Nuriye Çeleğen’in kaleme aldığı Babam Hz. Muhammed, İslam tarihinin en özel bağlarından birini, Hz. Muhammed ile en küçük kızı Hz. Fâtıma’nın ilişkisini merkezine alan, biyografi ile edebi anlatımı harmanlayan çok dokunaklı bir eserdir. Yazar, klasik siyer kitaplarının dışına çıkarak İslam'ın doğuşundan Peygamber'in vefatına kadar uzanan tarihi süreci, Hz. Fâtıma’nın gözünden ve onun iç sesiyle okuyucuya aktarır.
Kitabın kalbini, dönemin kız çocuklarını yük gören cahiliye zihniyetine inat, Hz. Muhammed’in kızı odaya girdiğinde ayağa kalkıp onu alnından öpmesiyle örülen ideal baba-kız modeli oluşturur. Çeleğen; Hz. Fâtıma'nın daha küçük bir çocukken Kabe'de eziyet gören babasına kol kanat gererek kazandığı "Ümmü Ebîha" (Babasının Anası) unvanının duygusal derinliğini başarıyla işler. Hz. Fâtıma ile Hz. Ali’nin evliliği, un öğütmekten nasır tutan eller, evdeki yokluklar ve tüm bu zorluklara karşı Peygamber evinde öğretilen sabır, şükür ve mütevazı yaşam kültürü eserde çok duru bir dille anlatılır.
Nuriye Çeleğen'in zarif, şiirsel ve adeta bir modern zaman mersiyesini andıran üslubu, kuru tarihi bilgileri et ve kemiğe büründürür. Roman, toplumlara yön veren güçlü bir lideri evladı hastalandığında içi titreyen "insan ve baba" yönüyle hissettirmeyi başarır. Özetle Babam Hz. Muhammed, siyer okumalarına kalbi ve edebi bir soluk getiren; şefkati, sadakati ve aile içi ilişkilerdeki peygamberi metodu hissetmek isteyen okurlar için naif bir başucu kitabıdır.
Çok güzeldi. Sahabe hayatına uzaklığımızı dünya telaşımızı gördüm. Dersleri almaya çalıştım sevgiyi sevilmeyi gördüm. Emeklerine sağlık yazarın yaşattığı için o dönemi
Kitabın baş qəhrəmanları narkotik asıllığından əziyyət çəkən gənc bir cütlükdür. Kitabda bir növ onların gündəliyi kimi yazılıb. Kitabın 3 əsas başlığı var, “O və Həvva” , “Həvva və O” və “Həvva və
Sinan Yağmur’un Aşkın Meali 3 - Hz. Ali ve Fatıma adlı kitabını okurken, sadece bir aşk hikâyesi değil, aynı zamanda sabrı, sadakati ve manevi sevgiyi anlatan çok derin bir eser okuduğumu hissettim. Kitapta Hz. Ali ile Hz. Fatıma’nın birbirlerine olan sevgileri anlatılırken aynı zamanda İslam’ın ilk dönemlerinde yaşanan olaylara da yer veriliyor.
Kitapta en çok dikkatimi çeken şey, aşkın sadece duygusal bir bağ olarak değil, inançla ve fedakârlıkla birlikte anlatılması oldu. Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın birbirlerine duydukları sevgi çok sade ama çok güçlü bir şekilde yansıtılmış. Okurken onların yaşadığı zorluklara rağmen sevgilerinden ve inançlarından vazgeçmemeleri beni etkiledi.
Sinan Yağmur’un anlatımını akıcı ve duygusal buldum. Bazı bölümlerde sanki olayların içinde yaşıyormuş gibi hissettim. Yazar, tarihî olayları anlatırken sadece bilgi vermekle kalmıyor, aynı zamanda karakterlerin duygularını da hissettirmeyi başarıyor. Bu yüzden kitap bana kuru bir tarih kitabı gibi gelmedi.
Kitap boyunca sevgi, sadakat, sabır ve teslimiyet gibi değerler ön plana çıkıyor. Özellikle Hz. Fatıma’nın yaşadığı acılar ve Hz. Ali’nin ona olan bağlılığı beni duygulandırdı. Bazı bölümlerde durup düşündüm ve insanların birbirine gerçekten değer vermesinin ne kadar önemli olduğunu fark ettim.
Sonuç olarak Aşkın Meali 3 - Hz. Ali ve Fatıma, bana gerçek sevginin sadece güzel günlerde değil, zor zamanlarda da yanında kalabilmek olduğunu düşündüren bir kitap oldu. Hem duygusal hem de manevi yönü güçlü olan, okurken insana birçok şey hissettiren bir eser olduğunu düşünüyorum.