MIRANDA
Evlenmek istersen benimle, karın olurum,
İstemezsen de kimsenin olmam.
Eşin olarak istemezsen beni,
O zaman istesen de istemesen de hizmetkârın olurum.
FERDINAND
Karım, sevgilim, sonuna kadar seninim.
MIRANDA
Kocam mısın öyleyse?
FERDINAND
Evet, özgürlük arzusuyla yanıp tutuşan bir köle gibi.
İşte elim.
MIRANDA
Bu da benim elim, yüreğim de içinde.
MIRANDA
Beni seviyor musunuz?
FERDINAND
Ey gökler, ey yeryüzü tanık olun bu sese,
Doğru söylüyorsam taç giydirin andıma
Ve bunun sonucuna!
Ama eğer içten değilse yeminim,
Felakete dönsün yaşayacağım her mutluluk!
Dünyada her şeyden çok sizi seviyorum,
Seviyor, sayıyor ve değer veriyorum.
MIRANDA
Bitkin görünüyorsunuz.
FERDINAND
Hayır soylu hanımefendi.
Siz yanımda oldukça
Gece bile yepyeni bir gündür bana.
Yalvarırım söyleyin,
Sırf sizi dualarımda anabilmek için soruyorum:
Adınız nedir?
MIRANDA
Miranda. Ah babacığım,
Bunu söyleyerek emrine karşı geldim.
Hacıların ve savaşçıların, göçebelerin ve tüccarların seyahat ettiği, malların ve ürünlerin alınıp satıldığı, fikirlerin takas edildiği, uyarlandığı ve saflastirildigi yollar üzerinden taşınıyordu. Onlar beraberlerinde sadece refahı değil, ölümü ve şiddeti, hastalığı ve felaketi de bu yollardan getiriyordu. On dokuzuncu yüzyılın sonlarında saygın Alman Jeolog Ferdinand von Richtofen bu genişleyen bağlantılar ağına seidenstraben (ipek yolu) demişti ve bu tabir hâlen kullanılmaktadır.