Aşk Mı Ölüm Mü
9/10
·224 syf.··
2026 4. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 19:56
Gantz, ilk ciltlerinden beri okuru rahat bırakmayan, sürekli daha sert bir eşiğe taşıyan bir seri. 15. cilt ise bu hissi yalnızca aksiyonla değil, karakterlerin içine düştüğü ahlaki ve duygusal çıkmazlarla da güçlendiriyor. Önceki ciltlerde alıştığımız ölüm-kalım gerilimi burada daha kişisel bir hâl alıyor. Artık mesele sadece hayatta kalmak değil; kimin korunacağı, kimin feda edileceği ve insanın böyle bir düzende ne kadar kendisi kalabileceği sorusu daha fazla öne çıkıyor. Bu ciltte en çok hoşuma giden taraf, baş karakterin giderek daha karmaşık bir noktaya sürüklenmesi oldu. Kurono artık yalnızca korkan, kaçan ya da savaşmak zorunda kalan biri değil; seçim yapması gereken, yaptığı ya da yapamadığı şeylerin ağırlığını taşıyan bir karaktere dönüşüyor. Özellikle içinde bulunduğu çıkmaz, sonraki cilt için merakı oldukça artırıyor. Ne yapacağını, nasıl bir karar vereceğini ve bu kararın onu nasıl değiştireceğini gerçekten merak ederek okuduk. Hiroya Oku’nun çizimleri yine çok sinematik. Aksiyon sahneleri sert, hızlı ve kaotik; ama aynı zamanda karakterlerin yüz ifadelerinde, duraksamalarında ve sessiz anlarında da güçlü bir gerilim var. Gantz’ın en iyi yaptığı şeylerden biri bu zaten: Okura sürekli “birazdan çok kötü bir şey olacak” hissini vermek. 15. ciltte bu his fazlasıyla başarılı şekilde korunuyor. Elbette serinin alışıldık aşırılıkları burada da var. Bazı geçişler hızlı, bazı karakter kararları rahatsız edici ölçüde sert gelebilir. Fakat Gantz’ın dünyası zaten güvenli, tutarlı ve konforlu bir dünya değil. Tam tersine insanı en rahatsız edici noktaya sıkıştırıp oradan karakterlerin gerçek yüzünü göstermeyi seviyor. Genel olarak beğendiğim bir cilt oldu. Seri bu noktada yalnızca kanlı ve şok edici bir bilim kurgu/aksiyon mangası olmaktan çıkıp, karakterlerini
Gantz, Cilt 15Hiroya Oku · ‎Kurukafa Yayınları · 202342 okunma
9/10
·61 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 17:19
Zincire vurulmuş prometheus, Antik Yunan tragedyalarından biridir. Eser de prometheus'un insanlara ateşi ( Bilgiyi, uygarlığı) verdiği için Zeus tarafından cezalandırılmasını, kayalıklara zincirlenmesini ele alıyor. Sürekli bir döngü hâlinde kartal tarafından işkence görmesi onun acılarının bir döngü şeklinde olması, bireyin otoriteye karşı direnişinin göstergesidir. Eser sadece mitolojik bir metin değil, aynı zamanda derin bir düşünce metinidir. Prometheus'un insanlar için kendini feda etmesi bilginin bedelini gösterirken,Zeus'un sert ve otoriter olması düzen ve güç kavramlarını sorgulatır. Eser kişi üzerinde şu kavramları sorgulatır "Bilgi için acı çekmek." Ve "Adalet ile güç arasındaki çatışma"... Genel olarak insanlık tarihindeki özgürlük arayışını aktarmak istiyor. Ben beğendim kısa ve akıcıydı tavsiye ederim.
İnceleme
Zincire Vurulmuş PrometheusAiskhylos · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201910bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·136 syf.··
2026 4. kitabı
·
2783 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 14:21
@tarik_tufan ın #biradamgirdişehrekoşarak ve #vesenkuşolurgidersin kitaplarının ardından #kekemeçocuklarkorosu okuduğum üçüncü kitabı oldu. İlk okuduğumda iz bıraktığı için okumaya devam etmemden de anlaşılacağı üzere seviyorum kalemini. Çok güzel bir radyo programına konuk oldum bu kitabıyla. Anlattıkları sizden, bizden, hep içimizden ama çoğunlukla sustuklarımızdan derlenmiş. Tebessüm ettiğim de oldu, gözlerimin dolduğu da. Rahmetli Yadigar Ejder... Anlattıklarından sadece biri. Hikayesini bilmeme rağmen, öyle bir hatırlattı ki tokat gibi çarptı. Sahi ne çok gülerdik o dayak yerken. "Yüzleri tanıdık ama adları bilinmeyen insanlar vardır hayatın bir yerinde... Makyajsızlar... Figüranlar... " demiş anlatırken. Hayatımızda da yok mu böylesi insanlar? Okumadıysanız boşuna vakit kaybediyorsunuz derim. Alıntılarımı bırakıp müsadenizi istiyorum. "Gecenin bir vaktinde, bir radyo istasyonunda avuçlarıma doldurduğum kelimelerden hayat izleri arıyorum. Tanımadığım sesler değiyor yüzüme, eskitiyoruz birbirimizi ve bir sözcüğün uğruna gözlerimizi feda ediyoruz. Firari düşlerin gettosu oluyor gece..." "Hayatı bir kitap okur gibi geriye yaslanıp okuyamazsın. Direniş ayakta filizlenir, yürüyüştür ayakta kalmanın besini..." "...çocukların yalnızca yere düşen dondurmalarına, kirlenen pantolonlarına, kırılan bisikletlerine, yırtılan kitaplarına ağlamalarını diliyorum..." "Ben hayatı üniversite de öğrenmedim..."
Kekeme Çocuklar KorosuTarık Tufan · Profil Yayınları · 20198,3bin okunma
Koltuk uğruna kaç hayat feda edilir?
10/10
·368 syf.·
2026 66. kitabı
Öncelikle sözlerime, Hakan Günday ‘a duyduğum hayranlığı dile getirerek başlamak istiyorum. Hatta hayranlığımın da ötesinde, bu kitabıyla birlikte ona adeta âşık oldum diyebilirim. Kendisiyle en yakın zamanda tanışmayı umut ederek incelememe başlıyorum. :) Zamir… Evet, o bir halk kahramanı. Tabii kendisi bunu istiyor mu, orası ayrı bir muamma. İnsanın bir yüzü olmadan halkın yüzü olabilmesini Zamir bize bu eserde çok etkileyici bir şekilde anlatıyor. Yazar, neredeyse tüm dünyanın siyasi meselelerini büyük bir ustalıkla ele almış. Bitmek bilmeyen savaşlar, bu savaşlarda kurban edilen kadınlar ve çocuklar, yıllardır sömürülen insanlar… Zirvedekiler ve yerin dibindekiler… Gözü doymayan koltuk sevdalıları, yalnızca kendini satmakla kalmayıp ülkesini de satan omurgasızlar..Töre uğruna genç yaşta çürütülen bedenler, o küçücük bedenlerin zorla büyütmek zorunda bırakıldığı ceninler… Of… Bunları yazarken yine çok öfkelendim. Bu satırları adeta haykırarak yazıyorum. Ben bütün bunları görüyorum ve eminim ki benim gibi gören daha birçok insan var. Bu haksızlıklara boyun eğmeyip sesini yükseltenler cezaevlerinde; tüm bunları görüp de haykıramayanlar ise evlerinde, soğan ekmeğe talim ederek kaderine razı yaşıyorlar işte.. Bu kitap, sıradan bir kitap değil. Bambaşka bir eser. Okurken yalnızca bir hikâye okumuyor, insanlığın acılarıyla yüzleşiyorsunuz. Benim için adeta bir yaşam kılavuzu niteliğinde idi.Lütfen herkes okusun. Daima sevgiyle kalın:)
ZamirHakan Günday · Doğan Kitap · 20216,2bin okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2026 41. kitabı
İlk kitabın yorumuna baktıysanız ortaya çıkan bir üvey kız kardeş ve sessiz adamımız Isaiah var demiştim. Kitap bu ikisinin kitabı ama tabi ilk kitaptaki karakterlerde var, çünkü çözülmemiş bir olay var. Genevieve'in annesi bir otelde ölü bulunuyor ve katili de eski motor kulübü başkanı, ilk kitaptaki Dash'in babası Draven sanılıyordu. Daha bunu tam anlamıyla kanıtlayamazlarken de Bryce ve Genevieve'in kaçırılmasıyla işlerin boyutu değişiyordu. Kaçırıldıkları ormana onları kurtarmaya gittiklerinde bişiler oldu. Dash Bryce'ı kurtarırken, kulübeye kaçan Genevieve'i de Isaiah kurtardı ama ne kurtarma adam öldürmeli, sonra da kulübeyi yakmalı. Kulübede nerdeyse tecavüze uğrayacak olan Genevieve'i kurtaran Isaiah zaten geçmişte hapis yattığı ve tekrar içeri girmekten korktuğu için yasalar karşısında güçlü olabilmeleri adına Genevieve'in teklifiyle pat diye evlenirler. Ee tabi bu habere herkes şok. O gün ormanda olanları da kimseye anlatmadıkları için herkes doğal olarak şaşkın. Tamirhane üzerindeki küçücük dairede yaşamaya başladıkları zamanda hayatlarında her şey değişmeye başlar. Genevieve; annesinin ölümünü hala atlatamazken, hiç tanımadığı bir babası ortaya çıkmışken üstüne bir de Dash'ın ona olan ters davranışlarıyla mücadele ederken bir yandan da hala ne annesinin katili ne de onları kaçıran kişi bulunmuştur, yani hala tehlikededirler ve yavaş yavaşta kocasına aşık oluyodur. İnanın Genevieve çok cesur özellikle Isaiah'a göre. İçten konuşmalariyla beni bitirdi ve bana göre çok pasif kaldı. Onun da geçmişinde yaşadığı acı bir olay kendini suçlamasına sebep olmuş bunu anlatana kadar zaten kitabın sonuna geldik gerçekten dhhfhdhd. Ama o da kendine olan inançsızlığını, güvensizliğini Genevieve ile kırdı çünkü o da karısına aşık oldu artık. Tam aralarında her şey
Yaralı ŞövalyeDevney Perry · Ren Kitap · 20266 okunma
Puan vermedi·166 syf.··
2018 100. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2018 00:00
Okuduğum farklı bir kitapla geldim bu sefer. Öykü yarışmalarında çeşitli dereceleri olan, 2017 yılında düzenlenen uluslararası öykü yarışması kapsamında Barselona'da Türkiye'yi temsil eden Gökten Çağrı Aktan'ın kitabı. Yeni bir yazar @gokten_aktan ve daha önce tanışmadığım @la_kitap ile tanıştığım için memnunum. Kitap kapağından ve arka kapak yazısından yola çıkarak çok daha fantastik bir kitap beklemiştim aslında ama karşıma bir kabile çıktı. Yaşadıkları yeri anlatırken yazarın kullandığı masalsı giriş hem şaşırttı hem daha çok meraklandırdı. Ama kabile içi yaşananlara girince çok yabancı olmadığını anlıyorsunuz. O kadar yabancı değil ki, o ilkellikten günümüze kadar gelen şeyler mevcut. Günün koşullarına uydurulmuş haliyle tabiki. Güç arayışı, hırs, sahip olduklarına rağmen doymamak ve sahip olmak için savaşmak, ihanet, yancılık... Sorgulayanların zaten vay haline. Kitabımız, anlatılan maceraya uygun olarak güç gösterileriyle dolu. Kabile reisi seçerken ya da onun sağ kolu olmak için yerine getirilmesi gereken şartlar dehşetti. İtiraz eden, sorgulayan, inanmayan birinin verdiği mücadele ve feda ettikleri de ayrıca tartışılır. Olmasaydı dediğim küçük bir nokta var, ikilemeler biraz az mı olsaymış acaba. Kısaca türü sevenler rahatlıkla okuyabilirler. Zaten akıcı olan yormayan anlatımıyla, farklı oluşuyla da tercih edilebilinir. Bir kaç alıntı bırakıp müsadenizle yeni kitabıma doğru yelken açıyorum... "... inandılar : çünkü akıl yürütmek yerine, yürütülmüş akılların peşinden gitmeyi yeğleyen insanlardandılar..." "Korku, saygının eli sopalı zorba sevgilisiydi..." "Umuyorum ki bu dünya da adalet diye bir şey var ve herkesin ruhu kalbinin karaltısı kadar acı çekecek..." "İnsanların aklına kilit vurmanın tek yolu, korkutma üzerine kurulu bir din anlayışıyla mümkün
Sevimsiz TanrılarGökten Çağrı Aktan · La Kitap · 2018869 okunma