Puan vermedi
Kitap, Dr. Jekyll adlı bir bilim insanının beklenmedik sonuçlar doğuran deneyini ele alsa da arka planda insan doğasının iki yönünü işler. Romanda, toplum baskısı ile gizlenen duygular ve özgürlüğün tehlikeli cazibesi kıyasıya savaşır. Sahi, insanoğlu genel ahlak anlayışını nasıl oluşturmuştur? Kendi seçimlerini neye, ne uğruna feda eder? Bütün bu çelişki tek bir beden ve zihinde varlık bulursa ne olur?
Dr. Jekyll ile Bay HydeRobert Louis Stevenson · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,1bin okunma
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 157. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 02:40
"33 PENCERE" Edebiyat, bazen aklın sınırlarını zorlayan bir fikri, kalbin en derin hissiyatıyla buluşturduğunda gerçek büyüsüne kavuşur. Ne sadece bir tefekkür metninin tercümesi, ne de kuru bir şerh. O, hakikat okyanusunda süzülen damlaların, bir şairin gönül fırtınasında yeniden hayat bulmuş hali. Hakikatin farklı veçhelerine açılan 33 ayrı kapı, 33 ayrı nefes, 33 ayrı tefekkür anı. Yazar, okuyucuyu bir binada dolaştırıp her odada farklı bir pencereyi aralamaya davet ediyor. Her bir pencere, insanın iç dünyasından evrene, inançtan âhlaka, varoluşsal sorgulamalardan gündelik hayatın inceliklerine uzanan geniş bir perspektif sunuyor. · Kiminde âyet ve hadislerin şiirle yoğrulduğu bir tefekkür var · Kiminde gönül fırtınalarının billurlaştığı lirik bir sızlanış · Kiminde çağın sorunlarına İslami bir perspektiften bakış · Kiminde sadece bir gülü, bir kuşu, bir çocuğu seyretmenin huzuru Eseri anlamak için sadece gözle değil, gönülle de okumak gerekir. “Kalbin ve hissiyatın, akıl ve fikriyatın ikisine birden” sesleniyor. Şeair-i İslamiye okyanusunda derin bir iman şuuruyla yüzen şair, hikmeti asla kafiyeye feda etmemiş. Her beyitte mana önce gelmiş, duygu şiirin kalıbına sığmayacak kadar engin olmuş. Her cümlesi insanın içinde fırtınalar koparan bir eseri manzum hâle getirmek; ilim, irfan, edebî zevk ve büyük bir cesaret istiyor. Belki de en kritik soru şu: Bir gayeye koşmanın şevkiyle hareket etmiyor musunuz? Gayeniz engin bir deniz (bahr-i muhit), siz de bir balık gibi hissediyorsanız ancak o zaman bu iş becerilebilir. Bu eser, okyanusun derinliklerinden süzülüp gelen billur damlalar gibi. Kimi aklı, kimi kalbi, kimi de her ikisini birden titretiyor. Ve belki de en önemlisi, okuru kendi iç yolculuğuna çıkmaya cesaretlendiriyor. Peki ya siz? Bir damla mı olacaksınız,
Edebiyat
33 PencereHikmet Erbıyık · Foliant Yayınları · 20261 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
7/10
Merhabalarr, Bu ikilemede Canavar üçlemesinde gördüğümüz Rai Sokolov’un hikayesini okuyoruz. Rai, yaşı daha genç olan küçük kuzeninin evlenmemesi için kendisini feda eder ve Anastasia yerine kendisinin evleneceğini söyler. Fakat evleneceği kişi tamamen sürprizdir ve 7 yıl önce ona korumalık yapan ve sonrasında bir şey demeden çekip giden Kyle Hunter , 4 büyük mafyalardan birinin kayıp oğlu olarak ortaya çıkar ve evlenirler. Bundan sonra aralarındaki ilişkiyi (daha çok cinsel demeliyim), zeka oyunlarını ve mafyatik olayları okuyoruz. Kyle hakkında kafam çok karışık. 35 yaşında adam ama konuşma tarzı olarak fazla alaycı ve olgunlaşmamış geldi. Ama bir yandan sevdim de. Kendisi çok fazla sır barındırıyordu ve biz bunların çözülmelerini neredeyse hiç okumadık. Hatta 7 yıl önce Rai’nin koruması olup, sonra Igor’un oğlu olarak nasıl ortaya çıktı, anlam veremedim. Zaten kendisi de İngiliz ve İngiliz aksanıyla konuşuyor. Neden kimse bunu sorgulamadı anlayamadım. Soyadı da Hunter ve farklı. Zaten 7 yıl önce de ailesini bulmak için gittiği bilgisini de biliyorduk. Bu kısımlar bende çok havada kaldı ve mantıklı bulmadım. Daha net ve anlaşılır şekilde yazılmasını beklerdim. Yorumlarda da gördüğüm kadarıyla kimsenin bu durum ilgisini çekmemiş. Bir tek bana mı tuhaf geldi? Kyle’ın İrlandılalar ve Ruslar’ı yok etme planı var ve ailesiyle ilgili olduğu belli. Ama ilk başta Rai’yi ardında bırakmayı düşünürken kitabın ilerleyen kısımlarında Rai’yi de yanında götürmeyi düşünmeye başlaması, Rai’ye karşı kıskançlıkları ve kendince sevgisini belli etmesi tatlıydı. Rai’ye ise bayıldım. Bu kadar erkek egemenliğinin olduğu bir ortamda başını dik tutarak, asla boyun eğmeyerek varlığını hissettirmesi, düşüncelerini korkusuzca belirtmesi ve güçlü olmasına bayıldım. Rai gerçekten de çok
Güç TahtıRina Kent · Ren Kitap · 2026159 okunma
Herman Melville - Moby Dick
Puan vermedi·640 syf.··
2026 17. kitabı
Aslında esere bir romandan ziyade o dönemin balina tanıtım kitabı desem daha yerinde olurdu. Balinaların tarihinin, biyolojik özelliklerinin ve çeşitlerinin ele alındığı kısımların yanında hikayenin kendisi hem sönük hem hacimsiz kalmıştır. Eser balinalarla ilgili İncil ve Kur'an'dan çeşitli kişisel eserlere varan birçok alıntıyla başlar. Anlatıcı eserin baş kahramanı Ishmael'dir. Tam bir klasik özelliği olarak esere hacim yapsın diye tasvir ve tarifler uzun tutulur ancak bunu çok da sıkıcı bir şekilde yapmaz. Denizler ve denizcilikle ilgili döneminin bilinen neredeyse tüm özelliklerini vermiştir diyebilirim. Hâttâ o dönemde çeşitli yanlış balina tasvirleri gerçekmiş gibi kabul gördüğünden dolayı dönemde yaşayıp hiç balina görmeyenler için detaylı bir balina tasviri de yapar. Balinalarla ilgili bir olay geçtiğinde o duruma uygun verilebilecek bir bilgi varsa o dönemki bilgisiyle alıntı yaparak sanki bir dipnot gibi araya sıkıştırır hatta balinanın içini bile tasvir eder. Aslında bunu yaparken balinaları, özellikle de ispermeçet balinasını oldukça över. Eserin yazarı Melville iyi bir Hristiyan'dır, Yunus peygamberin kıssasından bahsederken bunu kendince bilimsel dayanaklara dayandırmaya çalışır ve inanmayanları kınar. Bir kısımda denizciler mürekkep balığı görür ve içlerinden biri "Mürekkep balığı varsa balina da vardır." der. Araştırıldığında bu balinanın temel besin kaynağının mürekkep balığı olduğu görülür yani verdiği bilgiler gerçekten tutarlıdır. Eser aralarında İstanbul'dan, fesli Türk denizcilerden, Osmanlı'dan Tarsuslu Aziz Pavlus'tan, Tatarlardan, Timur'dan bahsedilmesi böylesine meşhur bir klasik olması açısından beni mutlu etti. Davy Jones'tan da bahsedilir. Davy Jones ölen denizcilerin bekçisi ve denizlerin şeytani efendisi olarak adlandırılan mitolojik
Moby DickHerman Melville · Zeplin Kitap · 20207,3bin okunma
Saf Canavar — Bir Teslimiyet Anlatısı
8/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
Sema Kaygusuz'un Saf Canavar'ı, ilk sayfasından son sayfasına kadar tek bir görüntünün çevresinde dönüyor: leopar ile Mira arasındaki, dile getirilemeyen ama hiç kaybolmayan bağ. Roman bu bağı baştan kurar — kara batmış bir ormanda, "kendinden başka hiçbir şeyi içermeyen tastamam bir varlık" olarak beliren leopar, Mira'nın asla ulaşamayacağı bir bütünlüğün simgesidir. Mira ise bu tamlığın "artığı"dır — insan dişinden üretilmiş, hem ondan hem ondan değil. Romanın büyük kısmı, Mira'nın bu eksiklikle nasıl yaşadığını izler: topluma ortasından dahil olmuş biri olarak, başkalarının göremediği her şeyi çıplak gözle gören, ama hiçbir şeyin içine tam olarak ait olmayan bir varlık. Bu, klasik "yapay insan gerçek insan olabilir mi" sorgusunun bilimkurgudaki alışıldık biçimidir — ama Kaygusuz bu soruyu sona kadar taşımaz. Onun yerine soruyu iptal eder. Çünkü final, Mira'nın insanlığa doğru bir yolculuğun sonunda bir cevaba ulaştığını göstermez. Mira ve "kimerik" kardeşinin öldürmek üzere olduğu leoparı bir silahın önünden kurtarmak için kendini feda eder. İlk bakışta bu bir "tamamlanma" gibi okunabilir — Mira, ulaşamadığı tamlığı koruyarak ona dokunur sonunda. Ama bu okuma, romanın asıl sertliğini yumuşatır. Daha doğru ve daha acı bir okuma şu: bu bir teslimiyettir. Mira'nın seçimi değildir bu — sistemin ona bıraktığı tek çıkış kapısıdır. Roman boyunca kurulan baskıcı düzen, Mira gibi "artık"lara hiçbir gerçek varoluş alanı bırakmaz; ne insanların arasında bir yer, ne doğaya tam bir dönüş. Tek mümkün hareket, kendini bir başkası — daha "saf" olan, daha "tamam" olan bir varlık — için yok etmektir. Bu yüzden final bir aşkınlık değil, bir tükeniştir. Burada Saf Canavar'ın asıl canavarlığının ne olduğu ortaya çıkar: canavar, Mira değildir. Canavar, kendi ürettiği varlığa hiçbir
Duygu ve Düşünce
Saf CanavarSema Kaygusuz · Metis Yayınları · 202643 okunma
6/10
·192 syf.··
2026 19. kitabı
Gerçek olmayan ama gerçek olmuş olma ihtimali yüksek bir aşk hikayesi… Osmanlı hanedanına hizmetleri olan soylu bir aileden gelen hem bey hem de molla hitabına layık Şemsi Bey ile 19 yy sonlarında dünyaca ün yapmış tiyatrocu özgür ruhu, güzelliği ve yeteneğiyle bilinen Sarah’ ın hayatlarının 2 farklı zamanlarında karşılaşmalarının hikayesi. Bu kitabı Şemsi beyin torunlarından birinin yazması ve geçmişte Sarah’ ın Türkiye’ye geldiği sıralarda Dedesi Şemsin çok yüksek meblağlarda para harcaması dedikoduları, bu iki olay arasında bir bağ kurar ve hayal ürünü bir hikaye ortaya çıkar. Benim fikrimi sorarsanız bir aşk hikayesi değil aslında. Ben daha sevgi temalı bir kitap beklemiştim fakat daha çok Osmanlı’nın yıkılma sürecinde batıya doğru ilginin arttığı , sanata merakın arttığı bir dönemde yurtdışında aldığı eğitim sırasında bu kadar popüler ve güzel bir kadına çok büyük hayranlık ve ilgi duyan Şemsi’nin hikayesi… Sarah içinse sadece çok değerli görülmenin ve her şeyini ona feda edebilecek bir adama duyduğu minnet…
Sarah ve ŞemsiNilüfer Kuyaş · Sia Kitap · 2024505 okunma