Bu yıl neden böyle oldu bilmiyorum ama okuduğum her kitapta "Ne oluyor, ne anlatıyor, ben ne okuyorum?" gibi sorularla boğuşuyorum. Bu kitap da bu sorularla boğuşturanlardan biri oldu. İlk on sayfada bu kitabın yorumcularının yazara sert eleştirilerde bulunmuş olabileceğini düşünmüştüm nitekim yorumları okuduğumda haklı olduğumu gördüm.
Çocukken okuduğum her kitabı beğenmek zorunda hissediyordum kendimi ya da tutulan her kitap muhakkak güzel olmak zorunda, bana hitap etmek zorunda sanırdım. Biraz olsun büyüyünce, okuduklarım belirli bir haddi bulunca ve kendimi "okur" sıfatını takınmaya layık görünce, beğenmeme hakkına sahip olduğumu düşünmeye başladım. Evet doğru tahmin, kitabı çok da beğenmedim.
Beğenmeme sebebimin kitaba fazla anlam yükleyerek ve büyük beklentilerle başlamış olmam olduğunu düşünüyorum. Özellikle bu konuda eleştirilebilme ihtimalimi göz önüne alarak söylemek istediğim şeylerden ilki şu: Kitap adının ve içeriğin uyumsuzluğu.
"Çavdar Tarlasında Çocuklar" başlığı bana Büyük Buhran dönemini anımsatmıştı. Lakin kitapta anlatılan: "Bazen insan sadece bir çavdar tarlasında dolaşan, uçurumun kenarından düşmek üzere olan çocukları yakalamak ister."
İçeriğe bu bağlamda girebiliriz. Zannımca çavdar tarlasında başıboş dolaşan ve uçurumun kenarından düşmek üzere olan çocuk, karakterimiz Holden. Holden ergenlik asiliğini doruklarında yaşayan, yaşından dolayı her şeyde anlam arama çabasına giren ama ne yazık ki bulamayan, bence ailesinin de farkında olmadığı ya da görmezden gelmeyi seçtiği bir çocuk. Konuya belki çok bir söz etmemek gerek ama biçemle birlikte düşündüğümüzde dramadan başınızı ağrıtacak bir kitap.
Öğrendiğime göre kitap zamanında yasaklanmış, sansürlenerek tekrar piyasaya girmiş bir kitap. Yani yazarın üslubunun hem sert hem laçka olduğunu