Bir zamanlar Avrupa devletleri, istenilmeyen Yahudileri şehir gettolarına kapatmıştı. Bugün de egemen iktisadi sınıf, o kadar keyfi olmasa da aynı derecede şiddetli yöntemlerle, istenmeyen ama lüzumlu işçileri fevkalade bayağı, fevkalade büyük gettolara kapatıyor. Doğu Londra böyle bir gettodur; zenginlerin, güçlülerin ikamet etmediği, gezginlerin uğramadığı, iki milyon işçinin yığıldığı, ürediği ve öldüğü bir getto.
Endüstriyel dokunun her yerinde bir ayıklanma sürer gider. Verimsizler elenip aşağı atılır. Verimsizliğin çeşitli unsurları vardır. Düzensiz ya da sorumsuz bir mühendis, yerini buluncaya, yani doğası gereği düzensizlik içeren, çok az sorumluluk gerektiren ya da hiç gerektirmeyen bir pozisyona gelinceye, diyelim alelade bir işçi oluncaya dek aşağı inecektir. Yavaş ve beceriksiz, bedenen ya da zihnen güçsüz olanlar; sinirsel, ruhsal ve fiziksel anlamda takati kalmamış kişiler bazen hızla, bazen adım adım dibe çökecektir. Başına bir kaza gelen verimli bir işçi, verimsiz hale düşüp aşağılara inecektir. Yaşlanıp güçten düşen, beyni uyuşmaya başlayan bir işçi de aynı düşüşü yaşayacak, bu düşüş o dibe vurup ölünceye kadar durmak bilmeyecektir.