Zamanın felsefi ve bilimsel tarihine bütünsel bir bakış atan, akıcı ve yalın ama bir o kadar da derinlikli bir kitap. Felsefe ile fiziğin bu kadar başarılı harmanlanması, konuyu çok daha ilgi çekici kılıyor.
Kendi okuma sürecimde sık sık durup üzerine düşündüğüm, hatta bazı kısımları daha iyi kavramak için yapay zekadan destek alarak ilerlediğim bir kitap oldu. Kurgu bir roman gibi bir çırpıda bitirmek pek mümkün değil; zira hem zorlayıcı hem de "beyin yakan" bir yapısı var. Ancak sunduğu düşünce deneyleri ve paradokslar, zihnimdeki bazı sorulara cevap olurken yepyeni soruların doğmasına neden oldu. Zaman kavramına ilgi duyuyorsanız, yavaş yavaş, sindirerek ve araştırarak okunması gereken çok kıymetli bir eser olduğunu düşünüyorum.
Bu kitabı gerçekten çok sevdim. Hem duygusal hem de çok etkileyici bir hikayeydi. Karakterlerle kolayca bağ kurabildim, özellikle Patroklos’un duyguları bana çok gerçek hissettirdi.
Akhilleus ve Patroklos arasındaki ilişki çok derin ve dokunaklıydı. Sadece bir aşk hikâyesi değil; aynı zamanda dostluk, sadakat ve kader üzerine güçlü bir anlatıydı.
Sonunu biliyor olmama rağmen yine de çok etkilendim. Yazarın dili sade ama bir o kadar güçlüydü. Kitabı bitirdikten sonra bile uzun süre etkisinden çıkamadım.
Mitolojiye ilgisi olan ya da olmayan herkesin sevebileceği bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Günümüz insanları... Ne kadar şanslı olduklarının farkında değiller. Geçmiş, insanların büyük çoğunluğu için sonu gelmez bir sefaletten ibaretti. Zamanda ne kadar geriye gidersen, o kadar kötüleşir.