Kaybetmek her zaman en kötüsü olmayabilir. Bazen sevmek ve sevilmek, yitirmekten daha çok acı verir. Yarının kapısına beklentilerimizle bir alacaklı gibi dayanmak, hayal kırıklığı yaratır. Hayal kurmak ve ümit etmek ise beklentilerin hırslardan ve takıntılardan arınmış şekli olduğu için onarıcıdır.
Çünkü pek çoğumuz çeşitli olasılıklar dünyasında, farklı fırsatlara yürüme yetisine sahip olduğumuz halde, önümüzde duran birkaç seçeneğe indirgenmiş, sürüye uymazsak türlü felaketlere maruz kalmakla korkutulmuş, uyumazsak ecinnilerin ve öcülerin geleceği söylenerek gözleri kapatılmış, ninnisi suçluluk duygusunun sesleri, rüyaları utanç sebebi olan çocuklardık..
Bazen bir şey yapmayarak da çok şey yapmış oluruz. Eylemsizlik de bilinçle tercih edildiğinde, bilinçle yapildiginda son derece güçlü bir eylemdir. YAPMAMAYI TERCIH ETMEK, ÖNEMLI BIR KARAR VE UYGULAMADIR.
Bütün aşklar küllenir, bütün babalar ölür, bütün hikayeler biter. Birinin yıkıntıların nöbetini tutması gerekir. İşte o yüzden biri hariç bütün çocuklar büyür. Gölgesini kaybeden insan gölgenin kendisine dönüşür.
Ne de olsa özveri önceki kuşaktan sonrakine doğru işleyen bir süreçtir. Genlerimizin daha uzun süre yeryüzünde kalmasını bu şekilde garanti altına alırız.