Şekillendirir, eritirler, bıkıp usanmadan, Sonra döktüler mi tuncu kalıba, Büyük bir marifet yaptık sanırlar.
Sonra neyle karşılaştı bu mağrurlar?
O devasa tanrı heykelleri, Depremde yerle bir oldu;
Çoktan eridi gitti yine hepsi.
Toprağın gaileleri, her ne iseler, Daima manasız eziyettir esasen;
Hayata daha çok yaraşır dalgalar;
Seni ebedi sulara taşır Proteus-Yunus.
Bırak söylesinler şarkılarını, bırak övünsünler!
Güneşin kutsal hayat ışınları için Latifeden öte değildir ölü eserler.
)** Tanrıların insan biçiminde heykellerini diken ilk halkın Telkhinler olduğu söylenir. ( ç.n.))
Sonra, her şeyden önce,
İlgilenmelisiniz metafizikle!
Derinden anlamaya çalışın,
İnsan beyninin kavrayamadığını.
Aklınız alsa da almasa da,
Görkemli bir söz bulun her hâlükârda.
MEFİSTOFELES
(Faust’un uzun cübbesi içinde)
Hor göreceksin mantık ve bilimi,
İnsanlığın en yüksek gücünü,
Sadece hile ve sihirbazlıkla,
Güçlendirsin yalanın ruhu seni,
Şimdiden avucumdasın artık!—
İnsana bir akıl vermiş kader,
Dizginsiz devamlı ileri atılan
Ama telaşlı çabaları arasında
Yeryüzündeki zevkleri kaçıran.
Yoz bir hayata sürükleyeceğim onu,
Yüzeysel anlamsızlıklara doğru,
Debelenecek, donakalacak, bana yapışacak,
Ve doyumsuzluğuna
Hırslı dudaklarının önünde yiyecek ve içecek akacak:
Serinlemek için boşuna yakaracak,
Ve teslim olmasaydı bile şeytana,
Yok olup gidecekti nasıl olsa.