Onkurken beni en çok düşündüren kitabın ortasında bir sayfasında kalın puntolarla yazan Karacaoğlan'ın "Gülüp oynadığım ele karşıdır." dizesi oldu. Ölüm sonrası ahvalini, dünyasını teşbihler yoluyla ifade ediyor, bir yerde ipi kopmuş bir boncuğum diyor hatta, içimden tasdik ediyorum tam öylesiniz şu sözlerinize bakılırsa diyorum. Yetmiyor, kendi sözleri acısını tarif etmeye yetmiyor ve Karacaoğlan yetişiyor imdadına. Oraya varana kadar bir annenin, bir eşin toprak oluşuna şairle beraber tanık oluyor, ailenin bir ferdiymişçesine aynı keder sizi de sarıyor. Sonra Musa Eroğlu'ndan veya başka sanatçılarımızdan yüzlerce kez dinlediğimiz o dize geliyor. O dize hiçbir zaman Şükrü Erbaş şiirlerini okurken verdiği anlamı, tadı vermemişti bana. Ben kitabı çok beğendim, kaybedilen bir eşe, sevgiliye bundan güzel vefa örneği olamaz. Yazana sağlık yazdırana rahmet diliyorum
Kitabı 2 sene evvel almıştım ve 4-5 sefer okumaya çalıştım, çok sıkıcı geldi 10-15 sayfayı bir türlü geçemiyordum. Bu sefer o ilk 20 sayfayı aşmayı başardım ve kitap su gibi akmaya başladı. Elimden bırakamıyordum. ''Aaa böyle bir inanç mı varmış'' , ''Aaa bu inanışın sebebi bu muymuş'' diye söylenirken kitabın bir anda sonu geldi. Bir çok yerde kendi inançlarınızı da sorgulamanızı sağlayan, kimi zaman size bırakmayıp sizin adınıza da sorgulayan bir kitap. Çok beğendim. İsmet Zeki EYÜBOĞLU'nun emeğine sağlık. ( Fakat çok fazla yazım hatası var, kontrol edilmeden basılmış gibi biraz. )
Anadolu İnançlarıİsmet Zeki Eyüboğlu · Derin Yayınları · 200753 okunma
O kadar basit bir dille yazılmış ve senaryo bizim pembe dizilerimizden farksızdı. Bitsin artık diye kendimi zorlaya zorlaya bitirebildim haftalar sonra. Çok sıkıcıydı. Bana hiçbir şey kalmadı maalesef ..
Bir Kürt SevdimDilek Bilgiç Esen · Müptela · 20228bin okunma
Bayıldım.. Aytmatov doğayı öyle büyüleyici bir dille betimliyor ki her seferinde, insanın bu sevimsiz, kalabalık şehir hayatlarını terk edip bir dağ başına yerleşip ekin ekip hayvan yetiştiresi geliyor. Yine çok güçlü kadın karakterler çıkıyor karşımıza, Aytmatov'un kadına bakışına da ayrıyetten bayılıyorum. Savaşın, açlığın kucağında destansı kadınlar... Göz yaşları içerisinde bir oturuşta bitireceğiniz eşsiz bir kitap.
Edebiyat üzerine bir solukta okuyabileceğiniz, yalnız edebiyatla kalmayıp sanatın müzik, resim, sinema gibi dallarına da eğilen, siyasete de dokundurmalar yapan başarılı bir deneme diyebiliriz. Kitabı okurken bunaldım diyemem fakat Livaneli'nin kendini sürekli dünya edebiyatının devleriyle kıyas halinde bulundurması, egoist ifadeleri, kendiyle çelişen keskin görüşleri biraz canınızı sıkabilir. Sık sık aldığı ödülleri, otuz dilde basılan eserlerini, yabancı dil bilgisini, entelektüel çevresini ve kendi çok yönlülüğünü anlatarak bazı yerlerde otobiyografi mi okuyorum sorusunu sordurur.