9 Ekim 1979
Dün gece, Fatoş'a şakamtırak, eleştirimsi, özendiriyora, güç veriyora kalkışkın uzunca bir mektup yazdım. Demedim elbet, şu İngiltere serüvenini icat edenin ben olmadığımı. Ben olmasaymışım, çoktan Amerikalara uzanıp masterını, doktorasını yapıverirmiş. Hoyda bre Ferayi! Odisseus Elitis! Haklısın canımın içi, doğru da BEN nereden çıktım? Hangi koşullarda bir araya gelindi anımsamak yok mu? Bu ne bellek oyunu! Anlatamazsın. İyi işte, geç de olsa, enflasyonist -bereket hümanist değil- baskının alabildiğine üstümüze çullandığı, Barettalı, Kalaşnikoflu, dinamitli günler döneminde kullanmadım bu zavallı ağırlığımı, çekip gittin, hem de iyice yorulduğumu sezmen gereken çağımda, bir çıkmazdayken, başımızı sokacak bir dam sahibi bile değilken...
Bu dam hırtlığı, iyice porno öyküleşti ya, neyse... Böylesine cıvık fukara edebiyatını iyi alaya alırdı ha, halkına kendini adamış büyük usta Orhan Kemal yaşasaydı. Bak sırası gelmişken, yürekleri prangalara, bukağılara, duyarsızlıklara dayanamayıp erken duranlara selam olsunla bağlayayım sözümü; çağdaş dilimin başozanı, canım Nazım Hikmet, Orhan Veli, Sait Faik, Cahit Sıtkı, Turgut Uyar, daha adlarını saymaktan -baş tacı edemediğimiz için yaşarken- utandıklarıma.