilik yaşanmıştır. Ruh hastalıklarının alternatif yöntemlerle tedavi edilmesi açılan darüşşifalar sayesinde sistematik bir yapı kazanmıştır. Farsça şiir ve edebiyatta altın çağını yaşamıştır.''