Sanatın aşkla ilgili tedavi edici özelliklerini kanıtlamak için, bir kimseyi sevmeye çalışırken takınmamız gereken tavırları öne çıkaran belirli eserleri -bir kitapta, bir dizi kartpostalda, bir İnternet sitesinde ya da bütün bir müzede- sistemli bir şekilde dizmeyi düşünebiliriz.
Bize sevgiliye şükran duymanın nasıl bir şey olduğunu gösteren bir eserle başlayabiliriz; örneğin Nicola Pisano'nun eserinde bu meziyetle ilgili birçok ipucu vardır. Daphnis ve Khloe'sinde Pisano, ötekinin sevimliliğini ve zarafetini son derece yoğun bir şekilde duyumsadığımız aşkın başlangıç anını canlandırır. Khloe, Daphnis'in gözünde o kadar kıymetlidir ki ona dokunmaya kıyamaz. Ona tüm kalbiyle bağlıdır, onu sevmekten kıvanç duyar, geleceğe umutla bakar. Onu hak etmek ister, kendisini sevip sevmediğini bilmez ve bu kuşku ona olan zaafını pekiştirir. Onun gözünde Khloe kesinlikle çantada keklik değildir. Bu resim, sevilen bir kişiye nasıl düzgünce değer verileceğinin bir temsilidir. Bir felsefi metinde sözcüklerle tasvir edilmiş olsa çok fazla ciddiye almayacağımız bir tutumu; resmin güzelliği sayesinde görüp benimseriz. Bir kişiyle yıllarca aynı evi paylaştığımız, haliyle ister istemez cinsellik, para, çocukların bakımı ve tatiller konusunda çatışmalar yaşadığımız uzun süreli bir ilişkide, alışkanlıkların ağır basmasıyla aşkın büyüsü tamamen kaybolur; üzülerek de olsa unuttuğumuz o şefkat duygusunu yeniden hatırlatabilecek olan bu resim, bu nedenle bize çok daha anlamlı görünür.
Eğitim ve terapi arasında en iyi haliyle belli belirsiz bir sınır vardır. Yunanlar, Sokrates, Platon, Stoacılar eğitimin ve mantığın insan acısıyla mücadele etmede gerek duyulan araçlar olduğuna inanıyorlardı. Felsefi danışmanların çoğu, eğitimi terapinin temeli olarak görmektedir.
Tüm bilgeler der ki: “Kendini bil! “ Ama Adam Philips’e göre, var olan tek fobi kendini bilme fobisidir. İnsan kendisinin kabul edilebilir bir imgesini yaratmak için, kendisini görmezden gelmek zorundadır. Psikanalizin ortaya koyduğu insan doğası anlayışında, kim olduğumuz her daim ziyadesiyle gözümüzü korkutmaktadır.