10/10
·79 syf.··
2026 14. kitabı
Yıllar sonra ilk kez ellerimde şiir kitabı tutuyorum. Her bir şiir, akıcı ve duyguyu hissettiriyor. Diğer şiir kitaplarından ayıran her şiirin kendi seslendirmesi olması. Hem dinliyor hem okuyoruz. Hüznün, aşkın, özlemin kısacası bütün duyguların harmanlandığı kitapta kendimizden bir parça buluyoruz. Bu güzel çalışmada benim en sevdiğim Aleni aleni oldu. Kendine benim gözümden bakabilsen, Bir Mecnun, bir Ferhat, bir Kerem gibi, Çölleri aşıversen ve koşup bana gelsen, Bir Leyla, bir Şirin, bir Aslı gibi...
Senden ÖtürüÖmer Faruk Karaman · Kamutay Yayınları · 2025116 okunma
Puan vermedi·330 syf.··
2026 1. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2026 00:00
Kitaba bir cinayet ile başlıyorsunuz ama cinayet falan hikaye... Asıl anlatılmak istenen; aşk duygusunun derinlikleri ve aşkın insanı nasıl avucunun içine alabileceğidir. Aşkın ne kadar yüce bir duygu olup insana akılalmaz şeyler yaptırabileceği, zaten birden fazla karakterde gözlemlediğimiz bir durum. Edebiyat tarihimizde Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin, Aslı ile Kerem, Romeo ve Juliet gibi aşkın hep güzel betimlendiğini; ancak aslında ne kadar tehlikeli bir duygu olduğundan bahsedilmediğini gören Livaneli, bu işe el atmış gözüküyor. Cinayet sebebinin bile aşkla ilintili olduğunu görüyoruz romanda. İşlenen cinayetler, işlenen suçlar, akıl hastası olacak kadar ileri hastalıklara sahip olma sebepleri... Ludmilla’nın Olga’ya olan aşkını öğrendiğimde şok geçirdim. Hikayeyi Ahmet’in ağzından Mehmet’in hikayesi olarak dinlediğimizi sanırken, aslında birebir Mehmet’in anlatıyor oluşunu öğrenmek de öyleydi. Bir insanın sevme kapasitesinin bu denli yüksek olabileceği eminim ki Mehmet’in de aklına gelmezdi. Ahmet aslında ölmüştü ama Mehmet kendini insanlara Ahmet olarak tanıtıyordu; çünkü travmalarından ancak böyle korunabilir, bazı şeyleri ancak böyle unutmaya çalışabilir ve onlarla ancak bu şekilde baş edebilirdi. Çünkü “insan her şeyi unutarak yaşayabilirdi ama her şeyi hatırlayarak yaşayamazdı.” Yazara göre Zeus’un okunun zehirli olduğunu ve milyonlarca insanı zehirlediğini biliyoruz; bu kitaptakiler ise sadece birkaç örnekten ibaret. Ama hepsinin aynı aşk hastalığından muzdarip olup bir araya getirilmesi de cabası. Kitapta şaşırdığım noktalardan bir tanesi de sarılma makinesi oldu. Olga ile alakalı başına gelenlerden sonra artık kimseye dokunamayan Mehmet’in bu icadı biraz da içler acısı. Oraya gidip rahatlamaya çalışması ama aynı zamanda bu aletin onun sonunu
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2019126,6bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
9/10
·437 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2026 22:53
Merhaba sevgili okur, Bu kitap seçilmiş halk hikayelerini özetler nitelikte hazırlanmış. Hikayeler anlatan kişiye göre bazı değişikliklere uğrar, hatta sonu dinleyici tercihine göre mutlu veya mutsuz sonla bitecek şekilde de değiştirilir. Genel olarak hikayelerin kısaca anlatıldığı bir seçki. Okuması da oldukça keyifli oldu. Halk hikayelerinin genel özelliklerini tanımak için de bir fırsattı. Bu kitabı almak için verdiğim çabaya değdi efenim ;) Umarım bir gün halk hikayelerini bir ozan anlatısından dinlemek nasip olur. Hikayeleri kısa kısa ve açık bilgi vererek anlatacağım, spoiler istemeyen uzak dursun lütfen. 1- Karacaoğlan: Yaşar Kemal’in “Üç Anadolu Efsanesi’nde anlatımın çok başarılı olduğunu söyleyerek başlayalım. Karacaoğlan esmer ve ince yapılı Toros’ların delikanlısı. Rüyasında bade içerek saz üstadı olur. “Saz yorulmadıkça, Karaca da yorulmazdı. Onun sözlerine de doyulmazdı…” Her gittiği yerde hürmetle karşılanan Karacaoğlan bir beyin kızı olan Elif’e aşık olur ve sevdâlılar kavuşurlar amaaa zamanla kader ağlarını örüp işleri değiştirir. Sazına gönül veren Karacaoğlan bir gün sazının teli kopunca sevdiğinin başına gelenleri hisseder. Elif’e döndüğünde artık çok geçtir. Güzel bir nasihatle de hikaye sonlanır. “Çok varıp gelirsen olmaz her yere Ya muhabbet kalkar, ya bir hâl olur...” 2- Kara Koyun: Maharetle kaval çalan çoban Mustafa gün gelir Ağa’nın kızına aşık olur. Olur olmasına da imkansız aşk kadar zor nesne az bulunur. Olur ya, Ağa kızı Ayşe de Mustafa’ya aşık olur. Mustafa haddini bilse de Ayşe’nin aşkından emin olunca tüm zorluklara göğüs gerip Ağa’dan kızını ister. Ağa’nın ve aşkı tanımamış olanların bir şartı vardır. Üç gün tuz yalatılıp susuz bırakılan koyunlar Mustafa’nın kavalıyla dereyi geçeceklerdir. Hiçbiri su içmezse Ayşe ile Mustafa
Halk HikâyeleriErgun Sav · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 19749 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 2. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2026 15:18
Yirmi beş yıl sürecek bir evlilik hayatında bu aşkın, bu sevdanın hep zirvelerde gezdiğine şahit oluruz. Bu noktada edebiyatçılarımıza şöyle bir gönül koyma hakkımız var mı? Eğer aşkı kaleme dökecektiyseniz; Leyla ile Mecnun'u değil, Kerem ile Aslı'yı değil, Ferhat ile Şirin'i değil, Mem ile Zin'i değil,Muhammed ile Hatice'yi yazmalıydınız. Çünkü diğerlerinin aşkı hep kavuşmama üzerine kuruldu, belki birbirlerine kavuşsalar o aşk bitecek, o sevgi şarkılarının yerini, kavga ve gürültüler alacaktı. Ama gelin görün ki; Hatice validemiz ile Hz. Muhammed'in kurduğu yuva yirmi beş yıl sürecek ve hep aşk temeli üzerine doğrulacak, ilk günkü sevgi ve aşk hiç azalmadan devam edecek ve hatta biri vefat edip, diğeri kalınca, haneye birçok hanım girmesine rağmen, o günden sonra yaşanılacak on üç yıllık ömürde, Efendimiz (sas) hep "Haticem ahh Haticem! " diye inleyecek ve 'Allah bana Hatice' den daha hayırlısını vermedi:' diyerek, hep onu vefa ve minnet ile yad edecektir. Hz. Hatice Validemiz ile ilgili okuduğum bilmem kaçıncı eser. Bilgi olarak bana bir yenisini katmasa da validemize karşı duyduğum muhabbete çok şey kattı. Bir çırpıda okudum. O kadar akıcı o kadar naifti ki ...
Hz. Hatice (Radiyallahu Anha)Muhammed Emin Yıldırım · Siyer Yayınları · 20203,384 okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2022 3. kitabı
Selam dostlar Nefis bir metinle geldim Abelard ve Heloise 1100’lü yıllarda yaşanmış ve yüzyıllar boyu adından söz ettirmiş bir aşk hikayesi. Abelard ve Heloise birbirlerini tutkuyla seven ve derinden birbirlerine bağlı iki aşık. Tıpkı Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı gibi… Abelard 12. yüzyılın, ortaçağın en parlak din adamlarından biri. Düşünür, din bilimci, eğitimci, besteci, yazar ve şair. Ölümünden çok sonra bile birçok din adamını ve düşünürü etkileyecek nitelikte. Notre Dame Katedralinde eğitimci olarak görev yapan, dönemin en tanınmış üstadlarından. Heloise dönemin ünlü bir kadın düşünürü, kadın hakları savunucusu. Bu iki parlak zihin Ferhat ile Şirin ya da Romeo ve Jüliet gibi birbirlerine olan aşkları yüzünden büyük ısdırap yaşarlar. Aile ve dini nedenlerden ötürü hem aileleri hem de toplum tarafından dışlanır, içlerindeki aşkı büyük bir acıya dönüştürerek yaşamaya devam ederler. Elimizdeki kitapta son yıllarında rahip ve rahibe olarak ayrı ayrı kapandıkları manastırlarda birbirlerine gönderdikleri mektuplar yer alıyor. Öyle duygu yüklü mektuplar ki hem aşklarına hem de bu metinlerin edebi değerine hayran kalıyorsunuz. Yazar Ronald Duncan günümüze ulaşabilen sadece yedi mektuptan bir oyun yazmış şiirsel bir dille. Ön sözü de çok bilgilendirici ve yol göstericiydi. Çok sevdim, etkilendim. Tavsiyemdir, okuyun okutun efendim
Abelard ve HeloiseRonald Duncan · Helikopter Yayınları · 20182,913 okunma
9/10
·124 syf.··
Beğendi
·
2025 97. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 01 Eylül 2025 15:58
Yaşar Kemal’in Ağrı Dağı Efsanesini okurken bir halk masalının diliyle yazılmış ama aynı zamanda insanın içini burkan derin bir aşk hikayesine tanıklık ettim. Kitap Kürt halkının yüzyıllardır anlattığı Ferhat ile Şirine Kerem ile Aslıya benzeyen efsanevi bir aşkı anlatıyor Güzeller güzeli Gülbahar ile yiğit Ahmetin kavuşmak için verdikleri mücadeleyi. Bir tarafta feodal düzenin baskısını töreleri ve zorbalığı görürken diğer tarafta aşkın insanı özgürleştiren hayata anlam katan gücünü hissediyoruz. Benim için kitabın en etkileyici yanı Yaşar Kemalin doğayı olağanüstü bir canlılıkla anlatmasıydı. Ağrı Dağı karlı doruklarıyla sisleriyle efsaneyi sanki yaşayan bir varlığa dönüştürüyor okurken dağı adeta gözümün önünde gördüm. Aynı zamanda Yaşar Kemalin dili çok akıcıydı halk anlatı geleneğini roman tekniğiyle birleştirmesi okumayı daha da keyifli kıldı. Kitap bana aşkın sadece iki insanın hikâyesi olmadığını aynı zamanda toplumla gelenekle iktidarla verilen bir mücadele olduğunu düşündürdü. Gülbahar ile Ahmetin kavuşma çabası aslında özgürlüğün ve insanca yaşamanın da simgesiydi. Genel olarak Ağrı Dağı Efsanesini çok beğendim hem destansı bir anlatıyla halk kültürünü yaşatan hem de okuru aşkın ve direnişin gücü üzerine düşündüren güçlü bir eser olduğunu söyleyebilirim..
Alıntı
Ağrıdağı EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202536,2bin okunma