Arda

Arda
@faustisch
Alles Vergängliche ist nur ein Gleichnis
İstanbul
9 Mart
12 okur puanı
Ağustos 2018 tarihinde katıldı
Tanıdığım sanatçılar içerisinde yalnızca sanatı kötü olanların kişiliği güzel. İyi sanatçılar eserlerinde var oluyorlar, bu yüzden de kişileri sönük oluyor. Büyük şairler, özellikle de çok büyük şairler, dünyanın en şiirsellikten uzak yaratıklarıdır. Kötü şairlerse büyüleyicidir. Kafiyeleri bozulukça kendileri güzelleşirler. İkinci sınıf bir sone kitabı yayımlamak bile insana karşı konulamaz bir cazibe katar. Yazmayı beceremediği şiiri yaşatmaktadır. İyi şairlerse gerçek hayatta yaşamaya cesaret edemedikleri şeyleri şiire dökerler.
Reklam
İnsanoğlunun tarihi der, Norman Cousins, "yalnızlığını paramparça etme çabasından ibarettir". Her gün aynı insanların buluşmasına, aynı kokteyllerin içilip aynı konulardan konuşulmasına yahut aynı boş lafların edilmesine rağmen bu atlıkarınca gibi ardı arkası kesilmeyen partilerin sürdürülmesi son derece önemlidir. Önemli olan şey söylenenler değil, herhangi bir sohbetin sürekli devam ediyor olmasıdır. Sessizlik büyük suçtur çünkü sessizlik yalnızlığı anıştırır ve korkutucudur.
Hiçbir karar veremeyen istenç, gerçek bir istenç değildir. Karakter sahibi olmayan insan hiçbir şeyi çözüme ulaştıramaz. Böylesi bir kararsızlığın temelinde yatan müşkülpesent hassaslık kişinin bir karar verirken bir şeyleri belirliyor olduğu, bununla birlikte sonluluğun dünyasına dahil olduğunu, kendine sınırlar koyduğunu ve sonsuzluğu bir kenara bıraktığını [eşek gibi] bilir ve bu "her şey"in arzusuyla vedalaşamaz. İsterse en güzel niyetlerle bunu yapıyor olsun, bu tavır ölü bir tavırdır. Goethe der ki, "büyük şeyler yapmak isteyen, kendine sınır koyabilmelidir.". Süreç ne denli acı olursa olsun, yalnızca belli kararlar verebilenler gerçekliğin dünyasına adım atabilir. Atalet, evrensel olanaklılıklara sahip olduğu bu kuluçkadan çıkmak istemez ancak olanaklılık gerçeklik anlamına gelmez. Kendinden emin olan istenç, sırf belirlenim verdi diye kendini sınırlar içinde kaybetmez.
Sayfa 13
Ama çıkış yok, mucize yok, hiçbir hakikat yok... Dibe ulaşmak, hiçbir anlam taşımaz. Ne umutsuzluğun dibine ne nefretin dibine ne alkole bağlı düşüşün ne de kibirli yalnızlığın dibine... Yalnızlığın bir şey öğretmediğinden, kayıtsızlığın bir şey öğretmediğinden başka hiçbir şey öğrenmedin. Bu bir aldatmacaydı, göz alıcı ve tuzaklı bir yanılsamaydı. Yalnızdın, hepsi bu ve kendini korumak istiyordun; dünyayla senin arandaki köprüler sonsuza dek atılsın istiyordun ama sen bir hiçsin, dünya ise öyle kocaman bir sözcük ki; büyük bir şehirde başıboş dolaşmaktan, birkaç kilometre uzunluğundaki cepheler, vitrinler, parklar ve rıhtımlar boyunca yürümekten başka bir şey yapmadın hiç... Ne var ki hiçbir şey olmadı: hiçbir mucize, hiçbir patlama.
Her şey kadar tekrar ediyor herkes.