Dikkat Spoiler İçermezzz!!!
9/10
·130 syf.·
2026 88. kitabı
Tribün hikayeleri :) Direk kitabın kapak kısmından etkilendim desem.Yeşil saha ve top .Yani futbol :)Severiz . 13 tane takım var ve bu takımlara ilgi duyanların onlar hakkındaki düşünceleri anıları vesayire .Biraz bilgilendim .Bazı takımlara çok yabancıydım az çok öğrenmiş oldum.Güzel hissetirdi ya . Karşıyaka , Bucaspor,Beşiktaş ,Fenerbahçe, Eskişehirspor hikayeleri güzeldi .En çok Beşiktaş duygulandırdı tarafsız söylüyorum. Ben genel olarak keyif alarak okudum.Sadece çok fazla küfür vardı ya Ben futbolun galiba o kısmını sevmiyorum o yüzden stada gidip maç izlemek istemem ya evden tv karışında iyidir bence :) Holiganlığı da sevmiyorum .Çok abartılı kavga edilecek şekide çirkefleşmeyi de doğru bulmuyorum.Adil oyun fair play olsun yani. Hakemiyle, oyuncusuyla, taraftarıyla . Futbol seyir zevki vermeli sürekli gerginlik olmaz yani .Farklı renkler ,Farklı takımlar da görmek isterim ligde farklı şampiyonluklar .Eskiden baya vardı güzel takımlar vardı ligden düştüler sonra pek göremedim .Sürekli aynı takımlar şampiyon olunca da bence fazla zevk vermiyor oyun .Neticede Mücadele oyunu takım ruhunun en iyi yanstıldığı birlik ve beraberlik dayanışmanın en aktif olduğu platform .Hiç tanımadığınız biriyle bile kaynaşabililiyorsunuz .GÜZEL YA :) Sadece abartılı sevilmesi güzel değil hayat bir oyundan ibaret değil yensen de yenilsende hayat devam ediyor çok da gözünde büyütmemek lazım. Futbol konusunda baya gelişmemiz lazım bence .Yani " var "var da niye var diyeceğim :) Üst düzey bir bilgim yok ama Beşiktaş' tan ötürü az çok biliyorum.Bana göre çok şerefli takım.Onun da hakkı yeniyor .Toparlanır umarım özellikle derbilerde seyir zevki veren bir takım yani :) Fazla yazmayım yoksa çok şey var :) Keyifli okumalar :)
Asla Yalnız YürümeyeceksinErdem Aksakal · Okuyan Us Yayınları · 201114 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
Haydiii Buz Gibi Gazoz - Güray Ulutaş - Anlatı - Ankara 2026 - 175 Sayfa Kimileri hayata çocuk parkında bahçesinde başlarken, kimileri gazoz ya da bir manavın yanında kavun karpuz satarak, ayakkabı boyacılığı, dolmuş değnekçiliği yaparak başlar. Bu bir mihenk taşıdır başlangıç için ve değerlidir. Çünkü gelecek bu nokta üzerine inşa edilecek zirveye hareket buradan başlanacaktır. Zirve yolu sarptır, engellidir. Hatalar, yanlışlar, kayıplar olur. Her geri dönüş bir deneyim ve geleceğe sağlam adım atılmasına vesile olur. Yazarımız Ardahan'ın Mal Meydanında başlamış yaşamına, haydiii buz gibi gazoz diyerek. Sonra bozkır ortasında ki Ankara'ya göçer ailesiyle. Öğrenimini bu kentte tamamlar. Çok sevdiği ve yaşamı boyunca kendisinin ideolü olan, ticaretle uğraşan ağabeyinin yanında çalışmaya başlar. Bir süre sonra trafik kazasında ağabeyini yitiren yazar tüm sorumluluğu yüklenerek işin başına geçer. Prensipleri, ilkeleri, hedefleri vardır. Bu işlerle uğraşırken askerlik çıka gelir. Askerlikte yaptığı bir hata kendisine büyük bir ders niteliğindedir, kısacası ders olmuştur. Yazar, çok samimi, nahif anlatımıyla Ankara'da yıllar süren ticaret deneyimini okuruna anlatırken özellikle de satırlar arasından genç okurlara mesajlar iletir. Bu mesajlardan bazıları; Çok çalışmak, Prensip sahibi olmak, samimi güvenilir sözünün eri olmak, hedef belirlemek, emanete hiyanet etmemek, yapılacak işleri bir plan dahilinde hayata geçirmek, bu planı yazılı olarak kayıt altına almak gibi. Yazar çalışma hayatının ötesinde içinde yaşadığı Ankara'nın o dönemler merkezi konumunda olan Kızılayında bulunan dükkânlardan da bahsederek tarihe bir not düşürmüş. Keşke yaşadığı o dönemi biraz daha detaylandırsaydı acaba nasıl olurdu? diye soramadan edemiyorum. Fenerbahçe Spor Kulübünün çılgın taraftarı
Haydi Buz Gibi GazozGüray Ulutaş · Kişisel Yayınları · 20261 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Belki de sana düşen, bulmak değil aramaktır.
9/10
·136 syf.··
2026 30. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 09:02
“Yaşarken kibrinden geçilmeyen insanoğlu, ölünce sinekleri toplamaktan başka bir işe yaramıyor.” Jorge Luis Borges Yanılıyorsun sevgili okur! İsmine bakıp yanılıyorsun! Resmine bakıp yanılıyorsun! Sapiens, Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi gibi bir kitap değil gördüğün. İnsanın tarihinde fiziksel olarak geçirdiği evrelerden çok daha fazlası var. Bir “düşün tarihi” var, kendini aradığı, kim olduğunu, neden var olduğunu, hayattaki amacının ne olduğunu bulmaya çalıştığı, çoğu zaman başarısız olduğu bir tarih… “Haddini bilmeyene haddi bildirilir de kendini bilmeyene ne bildireceksiniz.” Gözlerinizi kapayın ve bir düşünün… Bir sabah gözlerinizi açtığınızda kim olduğunuzu, nerede olduğunuzu bilmiyorsunuz. Bir pansiyondasınız ve size kendinize dair bilgi verecek hiçbir şey, hiç kimse yok; ne bir insan ne bir kimlik! Öldünüz mü yoksa? Böyle mi olur ölünce? “Neredeyim ben, neresi burası?” Kim olduğunuza dair ilk tahmininiz ne olurdu? “Belki kiralık katil, belki hırsız, belki ajan, belki de muhasebeciyimdir.” Mesleğinizi bilmiyorsunuz mesela, ilk hangi işi yaptığınızı düşünürdünüz? İyi biri misiniz yoksa kötü mü? İyi nedir, kötü ne? Belki de hatırlamayı istemeyecek kadar kötü bir hayatınız olmuş ve Allah size bu lütfu bağışlamıştır değil mi, kim bilir? “Adam doğdu, yaşadı ve öldü.” Hep bir şeyleri unutmak istemiyor muyuz? Hayallerimizdeki gibi gitmediğinde hayat, hep bir sil baştan başlama isteği… Sahi, sıfırdan başlasak ne olurdu? Yine aynı hatalara düşer miydik? Bizi biz yapan hayatın yollarında yürüdüğümüz adımlar değil mi? Hayatımız üzerine böyle etraflıca düşünmek için belki de her şeyi unutmak gerekiyor bir gün. Bir Adem olduğumuzu, hayatın doğup, yaşayıp, ölüp gitmekten ibaret olduğunu ve her şeye gereğinden fazla anlam yüklediğimizi anlamak için şu içinde bulunduğumuz koşturmadan
İnsanın Acayip Kısa TarihiGüray Süngü · Ketebe Yayınları · 20212,389 okunma
Araba Sevdası yahut Bir Züppenin Hezeyanları
8/10
·208 syf.··
2026 7. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2026 23:12
Araba Sevdası ilk kez, 1896 yılında Servetifünun dergisinde tefrika edilmiştir. Roman, 1898 yılında da kitap olarak basılmıştır. ‘‘Resimli Millî Hikâye’’ ibaresiyle tefrika edilen romanda Halil Paşa’nın sekiz, Diran Çırakyan’ın üç çizimi yer alır. Dergideki ilk tefrika da bu şekilde resimlidir. Günümüzdeki Araba Sevdası baskılarında bu resimler yokmuş. Ben tek tek günümüz baskılarını incelemesem de böyle bir bilgi edindim. İşte bu, İş Bankası Kültür Yayınları’nın Türk Edebiyatı Klasikleri Dizisi’nden çıkan ve dizinin 100. kitabı olma özelliğini de taşıyan Araba Sevdası baskısında bahsi geçen çizimler de yer almaktadır. Araba Sevdası, Türk edebiyatında ilk realist roman kabul edilir. Aslında Recaizade Mahmut Ekrem, şiirlerinde romantizm akımının etkisindedir. Tek romanı olan Araba Sevdası’nda ise romantizmden realizme geçiş yapmıştır. Romanı realist yapan özellikler nelerdir, bunlara elbette değineceğim. Romanda kullanılan teknikler, gerçekçi tabiat tasvirleri ve döneme dair birçok detay önemlidir. Ekrem, bu romanda gülünecek hâller bulunduğunu söyler. Romanın başında kendisinin yazmış olduğu giriş yazısında Muhsin Bey hikâyesiyle bu romanı kıyaslar. Onun okur tarafından ağlanacak şeylerden görüldüğünü söylerken Araba Sevdası’nın ise gülünecek hâllerden olduğunu ifade eder. Ekrem’in bu konuyla ilgili son cümlesi ise dikkat çekicidir: ‘‘Fakat dikkat edilirse bu, ondan elbette daha çok hazin, elbette daha çok acıklıdır.’’ der ve Araba Sevdası’nı Muhsin Bey hikâyesinden daha hazin, daha acıklı bulduğunu ifade eder. Araba Sevdası dönemin Batı özentisi züppe tiplerinin dejenere yaşam tarzını eleştiren, onlarla âdeta alay eden, bu züppe tiplerin düştüğü komik hâlleri anlatan bir romandır. Romanın başkahramanı Bihruz Bey de işte bu züppe tipinin temsilcisi olarak karşımıza
Araba SevdasıRecaizade Mahmut Ekrem · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202630,9bin okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2026 10. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2026 11:42
"Hayat fena halde futbola benzer" der bir filmde. Çok doğru! Futbol bazen bir direniş gösterme,kardeş ve bir olabilme becerisidir. Küçük bir alanda tarihe etki eden birçok olaya şahit olduk ve olacağız da. Yazar Sayın Meydan'ın bu kitabında Türk futbolunun tarihe nasıl etki ettiğini görmekteyiz. Siyasi arenada devletimize "hasta adam",biz Türkler'e "barbar, çağdışı"diyenleri futbol sahasına nasıl gömdüğümüzü okuyacaksınız. Fenerbahçe'nin sıfırdan nasıl Fenerbahçe olduğunu göreceksiniz. Fenerbahçe'nin Üsküdar Spor Kulübü ile kavga ettiği anı yaşayacaksınız. Fenerbahçe'nin Anadolu'ya silah kaçırdığını, Topkapılı ,General Harrington 'ın arabasını çalarken kendinizi 'erketeye yatarken' bulacaksınız. En önemlisi vatanımızın ne şartlar altında savunulduğunu ve kurulduğunu göreceksiniz. Zeki Rıza Bey'in attığı golleri okumayacaksınız,bizzat o golleri tahta tribünde izleyeceksiniz. General Harrington Kupası 'nı kazanan Fenerbahçeli oyuncuları omzunuzda taşırken bulacaksınız kendinizi. Sayın Meydan,tarihi gerçeklerden çıkmadan yarı roman yarı tarihi bir eseri biz okurlara armağan etmiştir. Ulusal başarının rengi yoktur , bu başarı hepimizindir. Ülkemize başarı ve umut getiren , zamanında bizi temsil etmiş, şu anda temsil eden ve gelecekte de temsil edecek bütün takımlarımıza teşekkür ederiz. Bir Galatasaraylı olarak bu kitabı okudum , Fenerbahçe ile rakip olmak şereftir! Ezeli rakibim ,edebi dostum büyük Fenerbahçe!
Sarı Lacivert KurtuluşSinan Meydan · İnkılâp Kitabevi · 2010254 okunma
Puan vermedi·288 syf.·
2026 16. kitabı
2000 li yıllarda ilk fenerbahçe ye yönetici olduğunda adını duymuştum.. Sonraki süreçte de.. Hep aileden gelen zenginlik ile yönetici vs olduğunu düşünmüştüm.. Ama kitabı okuyunca.. 0dan..kaziyarak geldiğini görünce.. Şaşırdım ve hayranlığım arttı..
İçindeki Dağı AşSadettin Saran · Destek · 202168 okunma