F. Emre Vural

F. Emre Vural
Herkes kendi manşetinde satır arası. Sonuçta kitap değiliz, yaşarken anlaşılmaya ihtiyacımız var. Öldükten sonra bir anlamı kalmıyor, değil mi?
Fakat Tanrı varsa, niçin benim cezamı vermiyor?
‘Oğlum, sen Tanrı'yı kendin gibi sanarak onunla uğraşmaya kalkmışsın. Tanrı, senin gibi canilere benzemez ki, sana karşılıkta bulunsun. Tanrı senin cezanı vermediyse, demek ki kendini düzeltmen için sana bir şans vermiş. Evvelce o küçük Yohan, nasıl iyi ve masum çocuksa, sen yine öyle olmaya çalış.'. Tanrı, senin gibi canilere benzemez ki, sana karşılıkta bulunsun. Tan vermediyse, demek ki kendini düzeltmen için sana bir şans vermiş. Evvelce o küçük Yohan, nasıl iyi ve masum çocuksa, sen yine öyle olmaya çalış.'
Sayfa 64·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim

F. Emre Vural

, bir kitap okudu
7/10
·324 syf.·
48 günde okudu
·
Okunma: 02 Eylül 2024 00:00
·
2024 2. kitabı
Zülfü Livaneli
8.3/10 · 15,6bin okunma
Osmanlıcılık
Biz zaten elâlemin toprağını işgal etmişiz, kılıç zoruyla oralara egemen olmuşuz, şimdi kaybettik diyoruz ama zaten hak sahibi değiliz ki. Ne dilimiz aynı, ne dinimiz. Bu insanlar kaç yüzyıl süren işgale karşı kendi ülkelerini kurtarıyor, kurtuluş savaşı veriyor gibi zararlı fikirlere kapılır sonra şerefli bir subayın böyle düşünmemesi gerektiğini hatırlayarak kendine gelirdi.
Sayfa 301 - İnkılâp·Kitabı okudu
Siyasi
Hangi ordular geliyor buraya?" "Yunan ve Bulgar orduları, Sırp da var ama daha ziyade ilk ikisi." "Nasıl olabilir? Ne zaman kavgayı bıraktı bu düşman eyaletler? Hayır inanmam, katiyen inanmam. İki cihan bir araya gelir de bu devletler anlaşamaz. O zaman bu iş... bu iş yanlış siyasetten..." derken sustu ama herkes ne demek istediğini anladı. İktidarda olduğu uzun yıllar boyunca “böl ve yönet" ilkesini uygulayan, imparatorluktaki halkların birbiriyle uğraşmasına neden olan adam, kendisi tahttan indikten sonraki yeni idarenin ve tahta oturan kardeşinin beceriksizliğini anlatmak, onları suçlamak istiyordu ama her zamanki ihtiyatlı haliyle susmayı tercih etti.
Sayfa 293 - İnkılâp·Kitabı okudu
Düşmana karşı
Otuz üç yıllık saltanatında sadece üç beş mahkûmun idamını onayladığını, onların da ana baba katili gibi adamlar olduğunu anlatan Padişah eğer doğru söylüyorsa, Doktor'un kendi arkadaşlarının öldürdüğü insan sayısı bununla kıyaslanamayacak kadar çoktu. Hem de sorgusuz sualsiz. Bir cinayet örgütü gibi çalışmaya başlamışlardı ne yazık ki. Flora diye sayıklayan yaşlı adam devrildikten sonra Osmanlı yönetimi siyasi gruplar arasında parçalanmıştı. Hükümetler dikiş tutmuyordu. Bu yüzden Balkanlar'da patlayan isyanlara hazırlıksız yakalanmıştı. Şimdi de Gazi Muhtar Paşa hükümeti istifa etmişti. İttihatçılara karşı kurulan İtilaf Partisi, son seçimleri kazanmıştı ama dişe diş göze göz mücadele devam ediyordu. İki parti için de zafer, düşmana değil birbirlerine karşı kazanmaları gereken bir şeydi. Ordu ikiye bölünmüştü. Belki ikiye değil daha fazla parçaya, diye düşündü Doktor. İttihatçılar, İtilafçılar, Halaskaran subaylar, yaşlılar, gençler, birbirinin ayağını kaydırmaya çalışan paşalar. Doktor, bu ülkede ne çok nefret birikmiş, diye düşünüyordu, herkes birbirinden nefret ediyor, birbirinin kuyusunu kazmaya çalışıyor. Eskiden Abdülhamid'e duyulan öfke herkesi birleştiriyormuş meğer. Kötüye gidişin tek sebebinin bu adam olduğunu düşünmek bir çeşit aldanma, bir çeşit rahatlamaymış.
Sayfa 278 - İnkılâp·Kitabı okudu