.. hakikat, gerçeğin bilgisinin anlaşılması ve kabul edilmesi deneyimidir. Bu ise daha mutlu kılmaz insanı, olsa olsa vahşi ve çocuksu acılarını biraz daha olgun biçimlere dönüştürür; böylece de özneyi, kendini anlamlandıran varlığı karşısında daha az telaşa kapıldığı bir duruma ulaştırır.
"Politika adamı nerde ve hangi şartlarla yetişir? Ne bazı ihtiyaçlara geçici cevaplar vermek, ne de telifçi bir iyi niyetle Türkiye kurtulamaz. Biz masallara yapışmış yaşıyoruz. Meselelere ancak etinde ve kemiğinde yaşayanlar cevap verebilirler. Fakat bu cins insanlar da bizden olamaz. Hakikatta iki ayrı milletiz."
"orada, aşağıda (insanlar arasında) boşunadır her türlü konuşma. orada, en bilgece olan unutmak ve geçip gitmektir. artık öğrendim bunu. insandaki her şeyi anlamak isteyen, her şeyle boğuşmak zorundadır."
"Ah Namık Kemal, ne olurdu bize her şeyden evvel bir «seviye meselesi» olan hürriyet kelimesi yerine, o kadar âşıkı olduğun medeniyetin «birikme» olduğunu ve gerçek ilerlemenin «mevcudu muhafaza etmek» gibi bir esas şartı bulunduğunu öğretseydin."
Güzellik ve çirkinlik, dehâ ve delilik gibi tabiî eksiklikler ve fazlalıklar, olağan insanlarca kriminal bir hususiyet olarak kabul ediliyor, alayla cezalandırılıyordu