"Yatağımın karşısında bir pencere var. Odanın duvarları bomboş. Nasıl yaşadım on yıl bu evde? bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? ben ne yaptım? kimse de uyarmadı beni. işte sonunda anlamsız biri oldum. işte sonum geldi. kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım."
"Tarih aslında, insanlığın 'suçlarının, çılgınlıklarının ve felaketlerinin' kaydından pek fazla bir şey değildir; ama tecrübenin bize öğrettiği odur ki, halklar ve devletler tarihten asla bir şey öğrenmemişlerdir."
İnsanların destelerce doğup, düzinelerce öldüğü bir toprakta büyümüştü. Ve tek isteği, her insanın yalnız başına doğup yalnız başına öldüğü bir toprağa gitmekti.
Gülümsedim. O da mutlaka gülümsedi ama ben göremedim. Çünkü yüzü siyah bir peçeyle kaplıydı ve sadece gözleri açıktaydı. Çünkü masallarında Açıl Susam, Açıl ! diyenler, gerçek hayatta Kapan Kadın, Kapan ! demişti. Dünyanın öyle bir yerindeydik ki erkeklerin her biri kendini Ali Baba sanıyor, geriye kalan herkesin de Kırk Haramiler olduğuna inanıyordu. Anlatıla anlatıla, masal gerçek olmuştu.