Zaten böyle kadınlar uzun seneler tecrübelerden, ruhları kalpleri zengin, nihayetsiz bir his ve fikir kabiliyetini aldıktan sonra severler. Onlar sevecekleri adam için senelerce hazırlanırlar. Sonra sevecekleri adamla karşı karşıya gelince hayatlarında, ruhlarında, bütün kainatlarında ne varsa hepsini bırakıp o adamın arkasına düşerler.
Fakat Handan öyle değildi. Onda öğrenmek bir ihtirastı. Bilmek, daima bilmek, yalnız kitaplarda değil, tabiatta, insanlarda her şeyi, görünmez şeyleri bilip anlamak için onda ebediyen susamış bir dimağ vardır.
Biz Jön Türkler taassubundan , ittihat-ı islam taraftarları olduklarından nefret eder, her fırsatta kendilerine hücum ederiz. Türkler de onlara dinsiz derler. Öyle bir tezat