Otuz üç yıllık saltanatında sadece üç beş mahkûmun idamını onayladığını, onların da ana baba katili gibi adamlar olduğunu anlatan Padişah eğer doğru söylüyorsa, Doktor'un kendi arkadaşlarının öldürdüğü insan sayısı bununla kıyaslanamayacak kadar çoktu. Hem de sorgusuz sualsiz. Bir cinayet örgütü gibi çalışmaya başlamışlardı ne yazık ki. Flora diye sayıklayan yaşlı adam devrildikten sonra Osmanlı yönetimi siyasi gruplar arasında parçalanmıştı. Hükümetler dikiş tutmuyordu. Bu yüzden Balkanlar'da patlayan isyanlara hazırlıksız yakalanmıştı. Şimdi de Gazi Muhtar Paşa hükümeti istifa etmişti. İttihatçılara karşı kurulan İtilaf Partisi, son seçimleri kazanmıştı ama dişe diş göze göz mücadele devam ediyordu. İki parti için de zafer, düşmana değil birbirlerine karşı kazanmaları gereken bir şeydi. Ordu ikiye bölünmüştü. Belki ikiye değil daha fazla parçaya, diye düşündü Doktor. İttihatçılar, İtilafçılar, Halaskaran subaylar, yaşlılar, gençler, birbirinin ayağını kaydırmaya çalışan paşalar. Doktor, bu ülkede ne çok nefret birikmiş, diye düşünüyordu, herkes birbirinden nefret ediyor, birbirinin kuyusunu kazmaya çalışıyor. Eskiden Abdülhamid'e duyulan öfke herkesi birleştiriyormuş meğer. Kötüye gidişin tek sebebinin bu adam olduğunu düşünmek bir çeşit aldanma, bir çeşit rahatlamaymış.