Hata işlemiş bir çocuk gibi sustu. Mahcup olmuştu, söz söyleme yetersizliğinin acı acı farkındaydı. Okuduğu
şeyde, hayatın büyüklüğünü ve sıcaklığını duymuştu, ama konuşması yetersizdi. Duyduğunu ifade
edemiyordu, kendini, karanlık bir gecede, bilmediği bir gemide, alışık olmadığı tayfa halatlarının arasında el
yordamıyla dönen bir gemiciye benzetti. Öyle olsun diye karar verdi, bu yeni dünyaya alışmak, ona kalmış bir
şeydi. İstediği zaman yöntemini öğre-
nemediği hiçbir şey görmemişti daha; işte şimdi, içindekileri kızın anlayacağı gibi anlatmayı öğrenmek
istemesi için de uygun zamandı. 'Kız', onun ufku üzerinde gittikçe büyüyüp, irileşiyordu.