Genel hatlarıyla kadınları "yaşama" teşvik etmeye yönelik bir özveri ile yazılan bu kitapta, kadının yaşamda, yazın dünyasında uğradığı kısıtlamalar ve onların üzerine kapatılıp kilitlenen kapılar -psikolojik kısıtlama- ele alınmaktadır. Deneme bütünü diyebileceğimiz - içinde bazı kurgular barındıran bir deneme kitabı diyelim- bu eserde, Virgina Woolf kadınların uğradığı baskıları, yazarların anlatımları üzerinden bu baskıları ne kadar kabul ettiklerini veya karşısında olduklarını cümleleri ve yazılarındaki akış üzerinden yorumluyor.
Virgina Woolf'ün anlattığı bu iki olgu; kendine ait bir oda ve bir miktar gelir -zihnin rahatlığı açısından- yazarın, düşüncesinin özgürlüğünü ve gözlem derecesini üst seviyeye çıkarması için gerekli olan elzem olan detaylardan en önemlileri. (bunlar cinsiyet ayırt etmeksizin katılmış olduğum noktalardan)
Kadının yazın üzerinde ve hayatta baskılanmış benliğini - bazen en soylu kişiler de bile- kolay kolay açığa çıkaramadığını verdiği örnekler ve kafasında oluşturduğu kurgular üzerinden anlayabiliyoruz.
Kitabın sonlarına doğru gelirken, eğer annem daha bir eğitim alması için okula gönderilmiş olsaydı, dedem tarafından bu bağnazca düşünce ile kısıtlanmasaydı, "beni nasıl bir insan hâline getirebilirdi, farklı bakış açıları katıp düşünceme ne tür pencereler açabilirdi" diye düşündüm ve üzüldüm.
Kitabın son sayfalarında kadına "korkmadan yaşa, seni kapatmak istedikleri kabuğu kır" tarzı birkaç sayfanın, önceki anlatımların verdiği mesajın gücü net olarak anlaşılan bu eserde çok da gereği olduğunu düşünmüyorum. -kişisel gelişim semineri tadı var.-
Annem belki de bambaşka bir hayat yaşardı, kim bilir...
Plüton'dan evrene: Zaman makinesi bulunmalı ve geçmişe dönüp dedemi engellemeliyim...