Baban açıklamadı. Neden seni geldiğin yere göndermek istediğini anlatmadı. Gerek yoktu. Annenin anlamasına olanak olmadığı gibi. Yanlış bir evlilik mi? Hayır. Yanlışların olmadığı bir evde yaşıyorlardı. Çünkü sayı ikiyken, her şey birbirine eşitti. İyi, kötü, yanlış, doğru, Tanrı, şeytan. Babanın annenden tek farkı sevmeyi bilmesiydi, o kadar. Anneni sevmiş ve onunla sevişmişti. O akşama kadar, doğduğun evde, hamileliğin doğal sonucu daima kürtajdı. Çünkü baban değişmek ve değiştirmek istemiyordu. Ne artmak ne azalmak. İki yeterliydi. Üç ve sonrası, fazla. Ancak annen kendini güçsüz hissediyordu. Babanla eşit güce sahip olmanın tek yolunun doğurmaktan geçtiğine inanıyordu. Doğurmak ve kalabalık olmak. Annen ve sen, babana karşı. Hayali buydu. Oysa ne babandan güçsüz ne de babandan güçlüydü.