Ahmet Ünal

Ahmet Ünal
@faulkner
Türk Dili ve Edebiyatı
İstanbul
18 okur puanı
Temmuz 2017 tarihinde katıldı
-Şimdi düşün, Nazmi, melûl bir beyt-i hazin bir kelimenin üzerinde bir vakf-ı sekinâne ile bitsin, sonra mutantan bir kafiye diğer bir beyitin haşmet-i manâsına bir karar-ı muhteşem versin; bütün şiir bir yandan veznin emvâc-ı musikiyesine teslim-i nefs ederek dalgalanırken kafiyeler öteye beriye manidâr zemzemeler, ruh-perver nağmeler serpsin; sonra o şiirden bütün hayide teşbihleri, bütün o köhne cinasları çıkar; fikri o edâ-yı marûftan kurtar; işte benim eser... Ah, Nazmi, o eser yazılıp da intişar ettiği zaman Ahmet Cemil başka bir adam olacak... Öyle zannediyorum ki peri-i iştihar gelip makhûrâne, mağlubâne ayaklarımın altına atılacak; kendimi birden yükselmiş göreceğim, o zaman "Ben bugün şu toprak parçasının üzerinde birisiyim" diyebileceğim.
Sayfa 129
Edebiyat
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
"Uyu, zavallı çocuk, yeşil eski çuhalı yazıhanenin kenarında, karanlık çamurlu sokaklarda, küçük nazlı çocuğun daima esneyen çehresi karşısında geçen o saat-i meşâkk u mihenden sonra şu sıcacak temiz yatağın içinde, münevver mai bir semanın bârân-ı elması altında, tuluunu beklediğin hurşid-i ümidi görmeye çalışarak; derin, uzun bir hâb-ı tesliyet-bahşâ ile uyu!...
Sayfa 101
Edebiyat
"Kim-Olduğunu-Bilirsin-Sen onları öldürdü. Sonra da -asıl esrar burada işte- seni de öldürmeye kalktı. Temiz iş yapmak istiyordu herhalde ya da adam öldürmek hoşuna gidiyordu. Ama beceremedi. Alnındaki o izi hiç merak ettin mi? Sıradan bir kesik değil o. Güçlü bir kötülük dokundu muydu olur - ana babanın, evinizin bile icabına baktı - ama sana dokunamadı, bu yüzden ünlüsün, Harry. Birini öldürmeyi aklına koysun, o kimse sağ kalamazdı, bir tek sen yaşadın, zamanın en iyi cadılarını, büyücülerini öldürdü - McKinnon'ları, Bone'ları, Prewett'leri - sen ise bir bebektin daha, sağ kaldın."
Sayfa 55
Edebiyat
Kelamın, Mutezili bir tabana sahip oluşu, Mutezilenin geniş ölçüde felsefeden istifade edişi, Gazali'den sonra Sünni kelamının aynı mecraya tekrar girişi bu ilmi bir hayli rasyonel hale getirmiş, böylece Selefiye ve Sufiyeden uzaklaşma neticesini doğurmuştur. Hem nakilcilerin, hem de sufilerin, İslam adına kelam ilmini şiddetle tenkit etmelerinin sebebi, bu ilmin nakli ve ilhamı ikinci plana iterek dini hakikatların tetkik ve tesbitinde akla birinci derecede önem ve değer vermesidir. Peşinen belirtmek gerekir ki, kelamın anladığı akıl, hissin ve madde aleminin ötesinde kalan hususları inceleyen tamamiyle nazari ve metafizik olan akıldır. Tabii ve tecrübi akıl konusunda Selefiye ve Sufiye ile Kelamiye arasında esasen ihtilaf yoktur.
Sayfa 77
Din
Selefiyenin kelam hakkındaki hükmü şudur: Akıl ve cidalle din olmaz. Cedel ve münakaşa ile kurulan bir inanç ve düşünce sistemi diğer bir cedel ve münakaşa ile yıkılmaya mahkumdur.
Sayfa 63
Din