Faust mu Gece Yarısı Kütüphanesi mi
Faust Faustun cansız kalan kısmını melekler taşıyor.Faust şeytana yenik düşmüyor...Sonuç Faust Margarıt ve Helanaya aşık oluyor.Helana ile evlenecek. İmparatoru kandırmaları Faust ve Mefistonun komik değil mi?İmp o yalancı sahte altın kağıtlara inanıyor.Ancak halk homurdanıyor😝☺️
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Okumadan beğeni yapmayın :)
İHTİYARLIK KAÇ YAŞINDA BAŞLAR? Pasteur kuduz asısını bulduğunda 60 yaşındaydı... Mimar Sinan, Süleymaniye camisini bitirdiğinde 70 yaşını geçmişti. Selimiye camisini tamamladığında ise 86 olmuştu... Galileo, ayın günlük ve aylık çizimlerini yaparken 73 yaşındaydı... Charlie Chaplin, 76 yaşında film yönetmenliği yaparak hala işinin başındaydı... Goethe, en büyük eseri Faust'u ölümünden bir yıl önce, yani 82 yaşında bitirmişti. 83'dü... Gençlik hayatın belli bir çağı ile ilgili değildir. İnsan, kendine olan güveni derecesinde genç, şüphesi derecesinde yaşlıdır. Cesareti derecesinde genç, korkuları derecesinde yaşlıdır. Ümitleri derecesinde genç, ümitsizliği derecesinde yaşlıdır. Hiç kimse fazla yaşamış olmakla ihtiyarlamaz. İnsanları ihtiyarlatan, ideallerinin gömülmesi, hedeflerinin olmamasıdır. Seneler cildi buruşturabilir. Fakat heyecanların, ideallerin teslim edilmesi adeta ruhu buruşturur. İnsanlar yaşadıkça yaşlandıklarını sanırlar, halbuki hedeflerine götüren yolu yürümedikçe yaşlanırlar. İnsan ihtiyar olmaya karar verdiği gün ihtiyardır. Güzelliği görme yeteneğini kaybetmeyen asla yaşlanmaz. Tabiri caiz ise yaşlanmak bir dağa tırmanmak gibidir. Çıktıkça yorgunluğunuz artar. Nefesiniz daralır ancak görüş alanınız genişler. Beynimiz yeni tecrübeler keşfettiği sürece insan genç sayılır........ William Gladstone
Edebiyat
"Kalabalıkları etkilemek istiyorsan onları ya güldürecek, ya da hüzünlendireceksin. Onların akla ihtiyacı yok." Wolfgang Von Goethe | Faust
Hayata dair...!
"Çok yoruldum. insanların bu berbat yolları beni tüketti." Faust (Aleksandr Sokurov , 2011)
Teoman'dan Babasına Mektup
"Bir çocuk iki yaşındayken babası ölmüşse, onunla ilgili anıları varlığıyla değil, yokluğuyla ilgili oluyor. Yine de iki tane anı parçacığı kalmış bende. Birinde ben gece yarısı uyanmışım, sen koşup kucağına alıyorsun beni; diğerindeyse salonda hazırlanmış bir yatakta bitkin yatıyor ve sürekli öksürüyorsun. İkişer saniyelik iki hatıra. Anı niyetine kalan bir kaç kitap var yine de. Ve bir de almaya başladığın Meydan Larousse fasikülleri. Büyüyünce çok işime yarayacağını söylemişsin anneme. Senden sonra biz biriktirdik, 12 cilt oldular. Evde bıraktığın hüzün, senin nasıl biri olduğunu sormaktan alakoyduğu için beni ben de onları okudum ilkokula başlar başlamaz. Bergmanın Yedinci Mühürü, Goethenin Faust u, senin yüzünden yedi yaşımda girdiler hayatıma. Babamın resimlerine baktım hep. Şimdi benim boylarımda -aynı boydaymışız zaten- esmer, zayıf, güleç, zarif bir adam. Evde senden bahsedildiği ve ağlanıldığı zamanlarda, içeriye kaçtıysam da bir kulağım orada oldu hep. Mavi gömlekleri sevdiğini, günde iki kere traş olduğunu, inatçılığını, zekiliğini, nasıl tüm ailenin gözbebeği olduğunu öğrendim yan odadan. Ölümüne yakın bana ayakkabı almak için mağazaya girdiğinde, yürüyecek gücün olmadığından, nasıl bir koltuğa çöküp, tezgahtarlardan tüm çocuk ayakkabılarını ona getirmelerini rica edişini… Babam adımı koyarken de zorlanmış. Türk Dil Kurumuna gidip, günlerce isim aramışsın bana. ‘FAZLI TEOMAN’ . Hatta adım önce Alper’miş, nüfus cüzdanımı çıkarttıktan sonra Teoman ismini çok beğenip, değiştirmişsin ismimi. Büyüyünce öğrendim bazı detayları da. Azıcık kalan paranızla halam yemek almaya çalışırken, nolur sigara alalım deyişini, yatılı okuldan çıktığın cumartesi günleri gezmek yerine, yeğenini alıp Cerrahpaşa’da yatan Yahya Kemal Beyatlı’yı ziyaret edişini, Aşık Veysel ile
İnsan