Puan vermedi·94 syf.··
2026 10. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 00:00
Sezarın hakkı Sezara ! Mecburiyetin tam olarak nasıl bir his olduğunu doyasıya yaşatıyor okuyucuya. İdeolojisini dayatan bir devlet karşı koymakta güçlük çeken Ferdinand. Kitaplığımda olan okumadığım bir kitaptı . Öneriye göre aldığım bir kitap olduğunu düşünüyorum . Çok beğendim ben Almanca'dan Itır Ilgaz'ın çevirisiyle okudum. Sadece Stefan Zweig ' ın yahudi olduğunu bilmiyordum okuduğum ilk kitabı değildir çok kaliteli bir yazar lakin şuan yapılan soykırımdan ötürü bir Yahudi menşeli kitap okumak vicdanen rahatsız etti. Diyeceklerim bu kadar.
Edebiyat
MecburiyetStefan Zweig · Dekalog Yayınları · 202075bin okunma
10/10
·50 syf.··
2026 16. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 10:16
Başarılı bir psikolojik roman, Ferdinand'ın içinde debelendiği ikilem, Paula'nın kararlı karşı çıkışları ve sarf edilen cümleler kitabı baştan sona bir solukta okuttu bana. Aynı zamanda son sayfalarında duygular giderek yoğunlaştı; sanki ben de Ferdinand ile birlikte esaretimden kurtulup özgürleşmişim gibi bir hafiflik ve onun ardına gelen yaşama coşkusuna kapıldım.
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175bin okunma
Reklam
Puan vermedi·50 syf.··
2026 60. kitabı
Mecburiyet, I. Dünya Savaşı sırasında askere çağrılan ressam Ferdinand'ın, savaşın anlamsızlığı ile vatan görevine karşı hissettiği vicdani sorumluluk arasında kalışını anlatır. Stefan Zweig, eşinin de desteğiyle bireysel özgürlüğünü otoriteye karşı savunan bir adamın içsel çatışmalarını ve pasifist direnişini çarpıcı bir psikolojik derinlikle işler.
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175bin okunma
Mecburiyet İncelemesi
8/10
·50 syf.··
2026 13. kitabı
Avusturyalı yazar Stefan Zweig tarafından 1920 yılında yayımlanan psikolojik kısa öykü eseri. Birinci Dünya Savaşı sırasında askere alınmamak için eşi Paula ile birlikte İsviçre’ye kaçan Ferdinand, uzun zamandır endişeyle beklediği celp kâğıdını nihayet teslim alır. Zarfın eline ulaştığı andan itibaren insan iradesi, bireysel özgürlük, gitmesini istemeyen eşine karşı sorumluluğu ile vatanına (Almanya) duyduğu bağlılık, devlet otoritesi karşısında bireyin çaresizliği ve askerlik görevine ilişkin hissettiği “mecburiyet” duygusu arasında sıkışıp kalan Ferdinand, derin bir ruhsal bunalıma sürüklenir. Vereceği karar ise yalnızca geleceğini değil, geçmişini ve yaşamını da yeniden sorgulamasına neden olacaktır. Yazarımız Stefan Zweig, Birinci Dünya Savaşı'nın ilk yıllarında memleketi Avusturya’nın (o dönemki adıyla Avusturya-Macaristan İmparatorluğu) savaşa katılımını desteklemiş olsa da, savaşın yol açtığı yıkıma ve insani felaketlere tanıklık ettikten sonra düşüncelerinde önemli bir değişim yaşamıştır. Tıpkı Ferdinand gibi İsviçre’ye taşınan Zweig, bu eserinde bireyin vicdanı ile devletin talepleri arasında sıkışıp kalışını son derece etkileyici ve insani bir dille ele almaktadır. Bu açıdan bakıldığında, Zweig'ın Ferdinand üzerinden kendi hikayesini aktardığı pekala iddia edilebilir. Mecburiyet, yalnızca savaş döneminde geçen bir hikâye değil; aynı zamanda özgür irade, ahlaki sorumluluk ve bireyin otorite karşısındaki konumuna dair evrensel sorular soran güçlü bir psikolojik anlatıdır.
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175bin okunma
9/10
·50 syf.··
2026 6. kitabı
Ferdinand, ülkesindeki savaştan kaçıp başka bir yeri kendine yurt edinmişti. Yine de geçmişi peşini bırakmıyordu. Bir gün beklediği mektup geldi: Birliğine dönmesi isteniyordu. Karısı gitmemesi için yalvardı. Eğer kendi düşünceleri uğruna mücadele etseydi onu destekleyeceğini, fakat şimdi yalnızca güce boyun eğdiğini söyledi. Ferdinand ise içinde hazırladığı tüm cevaplara rağmen konsolosluğa gitti ve kendisine söylenenleri kabul etti. Tam teslim olmaya yaklaşırken savaşın geride bıraktığı yıkımı gördü. O an, başkalarının ondan beklediği şeyle kendi istediği şey arasındaki farkı fark etti. Ve geri döndü. Belki de ilk kez, bir otoriteye değil kendi iradesine itaat ederek.
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2026 00:00
Bu kitabı her elime aldığımda içimde tarif edemediğim bir sızı uyanır; çünkü bilirim ki Bir Delinin Hatıra Defteri, alelade bir çıldırma hikayesi değil, unvanların ve sınıfların insan onurunu nasıl un ufak ettiğinin hikayesidir. Romanın kahramanı Poprişçin, müdürünün odasında sadece kalem yontmakla görevlendirilmiş o dokuzuncu dereceden küçük memur, aslında aklını kaybetmeden çok önce toplumun o kaskatı duvarlarına çarparak ruhunu kaybetmeye başlıyor. Üstü başı eski olduğu, statüsü yetmediği için sürekli aşağılanan, evindeki uşağı Tuva tarafından bile ciddiye alınmayan bu adam, bir de gidip genel müdürün kızı Sophie’ye aşık olduğunda hayat onun için iyice çekilmez bir hal alıyor. Sophie’nin düşürdüğü o dantelli küçük mendili koklayarak avunmaya çalışması, onun o asil dünyasına ait kokularda teselli araması kalbimi sızım sızım sızlatıyor. İşte tam bu kırılma noktasında, o katı ve acımasız gerçeklikle baş edemediği an zihni ona acıyor ve onu korumak için hayal dünyasının kapılarını açıyor. Sophie’nin küçük köpeği Meggy ile bir başka köpeğin birbiriyle mektuplaştığını sanması ve çamurlu sepetlerin içinden o hayali mektupları çalmaya çalışması, aslında o korkunç yalnızlığından ve dışlanmışlığından kaçıp sığınacağı bir rüya arayışından başka bir şey değil. Günlüğündeki tarihlerin yavaş yavaş delirmesi, "Nisanın 43. günü" ya da "Mavi Ayın 1. günü" gibi tuhaf satırlara dönüşmesi, artık bizim dünyamızın kurallarıyla oynamadığının en hüzünlü kanıtı. Kendini İspanya Kralı VII. Ferdinand ilan ettiği, o eski üniformasını kesip biçerek kendine derme çatma bir kral pelerini diktiği o an ise alelade bir delilik şovu değil; onu ezen bu uyduruk sisteme karşı kalbi kırık bir adamın kendi içine kurduğu o gizli krallıkla aldığı en büyük intikamdır. En sonunda __"İspanya’ya
Alıntı
Bir Delinin Hatıra DefteriNikolay Gogol · İndigo Kitap · 202117,5bin okunma
Reklam
Reklam