Yirmi beş yıl sürecek bir evlilik hayatında bu aşkın, bu sevdanın hep zirvelerde gezdiğine şahit oluruz.
Bu noktada edebiyatçılarımıza şöyle bir gönül koyma hakkımız var mı?
Eğer aşkı kaleme dökecektiyseniz; Leyla ile Mecnun'u değil, Kerem ile Aslı'yı değil, Ferhat ile Şirin'i değil, Mem ile Zin'i değil,Muhammed ile Hatice'yi yazmalıydınız.
Çünkü diğerlerinin aşkı hep kavuşmama üzerine kuruldu, belki birbirlerine kavuşsalar o aşk bitecek, o sevgi şarkılarının yerini, kavga ve gürültüler alacaktı. Ama gelin görün ki; Hatice validemiz ile Hz. Muhammed'in kurduğu yuva yirmi beş yıl sürecek ve hep aşk temeli üzerine doğrulacak, ilk günkü sevgi ve aşk hiç azalmadan devam edecek ve hatta biri vefat edip, diğeri kalınca, haneye birçok hanım girmesine rağmen, o günden sonra yaşanılacak on üç yıllık ömürde, Efendimiz (sas) hep "Haticem ahh Haticem! " diye inleyecek ve 'Allah bana Hatice' den daha hayırlısını vermedi:' diyerek, hep onu vefa ve minnet ile yad edecektir.
Hz. Hatice Validemiz ile ilgili okuduğum bilmem kaçıncı eser. Bilgi olarak bana bir yenisini katmasa da validemize karşı duyduğum muhabbete çok şey kattı. Bir çırpıda okudum. O kadar akıcı o kadar naifti ki ...