Yaşamak öylesine yalancı ki!
8/10
·216 syf.··
2025 15. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2025 11:59
Çok başarılı yazarları olmasına rağmen, zevkimce Amerikan edebiyatının yükünü sırtlayan yazardır Steinbeck. Değindiği konular hoşuma gider, anlatımını içten, akıcı ve güzel bulurum. Kült sayılan eserleri dışında; Fareler ve İnsanlar, Sardalye Sokağı, İnci gibi eserlerini okumuş ve çok beğenmiştim. Yoksulluk, ezilmişlik, hayatın sefil tarafı, inanç, umut, azim üzerine bir çok şeye rastlayabilirsiniz eserlerinde. Gerçekçi bir yazar. Okurken de hissediyorsunuz, hayatın gerçeklerini. Toplumcu gerçekçi anlayışı her eserinde zuhur ediyor. Bahsi geçen kitabına gelecek olursam: "Cennet Çayırı (vadisi)" kitabımız cennet gibi tasvir edilen çok verimli ve görsel bir şölen gibi gözler önünde uzanan bir vadide yaşanan olaylar ve insanların hayatlarını konu alıyor. Betimlemeler ve tasvirler gerçek gibi her noktanın gözlerinizin önünde canlanmasına olanak sağlıyor. Yazar bu konuda tam bir ustalıkla resital sunuyor okuyanlara. Diyaloglardaki kişilerin, konuşma esnasındaki jest ve mimikleri bile resim çizer gibi anlatılıyor. Cennet Çayırı adı verilen bu vadide bir sürü insan yaşamakta çoğu çiftçilikle uğraşan, hayatın telaşında olan sıradan insanlar. Sadece bu vadide yaşayan insanlara değil, hayatın süreciyle yolu buraya düşen, uğrayan insanları da görüyoruz. Kimi kısa süreli kimi uzun süreli... Herkesin başka bir öyküsü var. Kitabın bölümlerinde farklı farklı kişilerin hayatlarına dokunuyoruz. Ortak noktaları Cennet Çayırı. Cennet diye tasvir edilen bu yerde herkes bir şekilde , hırsları, ihtirasları, iki yüzlülükleri, yalanları ile kendi cehennemini yaşıyor... Olaylar ve hikayeler birbirinden bağımsız gibi görünsede ana çerçevede hepsi bağlantılı. Kitabın dili ve anlatımı güzel ve anlaşılır. İnsanı sıkmadan, keyifli bir okuma geçirmenizi sağlıyor yazar. Betimlemeler
Cennet ÇayırıJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 20162,122 okunma
10/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 06:31
*Fakir Baykurt’un köy romanı niteliği taşıyan ve yazarın ilk romanı olması hasebiyle önem arz eden eseridir.Eser, hem yoğun kültürel malzemesiyle, hem de döneme ayna tutuşuyla köy romanları arasında önemli bir yere sahiptir. Yazar kitabın başında, Yılanların öcü üzerine yaşanan durumları, tartışmaları, eseri yazma amacını, kısa özetini ve birçok değerlendirmede bulunmuş. Yazar kitabı yazmasındaki amacı şu cümlelerle dile getiriyor: Amacım, her biri birer Karataş olan köylerimizi, günümüzün öz ve biçimiyle dile getirmek, sanatın gücünden yararlanarak teknik ve uygarlığın bunca ilerlediği çağda alabildiğine geri, alabildiğine sefil yaşayan bu insanlar üstüne dikkatleri toplamaktı. Yunus Nadi roman ödülü ve jüri üyeleri: “Yılanların Öcü”nü bitirdiğim zaman, Yunus Nadi Roman Armağanı yarışması açılmıştı. Temize çekip yolladım. “Cumhuriyet” gazetesi kurduğu “küçük jüri” ile yarışmaya katılan romanları eledi, dörde indirdi. Bu işi yapan “jüri”de kimler vardı? Nadir Nadi, Burhan Felek, Hamdi Varoğlu, Yaşar Kemal, Selmi Andak, Vahdet Gültekin, Cahit Tanyol ve Tevfik Sadullah gibi Cumhuriyet yazarları. Bunlar, “büyük jüri”ye sunulacak dört roman arasına benimkini de kattılar. Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Sabahattin Eyüboğlu, Vâlâ Nurettin, Orhan Kemal, Azra Erhat, Cevat Fehmi Başkut, Haldun Taner ve Bahçet Necatigil gibi Türkiye’nin tanınmış sanatçı ve eleştirmenlerinden kurulan dokuz kişilik “büyük jüri”, yedi oyla “Yılanların Öcü”nü birinci seçti. İstanbul’a gidip ödülümü aldım. Roman, “Cumhuriyet”te günbölük yayımlandı. Sonra kitap oldu. O zaman jürinin yetkisi, yetkisizliği hakkında kimsenin kuşkusu yoktu. Daha önce verilmiş bazı roman ve şiir armağanlarının jürileri hakkında “yetkiliydiler, yetkisizdiler...” yollu çok tartışma olmuş, çok yazı
Edebiyat
Yılanların ÖcüFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20217,3bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Puan vermedi·208 syf.··
2026 4. kitabı
Birinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından, Yunan işgaliyle yangın yerine dönen o sancılı Ege coğrafyasında, sadece sınırlar değil, yüzyıllardır aynı gökyüzünü ve aynı denizi paylaşan insanların ortak yaşamı da paramparça oluyordu. Bu büyük kaosun ve gürültünün tam ortasında, kendi içine dönük, adeta dünyadan elini eteğini çekmiş, sessizliği kendine zırh edinmiş yapayalnız bir delikanlı vardı: Hasan. Annesini ve babasını erken yaşta kaybetmiş, zeytin tarlalarının kıyısındaki o derme çatma, rüzgar alan evinde tek başına yaşayan bu genç adam, hissettiği derin acıyı ve kederi hep o dilsiz sessizliğinin arkasına saklıyordu. Hayatın tüm yükünü omuzlarında taşıyan sessiz Hasan için zeytinlikler, sadece çalışıp ekmeğini kazandığı bir yer değil, aynı zamanda Thalia’yı gördüğü, ruhunun nefes aldığı tek sığınaktı. Toprağı işlerken yan yana geldiği Thalia’ya karşı içinde dağlar gibi büyüyen bir aşk besliyordu ama o kadar sessiz, o kadar çekingendi ki, içindeki fırtınalara rağmen dilini bağlayan o zincirleri kırıp kıza bir türlü açılamıyordu. Tam onun varlığıyla hafif bir huzur bulduğunu, hayatında her şeyin biraz olsun yoluna girdiğini düşündüğü, nihayet mutlu olacağına inandığı o kırılma anında ise kaderin acımasız çarkları yeniden dönmeye başladı. Thalia, aralarındaki o derin sınıfsal uçurumu gözler önüne serercesine zengin bir konakta işe girip oraya yerleştiğinde, Hasan onu bir daha göremedi. Bu ani kopuşla birlikte Hasan, aslında onu ne kadar çok sevdiğini, onun hayaliyle nefes aldığını ancak o gittikten sonra, kendi karanlığıyla baş başa kaldığında idrak edebildi. Üstelik dışarıda esen savaş rüzgarları, yüzyıllık komşuları bir gecede birbirine düşman edip vatan dediği toprağı yabancılaştırınca, iki halkın da birbirine acımasızca kıyacağı o karanlık devir tamamen başlamış
Yeryüzü SürgünleriŞule Akşun · Destek Yayınları · 202625 okunma
Felek tokatını hep bana mı saklar.
Puan vermedi·144 syf.··
2026 33. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 23:11
Üstümden Trenler Geçti yaşanmış gerçek hikayelerden kurgulanmış. Aslında çevremizde bir çok insanın yaşadığı hatta bazılarının yaşadığını bile fark etmediği toksik ilişkiler üzerine kurulu. Bu ilişkiler sadece karşı cinsle yaşanan değil bazen ebeveyn ile bazen çocuklarla yaşanlar. Okurken bazen insan aaa bunu bende yaşıyorum diye bir an aydinlanma bile yaşadığı oluyor.
Üstümden Trenler GeçtiEbru Ertüreten · Müptela Yayınları · 202566 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 14. kitabı
·
56 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 22:28
Yazarla tanıştığım ilk kitabı belki de yazarın ilk kitabı bilmiyorum araştırmadım tam olarak Vay benim delikanlı gönlüm vay Bu son satırları 150 satırlık kontenjan dolsun diye :))
1000Kitap
Felek Ve KuklaNejla Bilgin · Ceres Yayınları · 20156 okunma
Puan vermedi
maria maria maria Bu güzel kadın raifte ne buldu diyemeyecegim çünkü raifler her yerde ve hepimizin hayatına bir kere giriyor. Nasıl da hepimizi, mariayi ve en çokta kendini hayal kırıklıgına uğrattı ama. Bu aşkın vadettiği sevgi o kadar güçlüydü ki içimde kaldı.. Marianın son anlarında ne kadar üzgün ve mutsuz oldugunu düşündükçe kahroluyorum Raif korkaklıgın ve pısırıklıgınla kendine bir ömrü ziyan ettin sen zaten sana daha baska diyecegim bi sey yok Biraz da maria hakkında konusacagım o kadar tatlı ve cilveli bir kadın canlandı ki okurken gözümün önünde icim kıpır kıpır oldu sahnedeyken kaçamak bakışlarla raifi araması.. bulunca sevinmesi.. tam bir seyler oturdu yoluna girecek derken felek carkları bir kez daha döndürdü ve kitabın son kısmında icim burkuldu
Duygu ve Düşünce
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Çınar Yayınları · 2019376bin okunma