Takvâdan daha aziz kerem, İslam'dan daha yüksek şeref, tövbeden daha başarılı şefaatçi, takvâdan daha güzel elbise, cehaletten daha zengin dert, akılsızlıktan daha cimri hastalık olmaz
Peygamberimiz (s.a.v)~
yâ Resûlallah! Senden sonra halkın hayrlısı kimdir, dedim. Buyurdular ki: (Ebû Bekr-i Sıddîkdır.)
Dedim, ondan sonra, buyurdular ki: (Ömerdir.)
Ondan sonra kimdir. Buyurdular ki: (Osmândır.)
Fâtıma-tüz-zehrâ “radıyallahü teâlâ anhâ” dedi ki, (Yâ Resûlallah! Alî hakkında hiçbir nesne söylemediniz.) Buyurdular ki: (Yâ cânım kızım! Alî benim nefsim demekdir. Hiç kimse gördün mü ki, kendini beğensin veyâ kendi hakkında bir şey söylesin!)
"Günahları bağışlayan cömert Rab sensin. Sen benden başka azap verecek birisini bulursun ama ben senden başka bağışlayacak birisini bulamam. Sen azabıma muhtaç değilsin ama ben senin merhametine muhtacım.
O halde sana olan ihtiyacım ve senin bana muhtaç olmamanla, benim üzerimdeki kudretin ve senden kaçamamamla senden diliyorum ki bu duam senden icabet bulan bir dua, bu makam senden merhamet bulan bir makam, bu isteğim başarıya ulaşan bir istek olsun."
Evlilik ihtimam ister.
Küçük bir bebek gibi üstüne düşülüp
nazlandırılmak ister.
Şefkat yoksa büyüyemez, sakat ve noksan kalır.
Şefkatle nefes alır, muhabbetle büyür o çocuk. Bu sebeple evlilik meveddettir.
Vedud ayinesinin akislendiği yerdir.
Eşe ta yürekten yâr olmaktır.
Sadakati ve vefayı diri tutmaktır.
Candan öte can, özden öte öz, yârdan öte yâr bilmektir onu.
Evlilik rahmettir ve ancak helalin tebessümüyle güzelleşir.
Evlilik sekinettir.
Öfkeyi ve sıkıntıyı yok edip sindirmektir.
Sevgi çeşmesinin başında muhabbeti
yudumlayanlara evlilik berekettir.
Çorak çölün bağrından sevdadan, vefadan ve huzurdan nehirler akıtmaktır.