Ölçüsüzlüklerin ortasını bulabilmek, yani mektupları doğru değerlendirebilmek olanaksızdır aslında; hatta değerleri sürekli değişir, yol açtıkları düşünceler sonsuzdur, insanın hangi düşüncede duracağını rastlantı belirler, yani varılan görüş de rastlantısaldır.
Başarılı bir terapinin hedefi, acı verici bağlılıktan kurtulmaktır, uzlaşma, barışma değildir, zira bu fizyolojik değil, yalnızca ahlakçı bir taleptir.
Doğru diye adlandırılan şey, yetersiz bir şekilde yaşanmış, henüz içi boşaltılamamış, ama eskimesi kaçınılmaz olan ve yeniliğini tehlikeye sokmayı bekleyen bir yeni hatadır. Bilgi, duygularımızla birlikte açılır ve birlikte kurur.